Kâf Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali
Kâf, Kur'an-ı Kerim'in 50. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 45 ayettir. Diyanet mushafında 26. cüzde , 518. sayfada başlar, 520. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.
- 50. sure
- Mekkî
- 45 ayet
- 26. cüz · sayfa 518–520
Kâf suresinin Arapçası, okunuşu ve meali
Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
-
Kâf 50/1
قٓࣞ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِۚ
OkunuşKaf vel kur'anil mecid.
MealKāf. Şanı yüce Kur’an’a yemin olsun!
-
Kâf 50/2
بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَجٖيبٌ
OkunuşBel acibu en caehum munzirun minhum fe kalel kafirune haza şey'un acibun.
MealBu ayetin meali 3. ayetle birlikte verilir.
-
Kâf 50/3
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖيدٌ
OkunuşE iza mitna ve kunna turaba, zalike rec'un baidun.
Meal(2-3) Kâfirler, içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, “Bu tuhaf bir şey, öldükten ve toprak olduktan sonra mı (dirileceğiz)? Bu olmayacak bir dönüş!” dediler.
-
Kâf 50/4
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفٖيظٌ
OkunuşKad alimna ma tenkusul ardu minhum, ve indena kitabun hafizun.
MealYerin onlardan neyi eksilttiğini (çürüttüğünü) bilmekteyiz; bizde her şeyi saklayan bir kayıt vardır.
-
Kâf 50/5
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ فٖٓي اَمْرٍ مَرٖيجٍ
OkunuşBel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.
MealAyrıca bunlar gerçeği kendilerine geldiğinde hemen yalanladılar; tam bir tutarsızlık içindeler.
-
Kâf 50/6
اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ
OkunuşE fe lem yanzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furucin.
MealÜstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Hiçbir kusuru olmaksızın onu nasıl kurduk, nasıl süsledik.
-
Kâf 50/7
وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فٖيهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍۙ
OkunuşVel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin.
MealYeryüzünü de düzledik, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdik, orada her türden güzel bitkiler yetiştirdik;
-
Kâf 50/8
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖيبٍ
OkunuşTebsıraten ve zikra li kulli abdin munibin.
MealBize yönelen her kula aydınlatıcı ve hatırlatıcı olsun diye.
-
Kâf 50/9
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِهٖ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصٖيدِۙ
OkunuşVe nezzelna mines semai maen mubareken fe enbetna bihi cennatin ve habbel hasidi.
MealGökten bereketli yağmurlar indirdik, onunla nice bahçeler ve hasat edilen tahıllar yetiştirdik.
-
Kâf 50/10
وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضٖيدٌۙ
OkunuşVen nahle basikatin leha tal'un nadidun.
MealBir de salkım salkım meyvesiyle göğe uzanan hurma ağaçları...
-
Kâf 50/11
رِزْقاً لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتاًؕ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ
OkunuşRızkan lil ibadi ve ahyeyna bihi beldeten meyta, kezalikel hurucu.
MealHepsi kullara rızık olsun diye. O yağmurla ölü toprağa can verdik. İşte insanların mezardan çıkışları da böyle olacak.
-
Kâf 50/12
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ
OkunuşKezzebet kablehum kavmu nuhın ve ashabur ressi ve semudu.
MealBunlardan önce Nûh kavmi, Ress ve Semûd halkı,
-
Kâf 50/13
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ
OkunuşVe adun ve fir'avnu ve ihvanu lutın.
MealÂd, Firavun ve Lût’un kardeşleri,
-
Kâf 50/14
وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍؕ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعٖيدِ
OkunuşVe ashabul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaidi.
MealEykeliler ve Tübba‘ kavmi de yalanlamışlar, hepsi peygamberleri yalancılıkla suçlamıştı; sonunda onları uyardığım şey başlarına geldi.
-
Kâf 50/15
اَفَعَيٖينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِؕ بَلْ هُمْ فٖي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدٖيدٍࣖ
OkunuşE fe ayina bil halkıl evvel, bel hum fi lebsin min halkın cedid.
MealDüşünseler ya, ilk yaratışta acze düştük mü? Buna rağmen onlar yeni bir yaratma konusunda şüphe içindeler.
-
Kâf 50/16
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهٖ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ
OkunuşVe lekad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veridi.
MealBu ayetin meali 17. ayetle birlikte verilir.
-
Kâf 50/17
اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمٖينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعٖيدٌ
Okunuşİz yetelakkal mutelakkiyani anil yemini ve aniş şimali kaidun.
Meal(16-17) İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptıklarını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız.
-
Kâf 50/18
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقٖيبٌ عَتٖيدٌ
OkunuşMa yelfızu min kavlin illa ledeyhi rakibun atidun.
MealO hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın!
-
Kâf 50/19
وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّؕ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحٖيدُ
OkunuşVe caet sekretul mevti bil hakk, zalike ma kunte minhu tehidu.
MealBu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir. (Ona şöyle denir:) “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!”
-
Kâf 50/20
وَنُفِـخَ فِي الصُّورِؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَعٖيدِ
OkunuşVe nufiha fis sur, zalike yevmul vaidi.
MealDerken sûra üfürülür; işte bu, ceza uyarısı yapılmış olan gündür.
-
Kâf 50/21
وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَهٖيدٌ
OkunuşVe caet kullu nefsin meaha saikun ve şehidun.
MealHer şahıs, yanında bir sürüp götüren görevli, bir de tanıkla gelir.
-
Kâf 50/22
لَقَدْ كُنْتَ فٖي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدٖيدٌ
OkunuşLekad kunte fi gafletin min haza fe keşefna anke gıtaeke fe besarukel yevme hadidun.
Meal(Ona şöyle seslenilir:) “Sen bu konuda tam bir gaflet içindeydin, artık gözünden perdeni kaldırdık, şimdi gözün keskindir.”
-
Kâf 50/23
وَقَالَ قَرٖينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَتٖيدٌؕ
OkunuşVe kale karinuhu haza ma ledeyye atid.
MealArkadaşı (melek), “İşte hep beraber olduğum şahıs burada” der.
-
Kâf 50/24
اَلْقِيَا فٖي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنٖيدٍۙ
OkunuşElkıya fi cehenneme kulle keffarin anidin.
MealBu ayetin meali 26. ayetle birlikte verilir.
-
Kâf 50/25
مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُرٖيبٍۙ
OkunuşMennaın lil hayri mu'tedin muribin.
MealBu ayetin meali 26. ayetle birlikte verilir.
-
Kâf 50/26
اَلَّذٖي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّدٖيدِ
OkunuşEllezi ceale meallahi ilahen ahara fe elkıyahu fil azabiş şedidi.
Meal(24-26) (Ve şu emir gelir:) “Atın cehenneme her inatçı kâfiri! İyiliği engelleyen, hak tanımayan, insanları şüpheye düşüren, Allah’ın yanına başka bir tanrı daha koyan kimseyi, atın onu dayanılmaz azaba!”
-
Kâf 50/27
قَالَ قَرٖينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ فٖي ضَلَالٍ بَعٖيدٍ
OkunuşKale karinuhu rabbena ma etgaytuhu ve lakin kane fi dalalin baidin.
MealYandaşı (şeytan), “Rabbim! Onu ben azdırmadım, o kendisi apaçık bir sapkınlık içinde idi” der.
-
Kâf 50/28
قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَعٖيدِ
OkunuşKale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.
MealAllah şöyle buyurur: “Huzurumda tartışmayın, sizi daha önce uyarmıştım.
-
Kâf 50/29
مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَبٖيدِࣖ
OkunuşMa yubeddelul kavlu ledeyye ve ma ene bi zallamin lil abid.
MealBende söz değişmez ve ben asla kullara zulmetmem.”
-
Kâf 50/30
يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزٖيدٍ
OkunuşYevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel min mezidin.
MealO gün cehenneme “Doldun mu?” diyeceğiz; cevap verecek: “Daha yok mu?”
-
Kâf 50/31
وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقٖينَ غَيْرَ بَعٖيدٍ
OkunuşVe uzlifetil cennetu lil muttekine gayre baidin.
MealAllah’a itaatsizlikten sakınanlar için de cennet, iyice yakınlarına getirilecek.
-
Kâf 50/32
هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَفٖيظٍۚ
OkunuşHaza ma tuadune li kulli evvabin hafiz.
MealBu ayetin meali 33. ayetle birlikte verilir.
-
Kâf 50/33
مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُنٖيبٍ
OkunuşMen haşiyer rahmane bil gaybi ve cae bi kalbin munibin.
Meal(32-33) Ve kendilerine şöyle denecektir: “İşte sizlere; daima Allah’a yönelen, O’nu aklından çıkarmayan, görmediği halde Rahmân’dan çekinip korkan ve samimi bir kalp ile gelen kimseye vaad edilen cennet!
-
Kâf 50/34
اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ
OkunuşUdhuluha bi selam, zalike yevmul hulud.
MealOraya esenlikle girin, bu sonsuza kadar sürecek gündür.”
-
Kâf 50/35
لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ فٖيهَا وَلَدَيْنَا مَزٖيدٌ
OkunuşLehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezidun.
MealOrada istedikleri her şey onlarındır, üstelik katımızda fazlası da vardır.
-
Kâf 50/36
وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشاً فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِؕ هَلْ مِنْ مَحٖيصٍ
OkunuşVe kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabu fil bilad, hel min mahisin.
MealKendilerinden önce, onlardan daha güçlü olup yeryüzünde şehirler kurarak aralarında gidip gelen nice toplulukları yok ettik. Kurtuluş var mı?
-
Kâf 50/37
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهٖيدٌ
Okunuşİnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehidun.
MealAklı olan veya şuurlu olarak söze kulak veren kimse için bunda büyük ibret vardır.
-
Kâf 50/38
وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍࣗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ
OkunuşVe lekad halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin ve ma messena min lugub.
MealGökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
-
Kâf 50/39
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
OkunuşFasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.
MealResulüm! Sen onların söylediklerini sabırla karşıla; güneş doğmadan ve batmadan önce rabbini övgü ve tesbih ile an.
-
Kâf 50/40
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ
OkunuşVe minel leyli fe sebbihhu ve edbares sucudi.
MealGecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu yücelterek an.
-
Kâf 50/41
وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَرٖيبٍۙ
OkunuşVestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.
MealSeslenenin, yakın bir yerden seslendiği gün için dinlemede ol.
-
Kâf 50/42
يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّؕ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ
OkunuşYevme yesmeunes sayhate bil hakk, zalike yevmul huruci.
MealO dirilten sesi gerçekten işittikleri gün, işte o (ebedî hayata) çıkış günüdür.
-
Kâf 50/43
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيٖ وَنُمٖيتُ وَاِلَيْنَا الْمَصٖيرُۙ
Okunuşİnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel masiru.
MealBiz, ancak biz hayat verir ve öldürürüz, dönüş de elbet bizedir.
-
Kâf 50/44
يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعاًؕ ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسٖيرٌ
OkunuşYevme teşakkakul ardu anhum siraa, zalike haşrun aleyna yesirun.
MealYerküre kendilerinden ayrılıp paramparça olduğu gün göz açıp kapayıncaya kadar (o seslenene yöneleceklerdir); bu bizim için çok kolay bir toplamadır.
-
Kâf 50/45
نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَعٖيدِ
OkunuşNahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani men yehafu vaidi.
MealOnların ne dediklerini biz daha iyi biliyoruz. Sen onları zorlamakla görevli değilsin, uyarımızı ciddiye alanlara Kur’an’ı durmadan oku!
Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).
Kâf suresi hakkında sık sorulanlar
Kâf suresi kaç ayettir?
Kâf suresi 45 ayettir.
Kâf suresi kaçıncı sayfada?
Kâf, Kur'an-ı Kerim'in 50. suresidir. Diyanet mushafında 26. cüzde yer alır; 518. sayfada başlar, 520. sayfada biter.
Kâf suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Kâf suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.