İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

50. sure · Kur'an-ı Kerim

Kâf Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Kâf, Kur'an-ı Kerim'in 50. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 45 ayettir. Diyanet mushafında 26. cüzde , 518. sayfada başlar, 520. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 50. sure
  • Mekkî
  • 45 ayet
  • 26. cüz · sayfa 518–520

Kâf suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Kâf 50/1

    قٓࣞ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِۚ

    Okunuş

    Kaf vel kur'anil mecid.

    Meal

    Kāf. Şanı yüce Kur’an’a yemin olsun!

  2. Kâf 50/2

    بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَجٖيبٌ

    Okunuş

    Bel acibu en caehum munzirun minhum fe kalel kafirune haza şey'un acibun.

    Meal

    Bu ayetin meali 3. ayetle birlikte verilir.

  3. Kâf 50/3

    ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖيدٌ

    Okunuş

    E iza mitna ve kunna turaba, zalike rec'un baidun.

    Meal

    (2-3) Kâfirler, içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, “Bu tuhaf bir şey, öldükten ve toprak olduktan sonra mı (dirileceğiz)? Bu olmayacak bir dönüş!” dediler.

  4. Kâf 50/4

    قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفٖيظٌ

    Okunuş

    Kad alimna ma tenkusul ardu minhum, ve indena kitabun hafizun.

    Meal

    Yerin onlardan neyi eksilttiğini (çürüttüğünü) bilmekteyiz; bizde her şeyi saklayan bir kayıt vardır.

  5. Kâf 50/5

    بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ فٖٓي اَمْرٍ مَرٖيجٍ

    Okunuş

    Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.

    Meal

    Ayrıca bunlar gerçeği kendilerine geldiğinde hemen yalanladılar; tam bir tutarsızlık içindeler.

  6. Kâf 50/6

    اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ

    Okunuş

    E fe lem yanzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furucin.

    Meal

    Üstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Hiçbir kusuru olmaksızın onu nasıl kurduk, nasıl süsledik.

  7. Kâf 50/7

    وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فٖيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍۙ

    Okunuş

    Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin.

    Meal

    Yeryüzünü de düzledik, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdik, orada her türden güzel bitkiler yetiştirdik;

  8. Kâf 50/8

    تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖيبٍ

    Okunuş

    Tebsıraten ve zikra li kulli abdin munibin.

    Meal

    Bize yönelen her kula aydınlatıcı ve hatırlatıcı olsun diye.

  9. Kâf 50/9

    وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِهٖ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصٖيدِۙ

    Okunuş

    Ve nezzelna mines semai maen mubareken fe enbetna bihi cennatin ve habbel hasidi.

    Meal

    Gökten bereketli yağmurlar indirdik, onunla nice bahçeler ve hasat edilen tahıllar yetiştirdik.

  10. Kâf 50/10

    وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضٖيدٌۙ

    Okunuş

    Ven nahle basikatin leha tal'un nadidun.

    Meal

    Bir de salkım salkım meyvesiyle göğe uzanan hurma ağaçları...

  11. Kâf 50/11

    رِزْقاً لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتاًؕ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

    Okunuş

    Rızkan lil ibadi ve ahyeyna bihi beldeten meyta, kezalikel hurucu.

    Meal

    Hepsi kullara rızık olsun diye. O yağmurla ölü toprağa can verdik. İşte insanların mezardan çıkışları da böyle olacak.

  12. Kâf 50/12

    كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ

    Okunuş

    Kezzebet kablehum kavmu nuhın ve ashabur ressi ve semudu.

    Meal

    Bunlardan önce Nûh kavmi, Ress ve Semûd halkı,

  13. Kâf 50/13

    وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ

    Okunuş

    Ve adun ve fir'avnu ve ihvanu lutın.

    Meal

    Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri,

  14. Kâf 50/14

    وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍؕ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعٖيدِ

    Okunuş

    Ve ashabul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaidi.

    Meal

    Eykeliler ve Tübba‘ kavmi de yalanlamışlar, hepsi peygamberleri yalancılıkla suçlamıştı; sonunda onları uyardığım şey başlarına geldi.

  15. Kâf 50/15

    اَفَعَيٖينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِؕ بَلْ هُمْ فٖي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدٖيدٍࣖ

    Okunuş

    E fe ayina bil halkıl evvel, bel hum fi lebsin min halkın cedid.

    Meal

    Düşünseler ya, ilk yaratışta acze düştük mü? Buna rağmen onlar yeni bir yaratma konusunda şüphe içindeler.

  16. Kâf 50/16

    وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهٖ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ

    Okunuş

    Ve lekad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veridi.

    Meal

    Bu ayetin meali 17. ayetle birlikte verilir.

  17. Kâf 50/17

    اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمٖينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعٖيدٌ

    Okunuş

    İz yetelakkal mutelakkiyani anil yemini ve aniş şimali kaidun.

    Meal

    (16-17) İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptıklarını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız.

  18. Kâf 50/18

    مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقٖيبٌ عَتٖيدٌ

    Okunuş

    Ma yelfızu min kavlin illa ledeyhi rakibun atidun.

    Meal

    O hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın!

  19. Kâf 50/19

    وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّؕ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحٖيدُ

    Okunuş

    Ve caet sekretul mevti bil hakk, zalike ma kunte minhu tehidu.

    Meal

    Bu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir. (Ona şöyle denir:) “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!”

  20. Kâf 50/20

    وَنُفِـخَ فِي الصُّورِؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَعٖيدِ

    Okunuş

    Ve nufiha fis sur, zalike yevmul vaidi.

    Meal

    Derken sûra üfürülür; işte bu, ceza uyarısı yapılmış olan gündür.

  21. Kâf 50/21

    وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَهٖيدٌ

    Okunuş

    Ve caet kullu nefsin meaha saikun ve şehidun.

    Meal

    Her şahıs, yanında bir sürüp götüren görevli, bir de tanıkla gelir.

  22. Kâf 50/22

    لَقَدْ كُنْتَ فٖي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدٖيدٌ

    Okunuş

    Lekad kunte fi gafletin min haza fe keşefna anke gıtaeke fe besarukel yevme hadidun.

    Meal

    (Ona şöyle seslenilir:) “Sen bu konuda tam bir gaflet içindeydin, artık gözünden perdeni kaldırdık, şimdi gözün keskindir.”

  23. Kâf 50/23

    وَقَالَ قَرٖينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَتٖيدٌؕ

    Okunuş

    Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid.

    Meal

    Arkadaşı (melek), “İşte hep beraber olduğum şahıs burada” der.

  24. Kâf 50/24

    اَلْقِيَا فٖي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنٖيدٍۙ

    Okunuş

    Elkıya fi cehenneme kulle keffarin anidin.

    Meal

    Bu ayetin meali 26. ayetle birlikte verilir.

  25. Kâf 50/25

    مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُرٖيبٍۙ

    Okunuş

    Mennaın lil hayri mu'tedin muribin.

    Meal

    Bu ayetin meali 26. ayetle birlikte verilir.

  26. Kâf 50/26

    اَلَّذٖي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّدٖيدِ

    Okunuş

    Ellezi ceale meallahi ilahen ahara fe elkıyahu fil azabiş şedidi.

    Meal

    (24-26) (Ve şu emir gelir:) “Atın cehenneme her inatçı kâfiri! İyiliği engelleyen, hak tanımayan, insanları şüpheye düşüren, Allah’ın yanına başka bir tanrı daha koyan kimseyi, atın onu dayanılmaz azaba!”

  27. Kâf 50/27

    قَالَ قَرٖينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ فٖي ضَلَالٍ بَعٖيدٍ

    Okunuş

    Kale karinuhu rabbena ma etgaytuhu ve lakin kane fi dalalin baidin.

    Meal

    Yandaşı (şeytan), “Rabbim! Onu ben azdırmadım, o kendisi apaçık bir sapkınlık içinde idi” der.

  28. Kâf 50/28

    قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَعٖيدِ

    Okunuş

    Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.

    Meal

    Allah şöyle buyurur: “Huzurumda tartışmayın, sizi daha önce uyarmıştım.

  29. Kâf 50/29

    مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَبٖيدِࣖ

    Okunuş

    Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma ene bi zallamin lil abid.

    Meal

    Bende söz değişmez ve ben asla kullara zulmetmem.”

  30. Kâf 50/30

    يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزٖيدٍ

    Okunuş

    Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel min mezidin.

    Meal

    O gün cehenneme “Doldun mu?” diyeceğiz; cevap verecek: “Daha yok mu?”

  31. Kâf 50/31

    وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقٖينَ غَيْرَ بَعٖيدٍ

    Okunuş

    Ve uzlifetil cennetu lil muttekine gayre baidin.

    Meal

    Allah’a itaatsizlikten sakınanlar için de cennet, iyice yakınlarına getirilecek.

  32. Kâf 50/32

    هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَفٖيظٍۚ

    Okunuş

    Haza ma tuadune li kulli evvabin hafiz.

    Meal

    Bu ayetin meali 33. ayetle birlikte verilir.

  33. Kâf 50/33

    مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ

    Okunuş

    Men haşiyer rahmane bil gaybi ve cae bi kalbin munibin.

    Meal

    (32-33) Ve kendilerine şöyle denecektir: “İşte sizlere; daima Allah’a yönelen, O’nu aklından çıkarmayan, görmediği halde Rahmân’dan çekinip korkan ve samimi bir kalp ile gelen kimseye vaad edilen cennet!

  34. Kâf 50/34

    اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ

    Okunuş

    Udhuluha bi selam, zalike yevmul hulud.

    Meal

    Oraya esenlikle girin, bu sonsuza kadar sürecek gündür.”

  35. Kâf 50/35

    لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ فٖيهَا وَلَدَيْنَا مَزٖيدٌ

    Okunuş

    Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezidun.

    Meal

    Orada istedikleri her şey onlarındır, üstelik katımızda fazlası da vardır.

  36. Kâf 50/36

    وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشاً فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِؕ هَلْ مِنْ مَحٖيصٍ

    Okunuş

    Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabu fil bilad, hel min mahisin.

    Meal

    Kendilerinden önce, onlardan daha güçlü olup yeryüzünde şehirler kurarak aralarında gidip gelen nice toplulukları yok ettik. Kurtuluş var mı?

  37. Kâf 50/37

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهٖيدٌ

    Okunuş

    İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehidun.

    Meal

    Aklı olan veya şuurlu olarak söze kulak veren kimse için bunda büyük ibret vardır.

  38. Kâf 50/38

    وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍࣗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ

    Okunuş

    Ve lekad halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin ve ma messena min lugub.

    Meal

    Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

  39. Kâf 50/39

    فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ

    Okunuş

    Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.

    Meal

    Resulüm! Sen onların söylediklerini sabırla karşıla; güneş doğmadan ve batmadan önce rabbini övgü ve tesbih ile an.

  40. Kâf 50/40

    وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ

    Okunuş

    Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbares sucudi.

    Meal

    Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu yücelterek an.

  41. Kâf 50/41

    وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَرٖيبٍۙ

    Okunuş

    Vestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.

    Meal

    Seslenenin, yakın bir yerden seslendiği gün için dinlemede ol.

  42. Kâf 50/42

    يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ

    Okunuş

    Yevme yesmeunes sayhate bil hakk, zalike yevmul huruci.

    Meal

    O dirilten sesi gerçekten işittikleri gün, işte o (ebedî hayata) çıkış günüdür.

  43. Kâf 50/43

    اِنَّا نَحْنُ نُحْـيٖ وَنُمٖيتُ وَاِلَيْنَا الْمَصٖيرُۙ

    Okunuş

    İnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel masiru.

    Meal

    Biz, ancak biz hayat verir ve öldürürüz, dönüş de elbet bizedir.

  44. Kâf 50/44

    يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعاًؕ ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسٖيرٌ

    Okunuş

    Yevme teşakkakul ardu anhum siraa, zalike haşrun aleyna yesirun.

    Meal

    Yerküre kendilerinden ayrılıp paramparça olduğu gün göz açıp kapayıncaya kadar (o seslenene yöneleceklerdir); bu bizim için çok kolay bir toplamadır.

  45. Kâf 50/45

    نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَعٖيدِ

    Okunuş

    Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani men yehafu vaidi.

    Meal

    Onların ne dediklerini biz daha iyi biliyoruz. Sen onları zorlamakla görevli değilsin, uyarımızı ciddiye alanlara Kur’an’ı durmadan oku!

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Kâf suresi hakkında sık sorulanlar

Kâf suresi kaç ayettir?

Kâf suresi 45 ayettir.

Kâf suresi kaçıncı sayfada?

Kâf, Kur'an-ı Kerim'in 50. suresidir. Diyanet mushafında 26. cüzde yer alır; 518. sayfada başlar, 520. sayfada biter.

Kâf suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Kâf suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Kâf suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar