Zâriyât Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali
Zâriyât, Kur'an-ı Kerim'in 51. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 60 ayettir. Diyanet mushafında 26. cüzde başlar, 27. cüzde biter ; 520. sayfada başlar, 523. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.
- 51. sure
- Mekkî
- 60 ayet
- 26–27. cüz · sayfa 520–523
Zâriyât suresinin Arapçası, okunuşu ve meali
Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
-
Zâriyât 51/1
وَالذَّارِيَاتِ ذَرْواًۙ
OkunuşVez zariyati zerven.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/2
فَالْحَامِلَاتِ وِقْراًۙ
OkunuşFel hamilati vıkren.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/3
فَالْجَارِيَاتِ يُسْراًۙ
OkunuşFel cariyati yusren.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/4
فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْراًۙ
OkunuşFel mukassimati, emren.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/5
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ
Okunuşİnnema tuadune le sadikun.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/6
وَاِنَّ الدّٖينَ لَوَاقِـعٌؕ
OkunuşVe inned dine le vakıu.
Meal(1-6) Savurdukça savuranlara, yükü taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere, işleri taksim edenlere andolsun ki size vaad edilen şey kesinlikle doğrudur ve son yargılama mutlaka gerçekleşecektir.
-
Zâriyât 51/7
وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ
OkunuşVes semai zatil hubuki.
MealBu ayetin meali 8. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/8
اِنَّكُمْ لَفٖي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍۙ
Okunuşİnnekum le fi kavlin muhtelifin.
Meal(7-8) Alanları ayrılmış yıldız kümeleri ile dolu göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylemektesiniz.
-
Zâriyât 51/9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَؕ
OkunuşYu'feku anhu men ufik.
MealÇarpık düşünceli olanlar doğru yoldan başkasına yönelirler.
-
Zâriyât 51/10
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ
OkunuşKutilel harrasune.
MealBu ayetin meali 12. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/11
اَلَّذٖينَ هُمْ فٖي غَمْرَةٍ سَاهُونَۙ
OkunuşEllezine hum fi gamretin sahune.
MealBu ayetin meali 12. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/12
يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّٖينِؕ
OkunuşYes'elune eyyane yevmud din.
Meal(10-12) Kahrolası yalancılar, o gaflet içinde yüzen kendini bilmezler, “Hani son yargılama günü ne zaman?” diye sorarlar.
-
Zâriyât 51/13
يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ
OkunuşYevme hum alen nari yuftenune.
MealO gün onlar ateşle sınanacaklar!
-
Zâriyât 51/14
ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْؕ هٰذَا الَّذٖي كُنْتُمْ بِهٖ تَسْتَعْجِلُونَ
OkunuşZuku fitnetekum, hazellezi kuntum bihi testa'cilun.
MealTadın bakalım cezanızı! Çabucak gelmesini isteyip durduğunuz işte bu!
-
Zâriyât 51/15
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
Okunuşİnnel muttekine fi cennatin ve uyunin.
MealBu ayetin meali 16. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/16
اٰخِذٖينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْؕ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِنٖينَؕ
OkunuşAhizine ma atahum rabbuhum, innehum kanu kable zalike muhsinin.
Meal(15-16) Allah’a saygısızlıktan sakınanlar ise rablerinin kendilerine verdiklerini alarak cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar. Çünkü onlar daha önce güzel davranışlar içindeydiler.
-
Zâriyât 51/17
كَانُوا قَلٖيلاً مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
OkunuşKanu kalilen minel leyli ma yehceun.
MealOnlar gecenin az bir kısmında uyurlardı.
-
Zâriyât 51/18
وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
OkunuşVe bil esharihum yestağfirune.
MealSeher vakitlerinde rablerinden bağışlanmalarını dilerlerdi.
-
Zâriyât 51/19
وَفٖٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ
OkunuşVe fi emvalihim hakkun lis saili vel mahrumi.
MealYardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı.
-
Zâriyât 51/20
وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِنٖينَۙ
OkunuşVe fil ardı ayatun lil mukınine.
MealSağlam düşünce ve inanç sahipleri için yeryüzünde açık kanıtlar vardır.
-
Zâriyât 51/21
وَفٖٓي اَنْفُسِكُمْؕ اَفَلَا تُبْصِرُونَ
OkunuşVe fi enfusikum, e fe la tubsirun.
MealHatta kendinizde de. Hiç görmüyor musunuz?
-
Zâriyât 51/22
وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
OkunuşVe fis semai rızkukum ve ma tuadun.
MealRızkınız ve size vaad edilenler göktedir.
-
Zâriyât 51/23
فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَࣖ
OkunuşFe ve rabbis semai vel ardı innehu le hakkun misle ma ennekum tentıkun.
MealGöğün ve yerin rabbine andolsun ki bu, tıpkı sizin konuşmanız kadar gerçek!
-
Zâriyât 51/24
هَلْ اَتٰيكَ حَدٖيثُ ضَيْفِ اِبْرٰهٖيمَ الْمُكْرَمٖينَۘ
OkunuşHel etake hadisu dayfi ibrahimel mukremin.
Mealİbrâhim’in değerli konuklarıyla ilgili kıssa sana ulaştı mı?
-
Zâriyât 51/25
اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًؕ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
Okunuşİz dehalu aleyhi fe kalu selama, kale selam, kavmun munkerun.
MealOnun yanına girdiklerinde “selâm” demişler, o da “selâm” demiş; (içinden) “Hiç de tanıdık kimseler değil” diye geçirmişti.
-
Zâriyât 51/26
فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِهٖ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَمٖينٍۙ
OkunuşFe raga ila ehlihi fe cae bi iclin seminin.
MealBelli etmeden hemen ailesinin yanına gitti ve (kızartılmış) besili bir buzağı getirdi.
-
Zâriyât 51/27
فَقَرَّبَهُٓ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَأْكُلُونَؗ
OkunuşFe karrebehu ileyhim kale e la te'kulun.
MealOnu önlerine koydu ve “Buyurmaz mısınız?” dedi.
-
Zâriyât 51/28
فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خٖيفَةًؕ قَالُوا لَا تَخَفْؕ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلٖيمٍ
OkunuşFe evcese minhum hifeh, kalu la tehaf, ve beşşeruhu bi gulamin alim.
MealDurumlarından dolayı biraz kaygılandı. “Korkma” dediler ve ona derin bilgi sahibi olacak bir oğul müjdesi verdiler.
-
Zâriyât 51/29
فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فٖي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقٖيمٌ
OkunuşFe akbeletimreetuhu fi sarretin fe sakket vecheha ve kalet acuzun akimun.
MealKarısı heyecanla bağırarak alnına vurdu; “Benim gibi yaşlı ve kısır bir kadın ha!” dedi.
-
Zâriyât 51/30
قَالُوا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِؕ اِنَّهُ هُوَ الْحَكٖيمُ الْعَلٖيمُ
OkunuşKalu kezaliki kale rabbuk, innehu huvel hakimul alimu.
Meal“Rabbin böyle buyurdu” dediler; “Kuşkusuz hikmeti sonsuz, ilmi sınırsız olan yalnız O’dur.”
-
Zâriyât 51/31
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
OkunuşKale fe ma hatbukum eyyuhel murselun.
Mealİbrâhim, “Peki ey elçiler! Sizin asıl göreviniz nedir?” dedi.
-
Zâriyât 51/32
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْـنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
OkunuşKalu inna ursilna ila kavmin mucrimine.
Meal“Biz” dediler, “Günaha batmış bir topluluğa gönderildik;
-
Zâriyât 51/33
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طٖينٍۙ
OkunuşLi nursile aleyhim hıcareten min tinin.
MealBu ayetin meali 34. ayetle birlikte verilir.
-
Zâriyât 51/34
مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفٖينَ
OkunuşMusevvemeten inde rabbike lil musrifin.
Meal(33-34) Haddi aşanlar için rabbinin nezdinde işaretlenmiş balçıktan taşları üzerlerine yağdırmak üzere.”
-
Zâriyât 51/35
فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فٖيهَا مِنَ الْمُؤْمِنٖينَۚ
OkunuşFe ahrecna men kane fiha minel mu'minin.
MealDerken, orada bulunan müminleri çıkardık.
-
Zâriyât 51/36
فَمَا وَجَدْنَا فٖيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمٖينَۚ
OkunuşFe ma vecedna fiha gayre beytin minel muslimin.
MealZaten orada -bir hâne dışında- Allah’a teslim olmuş kimseler de bulamadık.
-
Zâriyât 51/37
وَتَرَكْنَا فٖيهَٓا اٰيَةً لِلَّذٖينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْاَلٖيمَؕ
OkunuşVe terekna fiha ayeten lillezine yahafunel azabel elim.
MealVe orada, acı veren azaptan korkanlar için bir işaret bırakmış olduk.
-
Zâriyât 51/38
وَفٖي مُوسٰٓى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبٖينٍ
OkunuşVe fi musa iz erselnahu ila fir'avne bi sultanin mubinin.
MealMûsâ’da da (ibretler var). Onu apaçık delillerle Firavun’a göndermiştik.
-
Zâriyât 51/39
فَتَوَلّٰى بِرُكْنِهٖ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ
OkunuşFe tevella bi ruknihi ve kale sahırun ev mecnunun.
MealFiravun saltanatı sebebiyle ona karşı çıkmış ve “O, ya bir sihirbaz veya bir mecnundur” demişti.
-
Zâriyât 51/40
فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلٖيمٌؕ
OkunuşFe ehaznahu ve cunudehu fe nebeznahum fil yemmi ve huve mulim.
MealSonunda -(davranışlarıyla) kendini rezil etmiş olarak- onu ve askerlerini yakalayıp denize attık.
-
Zâriyât 51/41
وَفٖي عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرّٖيحَ الْعَقٖيمَۚ
OkunuşVe fi adin iz erselna aleyhimur rihal akim.
MealÂd kavminde de (ibretler var). Onlara silip süpüren rüzgârı göndermiştik.
-
Zâriyât 51/42
مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمٖيمِؕ
OkunuşMa tezeru min şey'in etet aleyhi illa cealethu ker remim.
MealÜzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, kül edip savuruyordu.
-
Zâriyât 51/43
وَفٖي ثَمُودَ اِذْ قٖيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى حٖينٍ
OkunuşVe fi semude iz kile lehum temetteu hatta hinin.
MealSemûd’da da (ibretler var). Onlara, “Bir süreye kadar faydalanın bakalım!” denmişti.
-
Zâriyât 51/44
فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
OkunuşFe atev an emri rabbihim fe ehazethumus saikatu ve hum yanzurun.
MealRablerinin buyruğuna uymayı kendilerine yediremediler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıverdi!
-
Zâriyât 51/45
فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرٖينَۙ
OkunuşFe mestetau min kıyamin ve ma kanu muntesirine.
MealYerlerinden bile kalkamadılar ve kimseden yardım da alamadılar.
-
Zâriyât 51/46
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖينَ۟
OkunuşVe kavme nuhın min kabl, inne hum kanu kavmen fasıkin.
MealBunlardan önce yaşayan Nûh’un kavminde de (ibretler var). Çünkü onlar yoldan çıkmış bir topluluk idi.
-
Zâriyât 51/47
وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ
OkunuşVes semae beneynaha bi eydin ve inna le musiun.
MealGöğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz biz genişletmekteyiz.
-
Zâriyât 51/48
وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ
OkunuşVel arda fereşnaha fe ni'mel mahidun.
MealYeri de biz döşedik; güzel de yaptık!
-
Zâriyât 51/49
وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
OkunuşVe min kulli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun.
MealHer şeyden çift çift yarattık, inceden inceye düşünesiniz diye.
-
Zâriyât 51/50
فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِؕ اِنّٖي لَكُمْ مِنْهُ نَذٖيرٌ مُبٖينٌۚ
OkunuşFe firru ilallah, inni lekum minhu nezirun mubin.
Meal(Peygamber şöyle dedi:) “Şu halde Allah’a sığının. Şüphesiz ben sizin için O’nun tarafından apaçık bir uyarıcıyım.
-
Zâriyât 51/51
وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۜ اِنّٖى لَكُمْ مِنْهُ نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
OkunuşVe la tec'alu meallahi ilahen ahar, inni lekum minhu nezirun mubin.
MealAllah’ın yanında başka tanrı edinmeyin. Şüphesiz ben sizin için O’nun tarafından apaçık bir uyarıcıyım.”
-
Zâriyât 51/52
كَذٰلِكَ مَٓا اَتَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ
OkunuşKezalike ma etellezine min kablihim min resulin illa kalu sahırun ev mecnun.
Mealİşte böyle; kendilerinden öncekilere de hiçbir peygamber gelmemiştir ki, “O bir sihirbaz veya bir mecnun” demiş olmasınlar.
-
Zâriyât 51/53
اَتَوَاصَوْا بِهٖۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
OkunuşE tevasav bih, bel hum kavmun tagun.
MealSanki nesiller boyu birbirlerine hep bunu tavsiye etmişler! Daha doğrusu onlar sınır tanımayan bir topluluk!
-
Zâriyât 51/54
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَٓا اَنْتَ بِمَلُومٍؗ
OkunuşFe tevelle anhum fe ma ente bi melum.
MealArtık onlarla ilgilenme. Bundan dolayı (çağrına uymadılar diye) sen kınanacak değilsin.
-
Zâriyât 51/55
وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنٖينَ
OkunuşVe zekkir fe innez zikra tenfeul mu'minin.
MealAma (alanlar için) öğüt vermeye devam et, zira öğüt inananlara fayda verir.
-
Zâriyât 51/56
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
OkunuşVe ma halaktul cinne vel inse illa li ya'budun.
MealBen cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.
-
Zâriyât 51/57
مَٓا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ
OkunuşMa uridu minhum min rızkın ve ma uridu en yut'imuni.
MealOnlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istiyor değilim.
-
Zâriyât 51/58
اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ
Okunuşİnnallahe huver rezzaku zul kuvvetil metin.
MealŞüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır.
-
Zâriyât 51/59
فَاِنَّ لِلَّذٖينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
OkunuşFe inne lillezine zalemu zenuben misle zenubi ashabihim fe la yesta'ciluni.
MealŞu iyi bilinmeli ki haksızlığa sapanlar için geçmişteki benzerlerinin payı gibi bir ceza payı var! Şimdi onu benden acele istemesinler!
-
Zâriyât 51/60
فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذٖي يُوعَدُونَ
OkunuşFe veylun lillezine keferu min yevmihimullezi yuadun.
MealBaşlarına geleceği bildirilen günden dolayı vay o inkârcıların haline!
Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).
Zâriyât suresi hakkında sık sorulanlar
Zâriyât suresi kaç ayettir?
Zâriyât suresi 60 ayettir.
Zâriyât suresi kaçıncı sayfada?
Zâriyât, Kur'an-ı Kerim'in 51. suresidir. Diyanet mushafında 26. cüzde başlar, 27. cüzde biter; 520. sayfada başlar, 523. sayfada biter.
Zâriyât suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Zâriyât suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.