İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

43. sure · Kur'an-ı Kerim

Zuhruf Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Zuhruf, Kur'an-ı Kerim'in 43. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 89 ayettir. Diyanet mushafında 25. cüzde , 489. sayfada başlar, 495. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 43. sure
  • Mekkî
  • 89 ayet
  • 25. cüz · sayfa 489–495

Zuhruf suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Zuhruf 43/1

    حٰمٓؕ

    Okunuş

    Ha mim.

    Meal

    Hâ-mîm.

  2. Zuhruf 43/2

    وَالْكِتَابِ الْمُبٖينِۙ

    Okunuş

    Vel kitabil mubini.

    Meal

    Aydınlatan kitaba yemin olsun ki,

  3. Zuhruf 43/3

    اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْءٰناً عَرَبِياًّ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَۚ

    Okunuş

    İnna cealnahu kur'anen arabiyyen leallekum ta'kılun.

    Meal

    Anlayıp düşünesiniz diye onu Arapça Kur’an olarak indirdik.

  4. Zuhruf 43/4

    وَاِنَّهُ فٖٓي اُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِيٌّ حَكٖيمٌؕ

    Okunuş

    Ve innehu fi ummil kitabi ledeyna le aliyyun hakim.

    Meal

    Kuşkusuz o, katımızdaki ana kitaptadır; çok yücedir, hikmetle doludur.

  5. Zuhruf 43/5

    اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحاً اَنْ كُنْتُمْ قَوْماً مُسْرِفٖينَ

    Okunuş

    E fe nadribu ankumuz zikre safhan en kuntum kavmen musrifin.

    Meal

    Siz kıymet bilmez bir topluluksunuz diye biz de sizi Kur’an ile uyarmaktan vaz mı geçelim?

  6. Zuhruf 43/6

    وَكَمْ اَرْسَلْنَا مِنْ نَبِيٍّ فِي الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Ve kem erselna min nebiyin fil evvelin.

    Meal

    Sizden önce gelip geçenlere de nice peygamberler gönderdik.

  7. Zuhruf 43/7

    وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

    Okunuş

    Ve ma yetihim min nebiyin illa kanu bihi yestehziun.

    Meal

    Kendilerine gelen her peygamber ile alay edip durdular.

  8. Zuhruf 43/8

    فَاَهْلَكْـنَٓا اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشاً وَمَضٰى مَثَلُ الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Fe ehlekna eşedde minhum batşen ve meda meselul evvelin.

    Meal

    Bunlardan daha zorba olanları da silip süpürdük. Gelip geçenlerin örnek hikâyeleri (ilâhî kitaplarda) daha önce de anlatılmıştır.

  9. Zuhruf 43/9

    وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزٖيزُ الْعَلٖيمُۙ

    Okunuş

    Ve le in seeltehum men halakas semavati vel arda le yekulunne halakahunnel azizul alim.

    Meal

    Kendilerine “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan tereddüt etmeden, “Onları sonsuz güç ve ilim sahibi yarattı” diyeceklerdir.

  10. Zuhruf 43/10

    اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ مَهْداً وَجَعَلَ لَكُمْ فٖيهَا سُبُلاً لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَۚ

    Okunuş

    Ellezi cealekumul arda mehden ve cealelekum fiha subulen leallekum tehtedun.

    Meal

    Yeri sizin için döşek kılan, gideceğiniz yere şaşmadan varasınız diye orada size yollar yaratan O’dur.

  11. Zuhruf 43/11

    وَالَّذٖي نَزَّلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍۚ فَاَنْشَرْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتاًۚ كَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    Okunuş

    Vellezi nezzele mines semai maenbi kader, fe enşerna bihi beldetenmeyten, kezalike tuhrecun.

    Meal

    Gökten ölçülü olarak su indiren de O’dur. Onunla ölü bir beldeye yeniden hayat veririz. İşte siz de böyle diriltilip çıkarılacaksınız.

  12. Zuhruf 43/12

    وَالَّذٖي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَالْاَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَۙ

    Okunuş

    Vellezi halakal ezvace kullehave ceale lekum minel fulki vel enami ma terkebun.

    Meal

    Bütün çiftleri yaratan, bineceğiniz gemileri ve hayvanları sizin için var eden de O’dur.

  13. Zuhruf 43/13

    لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِهٖ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذٖي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنٖينَۙ

    Okunuş

    Li testevu ala zuhurihi summe tezkuru ni'mete rabbikum izesteveytum aleyhi, ve tekulu subhanellezi sehhare lena haza ve ma kunna lehu mukrinin.

    Meal

    Bu ayetin meali 14. ayetle birlikte verilir.

  14. Zuhruf 43/14

    وَاِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ

    Okunuş

    Ve inna ila rabbina le munkalibun.

    Meal

    (13-14) Var etti ki, sırtlarına binesiniz, sonra üzerine yerleştiğinizde rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: "Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir, yoksa biz buna güç yetiremezdik! Ve biz kuşkusuz rabbimize geri döneceğiz."

  15. Zuhruf 43/15

    وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِهٖ جُزْءاًؕ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ مُبٖينٌؕ

    Okunuş

    Ve cealu lehu min ibadihi cuz'a, innel insane le kefurun mubin.

    Meal

    Kimi kullarını O’nun bir parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankör!

  16. Zuhruf 43/16

    اَمِ اتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَاَصْفٰيكُمْ بِالْبَنٖينَࣖ

    Okunuş

    Emittehaze mimma yahluku benatin ve asfakum bil benin.

    Meal

    Yoksa O, yarattıkları arasından kızları kendisinin saydı da erkek çocukları size mi ayırdı?

  17. Zuhruf 43/17

    وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمٰنِ مَثَلاً ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَداًّ وَهُوَ كَظٖيمٌ

    Okunuş

    Ve iza buşşire ehaduhum bi ma darabe lir rahmani meselen zalle vechuhu musvedden ve huve kezim.

    Meal

    Onlardan biri, Rahmân’a yakıştırdığı (kız çocuğu) ile müjdelenince öfkeye kapılarak yüzü mosmor olur.

  18. Zuhruf 43/18

    اَوَمَنْ يُنَشَّؤُ۬ا فِي الْحِلْيَةِ وَهُوَ فِي الْخِصَامِ غَيْرُ مُبٖينٍ

    Okunuş

    E ve men yuneşşeu fil hılyeti ve huve fil hısami gayru mubin.

    Meal

    “Mücadelede başarısız olarak ömrünü süslenmekle geçirecek olan kız çocuğu mu?” diye öfkeyle sorar.

  19. Zuhruf 43/19

    وَجَعَلُوا الْمَلٰٓئِكَةَ الَّذٖينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمٰنِ اِنَاثاًؕ اَشَهِدُوا خَلْقَهُمْؕ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

    Okunuş

    Ve cealul melaiketellezine hum ibadur rahmani inasa, e şehidu halkahum, setuktebu şehadetuhum ve yus'elun.

    Meal

    Rahmân’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Yoksa yaratılışlarına tanık mı oldular? Tanıklıkları kaydedilecek ve bundan sorguya çekileceklerdir.

  20. Zuhruf 43/20

    وَقَالُوا لَوْ شَٓاءَ الرَّحْمٰنُ مَا عَبَدْنَاهُمْؕ مَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍࣗ اِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَؕ

    Okunuş

    Ve kalu lev şaer rahmanu ma abednahum, ma lehum bi zalike min ilmin in hum illa yahrusun.

    Meal

    “Rahmân dileseydi biz onlara ibadet etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, yalnızca boş bir iddiada bulunuyorlar.

  21. Zuhruf 43/21

    اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَاباً مِنْ قَبْلِهٖ فَهُمْ بِهٖ مُسْتَمْسِكُونَ

    Okunuş

    Em ateynahum kitaben min kablihi fe hum bihi mustemsikun.

    Meal

    Yoksa bundan (Kur’an’dan) önce kendilerine bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?

  22. Zuhruf 43/22

    بَلْ قَالُٓوا اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُهْتَدُونَ

    Okunuş

    Bel kalu inna vecedna abaena ala ummetin ve inna ala asarihim muhtedun.

    Meal

    Hayır hayır! Onların dedikleri şundan ibarettir: “Biz babalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, elbette biz onların izlerinden giderek doğru yolu buluruz.”

  23. Zuhruf 43/23

    وَكَذٰلِكَ مَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فٖي قَرْيَةٍ مِنْ نَذٖيرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ

    Okunuş

    Ve kezalike ma erselna min kablike fi karyetin min nezirin illa kale mutrefuha inna vecedna abaena ala ummetin ve inna ala asarihim muktedun.

    Meal

    Aynı şekilde senden önce de hiçbir topluluğa bir uyarıcı göndermedik ki, topluluğun zevku sefâya dalmış kesimi şöyle demiş olmasınlar: “Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz.”

  24. Zuhruf 43/24

    قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكُمْ بِاَهْدٰى مِمَّا وَجَدْتُمْ عَلَيْهِ اٰبَٓاءَكُمْؕ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِهٖ كَافِرُونَ

    Okunuş

    Kale e ve lev ci'tukum bi ehda mimma vecedtum aleyhi abaekum, kalu inna bi ma ursıltum bihi kafirun.

    Meal

    Peygamber, “Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirsem de mi?” diye sordu. Onlar da, “Biz sizin getirdiğiniz mesajı inkâr ediyoruz” cevabını verdiler.

  25. Zuhruf 43/25

    فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖينَࣖ

    Okunuş

    Fentekamna minhum fanzur keyfe kane akıbetul mukezzibin.

    Meal

    Onlara hak ettikleri cezayı verdik; gerçeği yalan sayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

  26. Zuhruf 43/26

    وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ لِاَبٖيهِ وَقَوْمِهٖٓ اِنَّنٖي بَرَٓاءٌ مِمَّا تَعْبُدُونَۙ

    Okunuş

    Ve iz kale ibrahimu li ebihi ve kavmihi inneni beraun mimma ta'budun.

    Meal

    Bu ayetin meali 27. ayetle birlikte verilir.

  27. Zuhruf 43/27

    اِلَّا الَّذٖي فَطَرَنٖي فَاِنَّهُ سَيَهْدٖينِ

    Okunuş

    İllellezi fatarani fe innehu se yehdin.

    Meal

    (26-27) Bir zamanlar İbrâhim babasına ve topluluğuna şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım, beni yaratan başkadır (ancak O’na ibadet ederim). O bana doğru yolu gösterecektir.”

  28. Zuhruf 43/28

    وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فٖي عَقِبِهٖ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Okunuş

    Ve cealeha kelimeten bakıyeten fi akıbihi leallehum yerciun.

    Meal

    Bunu, peşinden gelecekler arasında devam edecek bir söz olarak dile getirdi. Umulur ki buna dönerler.

  29. Zuhruf 43/29

    بَلْ مَتَّعْتُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ وَرَسُولٌ مُبٖينٌ

    Okunuş

    Bel metta'tu haulai ve abaehum hatta caehumul hakku ve resulun mubin.

    Meal

    Bunları ve atalarını ise gerçeğin bilgisi (Kur’an) ve aydınlatıcı elçi gelinceye kadar dünya nimetlerinden yararlandırıp yaşattım.

  30. Zuhruf 43/30

    وَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ وَاِنَّا بِهٖ كَافِرُونَ

    Okunuş

    Ve lemma cae humul hakku kalu haza sihrun ve inna bihi kafirun.

    Meal

    Gerçeğin bilgisi gelince, “Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz” dediler.

  31. Zuhruf 43/31

    وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظٖيمٍ

    Okunuş

    Ve kalu lev la nuzzile hazel kur'anu ala raculin minel karyeteyni azim.

    Meal

    “Bu Kur’an, şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!” diye de eklediler.

  32. Zuhruf 43/32

    اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَؕ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَعٖيشَتَهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضاً سُخْرِياًّؕ وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ

    Okunuş

    E hum yaksimune rahmete rabbik, nahnu kasemna beynehum maişetehum fil hayatid dunyave refa'na ba'dahum fevka ba'dın derecatin li yettehıze ba'duhum ba'dan suhriyya, ve rahmetu rabbike hayrun mimma yecmaun.

    Meal

    Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.

  33. Zuhruf 43/33

    وَلَوْلَٓا اَنْ يَكُونَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفاً مِنْ فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَۙ

    Okunuş

    Ve lev la en yekunen nasu ummeten vahıdeten le cealna limen yekfuru bir rahmani li buyutihim sukufen min fıddatin ve mearice aleyha yazherune.

    Meal

    Eğer insanlar tek tip bir topluluk haline gelecek olmasaydı rahmânı inkâr edenlerin evlerine (her biri) gümüşten tavan, yukarı çıkmak için kullanacakları merdivenler yapardık.

  34. Zuhruf 43/34

    وَلِبُيُوتِهِمْ اَبْوَاباً وَسُرُراً عَلَيْهَا يَتَّكِؤُ۫نَۙ

    Okunuş

    Ve li buyutihim ebvaben ve sururen aleyha yettekiun.

    Meal

    Bu ayetin meali 35. ayetle birlikte verilir.

  35. Zuhruf 43/35

    وَزُخْرُفاًؕ وَاِنْ كُلُّ ذٰلِكَ لَمَّا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاؕ وَالْاٰخِرَةُ عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقٖينَࣖ

    Okunuş

    Ve zuhrufa, ve in kullu zalike lemma metaul hayatid dunya, vel ahiretu inde rabbike lil muttekin.

    Meal

    (34-35) (Ayrıca) evleri için kapılar, üzerlerinde yaslanıp istirahat edecekleri koltuklar yapar, altınla da süslerdik. Ama bunların hepsi dünya hayatına ait geçici faydalardan ibarettir, rabbinin katında âhiret (mutluluğu) ise takvâ sahiplerine mahsustur.

  36. Zuhruf 43/36

    وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَاناً فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ

    Okunuş

    Ve men ya'şu an zikrir rahmani nukayyıd lehu şeytanen fe huve lehu karin.

    Meal

    Allah’ın mesajını görmezden gelen kimseye bir şeytan tahsis ederiz; artık bu onun arkadaşıdır.

  37. Zuhruf 43/37

    وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبٖيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

    Okunuş

    Ve innehum le yasuddunehum anis sebili ve yahsebune ennehum muhtedun.

    Meal

    Kendilerini doğru yolda zannederken bu şeytanlar onları yoldan saptırıp dururlar.

  38. Zuhruf 43/38

    حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْنٖي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَرٖينُ

    Okunuş

    Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel karin.

    Meal

    Sonunda o kişi bize gelince -şeytana hitaben- “Keşke seninle aramız doğu ile batı kadar uzak olsaydı!” der. Ne kötü arkadaş!

  39. Zuhruf 43/39

    وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    Okunuş

    Ve len yenfeakumul yevme iz zalemtum ennekum fil azabi muşterikun.

    Meal

    Zulmederek hak ettiğiniz için çekmekte olduğunuz azapta ortak olmanız bugün size bir fayda sağlamayacaktır.

  40. Zuhruf 43/40

    اَفَاَنْتَ تُسْمِــعُ الصُّمَّ اَوْ تَهْدِي الْعُمْيَ وَمَنْ كَانَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Okunuş

    E fe ente tusmius summe ev tehdil umye ve men kane fi dalalin mubin.

    Meal

    Sen sağıra duyurmak veya köre yahut apaçık sapkınlık içinde bulunan kimseye yol göstermek mi istiyorsun?

  41. Zuhruf 43/41

    فَاِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَاِنَّا مِنْهُمْ مُنْتَقِمُونَۙ

    Okunuş

    Fe imma nezhebenne bike fe inna minhum muntekımun.

    Meal

    Bu ayetin meali 42. ayetle birlikte verilir.

  42. Zuhruf 43/42

    اَوْ نُرِيَنَّكَ الَّذٖي وَعَدْنَاهُمْ فَاِنَّا عَلَيْهِمْ مُقْتَدِرُونَ

    Okunuş

    Ev nuriyennekellezi vaadnahum fe inna aleyhim muktedirun.

    Meal

    (41-42) Ya seni alıp götüreceğiz, onlara da hak ettikleri cezayı vereceğiz yahut kendilerine yapacağımızı söylediğimiz şeyi sana göstereceğiz; onlara dilediğimizi yapabiliriz!

  43. Zuhruf 43/43

    فَاسْتَمْسِكْ بِالَّـذٖٓي اُو۫حِيَ اِلَيْكَۚ اِنَّكَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

    Okunuş

    Festemsik billezi uhıye ileyk, inneke ala sıratın mustekim.

    Meal

    Artık sana vahyolunan kitaba sımsıkı sarıl; şüphesiz sen doğru yoldasın.

  44. Zuhruf 43/44

    وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَۚ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

    Okunuş

    Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik, ve sevfe tus'elun.

    Meal

    O kitap sana ve kavmine bir hatırlatmadır; yakında sorgulanacaksınız.

  45. Zuhruf 43/45

    وَسْـَٔلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَاࣗ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ اٰلِهَةً يُعْبَدُونَࣖ

    Okunuş

    Ves'el men erselna min kablike min rusulina e cealna min dunir rahmani aliheten yu'bedun.

    Meal

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor bakalım, “Rahmândan başka tapılacak ilâhlar belirlemiş miyiz?”

  46. Zuhruf 43/46

    وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖ فَقَالَ اِنّٖي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    Ve lekad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve melaihi fe kale inni resulu rabbil alemin.

    Meal

    Mûsâ’yı, mûcizelerimizle destekleyerek Firavun ve çevresine gönderdik. (Onlara) “Ben âlemlerin rabbinin elçisiyim” dedi.

  47. Zuhruf 43/47

    فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ

    Okunuş

    Fe lemma caehum bi ayatina izahum minha yadhakun.

    Meal

    Onlara mûcizelerimizi gösterince bunlara gülüverdiler.

  48. Zuhruf 43/48

    وَمَا نُرٖيهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَاؗ وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Okunuş

    Ve ma nurihim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahum bil azabi leallehum yerciun.

    Meal

    Oysa kendilerine gösterdiğimiz her mûcize bir diğerinden daha büyüktü. Belki yanlış yoldan dönerler diye kendilerini felâketlerle sarstık.

  49. Zuhruf 43/49

    وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَ السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّـنَا لَمُهْتَدُونَ

    Okunuş

    Ve kalu ya eyyuhes sahırud'u lena rabbeke bima ahide ındeke innena le muhtedun.

    Meal

    Bunun üzerine şöyle dediler: “Ey büyücü! Rabbinin seninle sözleşmesine uygun olarak bize dua et, artık biz doğru yola döneceğiz.”

  50. Zuhruf 43/50

    فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

    Okunuş

    Fe lemma keşefna an humul azabe iza hum yenkusun.

    Meal

    (Dua sebebiyle) onların başından felâketi uzaklaştırınca bir de bakıyorsun sözlerinden dönüveriyorlar.

  51. Zuhruf 43/51

    وَنَادٰى فِرْعَوْنُ فٖي قَوْمِهٖ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ لٖي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْرٖي مِنْ تَحْتٖيۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَؕ

    Okunuş

    Ve nada fir'avnu fi kavmihi kale ya kavmi e leyse li mulku mısra ve hazihil enharu tecri min tahti, e fe la tubsirun.

    Meal

    Bu ayetin meali 53. ayetle birlikte verilir.

  52. Zuhruf 43/52

    اَمْ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْ هٰذَا الَّذٖي هُوَ مَهٖينٌ وَلَا يَكَادُ يُبٖينُ

    Okunuş

    Em ene hayrun min hazellezi huve mehinun ve la yekadu yubin.

    Meal

    Bu ayetin meali 53. ayetle birlikte verilir.

  53. Zuhruf 43/53

    فَلَوْلَٓا اُلْقِيَ عَلَيْهِ اَسْوِرَةٌ مِنْ ذَهَبٍ اَوْ جَٓاءَ مَعَهُ الْمَلٰٓئِكَةُ مُقْتَرِنٖينَ

    Okunuş

    Fe lev la ulkıye aleyhi esviretun min zehebin ev cae meahul melaiketu mukterinin.

    Meal

    (51-53) Firavun kavmine seslenerek şöyle dedi: “Ey milletim! Mısır’ın mülkiyeti benim değil mi? Şu ırmaklar ayaklarımın altında akmıyor mu? Bunları görmüyor musunuz? Ayrıca ben bu değersiz, neredeyse söylediğini anlatmaktan âciz adamdan daha iyi değil miyim? (O bir peygamber ise) kendisine altın bilezikler indirilse yahut dizi dizi melekler onunla birlikte gelseler ya!”

  54. Zuhruf 43/54

    فَاسْتَخَفَّ قَوْمَهُ فَاَطَاعُوهُؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِقٖينَ

    Okunuş

    Festehaffe kavmehu fe atauh, innehum kanu kavmen fasikin.

    Meal

    Firavun bu konuşmalarla halkının aklını çeldi, hemen ona boyun eğdiler; onlar zaten yoldan çıkmış bir topluluk idi.

  55. Zuhruf 43/55

    فَلَمَّٓا اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَعٖينَۙ

    Okunuş

    Fe lemma asefunentekamna minhum fe agraknahum ecmain.

    Meal

    Bize karşı öfkelendirici davranışlarını sürdürünce onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suya gömdük.

  56. Zuhruf 43/56

    فَجَعَلْنَاهُمْ سَلَفاً وَمَثَلاً لِلْاٰخِرٖينَࣖ

    Okunuş

    Fe cealnahum selefen ve meselen lil ahırin.

    Meal

    Onları, arkadan gelecek diğerlerinin geçmişi ve ibretlik örneği kıldık.

  57. Zuhruf 43/57

    وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلاً اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ

    Okunuş

    Ve lemma duribebnu meryeme meselen iza kavmuke minhu yasıddun.

    Meal

    Meryem’in oğlu misal olarak zikredilince senin kavmin bundan dolayı hemen yaygarayı basıyorlar.

  58. Zuhruf 43/58

    وَقَالُٓوا ءَاٰلِهَتُنَا خَيْرٌ اَمْ هُوَؕ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ اِلَّا جَدَلاًؕ بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ

    Okunuş

    Ve kalu e alihetuna hayrun em huve, ma darebuhu leke illa cedela, bel hum kavmun hasımun.

    Meal

    “Bizim tanrılarımız mı iyi yoksa o mu?” diyorlar. Bu karşılaştırmayı sırf sana karşı çıkmış olmak için yapıyorlar. Onlar gerçekten inatçı bir muhalefet!

  59. Zuhruf 43/59

    اِنْ هُوَ اِلَّا عَبْدٌ اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلاً لِبَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَؕ

    Okunuş

    İn huve illa abdun en'amna aleyhi ve cealnahu meselen li beni israil.

    Meal

    Îsâ, kendisine lutuflarda bulunduğumuz ve İsrâiloğulları’na ilâhî kudretin örneği kıldığımız bir kuldur ancak.

  60. Zuhruf 43/60

    وَلَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلٰٓئِكَةً فِي الْاَرْضِ يَخْلُفُونَ

    Okunuş

    Ve lev neşau le cealna minkum melaiketen fil ardı yahlufun.

    Meal

    İsteseydik sizin yerinize, yeryüzünde egemen olacak melekler yaratırdık.

  61. Zuhruf 43/61

    وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِؕ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

    Okunuş

    Ve innehu le ilmun lis saati, fe la temterunne biha vettebiuni, haza sıratun mustekim.

    Meal

    Bilin ki, o kıyamete ait bir bilgidir. Sakın ondan şüphe etmeyin ve bana tâbi olun. Bu dosdoğru yoldur.

  62. Zuhruf 43/62

    وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌ

    Okunuş

    Ve la yasuddennekumuş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.

    Meal

    Şeytan sizi sakın doğru yoldan engellemesin, o sizin apaçık düşmanınızdır.

  63. Zuhruf 43/63

    وَلَمَّا جَٓاءَ عٖيسٰى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذٖي تَخْتَلِفُونَ فٖيهِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِ

    Okunuş

    Ve lemma cae isa bil beyyinati kale kad ci'tukum bil hikmeti ve li ubeyyine lekum ba'dellezi tahtelifune fih, fettekullahe ve etiuni.

    Meal

    Bu ayetin meali 64. ayetle birlikte verilir.

  64. Zuhruf 43/64

    اِنَّ اللّٰهَ هُوَ رَبّٖي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُؕ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

    Okunuş

    İnnellahe huve rabbi ve rabbukum fa'buduh, haza sıratun mustekim.

    Meal

    (63-64) Îsâ sağlam kanıtlarla geldiğinde şöyle dedi: “Size hikmeti getirdim ve anlaşmazlığa düştüğünüz bazı konuları açıklamaya geldim. Allah’a itaatsizlikten sakının ve bana uyun. Kuşkusuz Allah benim de rabbimdir, sizin de rabbinizdir. Şu halde O’na kulluk edin; işte bu dosdoğru yoldur.”

  65. Zuhruf 43/65

    فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَلٖيمٍ

    Okunuş

    Fahtelefel ahzabu min beynihim, fe veylun lillezine zalemu min azabi yevmin elim.

    Meal

    Gruplar aralarında anlaşmazlığa düştüler. Haksızlığa sapanların, elem verici bir günün azabından çekecekleri var!

  66. Zuhruf 43/66

    هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Okunuş

    Hel yenzurune illes saate en te'tiyehum bagteten ve hum la yeş'urun.

    Meal

    Bütün yaptıkları, kendileri farkında bile olmadan kıyametin ansızın kopmasını beklemekten ibaret!

  67. Zuhruf 43/67

    اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّقٖينَؕࣖ

    Okunuş

    El ehillau yevme izin ba'duhum li ba'din aduvvun illel muttekin.

    Meal

    Allah’a itaatsizlikten sakınanlar dışında, dostlar bile o gün birbirinin düşmanıdır.

  68. Zuhruf 43/68

    يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ

    Okunuş

    Ya ibadi la havfun aleykumul yevme ve la entum tahzenun.

    Meal

    Bu ayetin meali 69. ayetle birlikte verilir.

  69. Zuhruf 43/69

    اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمٖينَۚ

    Okunuş

    Ellezine amenu bi ayatina ve kanu muslimin.

    Meal

    (68-69) Ey kullarım, âyetlerimize iman edenler ve emirlerimize boyun eğenler! O gün size korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceksiniz.

  70. Zuhruf 43/70

    اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ

    Okunuş

    Udhulul cennete entum ve ezvacukum tuhberun .

    Meal

    Siz ve eşleriniz, muhteşem bir şekilde karşılanıp ağırlanmak üzere cennete girin.

  71. Zuhruf 43/71

    يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَفٖيهَا مَا تَشْتَهٖيهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ فٖيهَا خَالِدُونَۚ

    Okunuş

    Yutafu aleyhim bi sıhafin min zehebin ve ekvab, ve fiha ma teştehihil enfusu ve telezzul a'yun, ve entum fiha halidun.

    Meal

    Orada altın tepsiler ve bardaklar cennetliklerin çevrelerinde dolaştırılacaktır. Orada canların istediği, gözlerin zevk aldığı her şey vardır ve siz orada sonsuza kadar kalıcısınız.

  72. Zuhruf 43/72

    وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتٖٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

    Okunuş

    Ve tilkel cennetulleti uristumuha bi ma kuntum ta'melun.

    Meal

    İşte bu, yapıp ettiklerinizle girmeyi hak ettiğiniz cennettir.

  73. Zuhruf 43/73

    لَكُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ كَثٖيرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ

    Okunuş

    Lekum fiha fakihetun kesiretun minha te'kulun.

    Meal

    Orada sizin için çeşitli meyveler vardır, onlardan âfiyetle yersiniz.

  74. Zuhruf 43/74

    اِنَّ الْمُجْرِمٖينَ فٖي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ

    Okunuş

    İnnel mucrimine fi azabi cehenneme halidun.

    Meal

    Bu ayetin meali 75. ayetle birlikte verilir.

  75. Zuhruf 43/75

    لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فٖيهِ مُبْلِسُونَۚ

    Okunuş

    La yufetteru anhum ve hum fihi mublisun.

    Meal

    (74-75) Günaha batıp kalmış olanlar kuşkusuz cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecek ve (kurtuluştan) ümit kesip susacaklar!

  76. Zuhruf 43/76

    وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا هُمُ الظَّالِمٖينَ

    Okunuş

    Ve ma zalemnahum ve lakin kanu humuz zalimin.

    Meal

    Biz onlara haksızlık etmedik, kendilerine haksızlık edenler onlardır.

  77. Zuhruf 43/77

    وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَؕ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ

    Okunuş

    Ve nadev ya maliku li yakdi aleyna rabbuk, kale innekum makisun.

    Meal

    “Ey Mâlik, rabbin bizim işimizi bitirsin!” diyecekler; o da “Burada kalıcısınız” cevabını verecektir.

  78. Zuhruf 43/78

    لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ

    Okunuş

    Lekad ci'nakum bil hakkı ve lakinne ekserekum lil hakkı karihun.

    Meal

    Şüphesiz size gerçeği bildirmiştik, fakat çoğunuz o gerçeği kabul etmek ­istemediniz.

  79. Zuhruf 43/79

    اَمْ اَبْرَمُٓوا اَمْراً فَاِنَّا مُبْرِمُونَۚ

    Okunuş

    Em ebremu emren fe inna mubrimun.

    Meal

    Onlar bir şeye kesin karar verdilerse biz de vermişizdir.

  80. Zuhruf 43/80

    اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْؕ بَلٰى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

    Okunuş

    Em yahsebune enna la nesmeu sırrehum ve necvahum, bela ve rusuluna ledeyhim yektubun.

    Meal

    Yoksa onlar, gizlediklerini ve fısıldaştıklarını bizim işitmediğimizi mi sanıyorlar! Hayır! Doğrusu şudur ki onların yanındaki elçi meleklerimiz her şeyi kaydediyorlar.

  81. Zuhruf 43/81

    قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌࣗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِدٖينَ

    Okunuş

    Kul in kane lir rahmani veledun fe ena evvelul abidin.

    Meal

    Bu ayetin meali 82. ayetle birlikte verilir.

  82. Zuhruf 43/82

    سُبْحَانَ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Okunuş

    Subhane rabbis semavati vel ardı rabbil arşi amma yasıfun.

    Meal

    (81-82) De ki: “Rahmân’ın çocuğu olsa ona ibadet edenlerin başında ben olurum. Göklerin ve yerin rabbini, arşın rabbini onların yakıştırdığı niteliklerden tenzih ederim”.

  83. Zuhruf 43/83

    فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذٖي يُوعَدُونَ

    Okunuş

    Fe zerhum yahudu ve yel'abu hatta yulaku yevme humullezi yu'adun.

    Meal

    Geleceği kendilerine söylenen günlerine ulaşıncaya kadar bırak onları dünyaya dalıp eğlensinler!

  84. Zuhruf 43/84

    وَهُوَ الَّذٖي فِي السَّمَٓاءِ اِلٰهٌ وَفِي الْاَرْضِ اِلٰهٌؕ وَهُوَ الْحَكٖيمُ الْعَلٖيمُ

    Okunuş

    Ve huvellezi fis semai ilahun ve fil ardı ilah, ve huvel hakimul alim.

    Meal

    Gökteki ilâh da O’dur, yerdeki ilâh da O’dur. O sınırsız hikmet ve ilim sahibidir.

  85. Zuhruf 43/85

    وَتَبَارَكَ الَّذٖي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۚ وَعِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Okunuş

    Ve tebarekellezi lehu mulkus semavati vel'ardı ve ma beynehuma, ve indehu ilmus saah, ve ileyhi turceun.

    Meal

    Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların mülkiyeti kendisinin olan, kıyametin kopacağı zamanı yalnızca kendisi bilen ve kendisine döneceğiniz Allah’ın şanı ne yücedir!

  86. Zuhruf 43/86

    وَلَا يَمْلِكُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Ve la yemlikullezine yed'une min dunihiş şefate illa men şehide bil hakkı ve hum ya'lemun.

    Meal

    Allah’ı bırakıp kendilerine dua ettikleri varlıklar asla şefaat edemezler; bilerek hakka tanıklık edenler başka.

  87. Zuhruf 43/87

    وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَۙ

    Okunuş

    Ve le in se'eltehum men halakahum le yekulunnallahu fe enna yu'fekun.

    Meal

    “Onları kim yarattı?” diye sorsan kuşkusuz “Allah yarattı” diyecekler. Şu halde (Allah’ı bırakıp) nasıl onlara dönebiliyorlar!

  88. Zuhruf 43/88

    وَقٖيلِهٖ يَا رَبِّ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ لَا يُؤْمِنُونَۘ

    Okunuş

    Ve kilihi ya rabbi inne haulai kavmun la yu'minun.

    Meal

    Allah, peygamberin “Ey rabbim! Bunlar iman etmemekte direnen bir topluluk” dediğini de biliyor.

  89. Zuhruf 43/89

    فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌؕ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Fasfah anhum ve kul selam, fe sevfe ya'lemun.

    Meal

    Onları bırak ve “Sizinle kavgam yok” de. Yakında bilecekler!

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Zuhruf suresi hakkında sık sorulanlar

Zuhruf suresi kaç ayettir?

Zuhruf suresi 89 ayettir.

Zuhruf suresi kaçıncı sayfada?

Zuhruf, Kur'an-ı Kerim'in 43. suresidir. Diyanet mushafında 25. cüzde yer alır; 489. sayfada başlar, 495. sayfada biter.

Zuhruf suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Zuhruf suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Zuhruf suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar