İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

38. sure · Kur'an-ı Kerim

Sâd Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Sâd, Kur'an-ı Kerim'in 38. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 88 ayettir. Diyanet mushafında 23. cüzde , 453. sayfada başlar, 458. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 38. sure
  • Mekkî
  • 88 ayet
  • 23. cüz · sayfa 453–458

Sâd suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Sâd 38/1

    صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّ كْرِؕ

    Okunuş

    Sad, vel kur'ani ziz zikr.

    Meal

    Bu ayetin meali 2. ayetle birlikte verilir.

  2. Sâd 38/2

    بَلِ الَّذٖينَ كَفَرُوا فٖي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    Okunuş

    Belillezine keferu fi ızzetin ve şikak.

    Meal

    (1-2) Sâd. Öğüt ve uyarı dolu Kur’an’a andolsun ki inkâr edenler, bu uyarıya kulak verecekleri yerde, gurura kapılmış ve ayrılığa düşmüşlerdir.

  3. Sâd 38/3

    كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ حٖينَ مَنَاصٍ

    Okunuş

    Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hine menas.

    Meal

    Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik; o sırada feryat ettiler ama artık zaman kurtulma zamanı değildi.

  4. Sâd 38/4

    وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْؗ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ

    Okunuş

    Ve acibu en caehum munzirun minhum ve kalel kafirune haza sahırun kezzab.

    Meal

    Şimdi bunlar da kendilerine aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşıyorlar ve bu inkârcılar şöyle diyorlar: “Bu adam bir sihirbazdır, tam bir yalancıdır.

  5. Sâd 38/5

    اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهاً وَاحِداًۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ

    Okunuş

    E cealel alihete ilahen vahıda, inne haza le şey'un ucab.

    Meal

    Tanrıları tek tanrıya mı indiriyor? Bu gerçekten şaşılacak bir şey!”

  6. Sâd 38/6

    وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُۚ

    Okunuş

    Ventalekal meleu minhum enimşu vasbiru ala alihetikum inne haza le şey'un yurad.

    Meal

    Onların ileri gelenleri harekete geçip şöyle dediler: “Yolunuzda yürüyün! Tanrılarınıza bağlılıkta direnin! İşte (sizden) istenen budur.

  7. Sâd 38/7

    مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ

    Okunuş

    Ma semi'na bi haza fil milletil ahıreh, in haza illahtilak.

    Meal

    Bildiğimiz son dinde böyle bir şeyi işitmedik; bu uydurmadan başka bir şey değil.

  8. Sâd 38/8

    ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاؕ بَلْ هُمْ فٖي شَكٍّ مِنْ ذِ كْرٖيۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِؕ

    Okunuş

    E unzile aleyhiz zikru min beynina, bel hum fi şekkin min zikri, bel lemma yezuku azab.

    Meal

    İlâhî uyarı içimizden ona mı indirildi şimdi!” İşin doğrusu onlar benim uyarım karşısında kuşku içindedirler. Hayır, azabımı henüz tatmadılar!

  9. Sâd 38/9

    اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزٖيزِ الْوَهَّابِۚ

    Okunuş

    Em indehum hazainu rahmeti rabbikel azizil vehhab.

    Meal

    Yoksa senin aziz ve lutufkâr rabbinin rahmet hazineleri onların elinde midir?

  10. Sâd 38/10

    اَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاࣞ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْاَسْبَابِ

    Okunuş

    Em lehum mulkus semavati vel ardı ve ma beynehuma, felyerteku fil esbab.

    Meal

    Ya da göklerle yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onlarda mı? Öyleyse çareler bulup göklere yükselseler ya!

  11. Sâd 38/11

    جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزَابِ

    Okunuş

    Cundun ma hunalike mehzumun minel ahzab.

    Meal

    Onlar, orada çeşitli bölüklerden oluşmuş, bu durumda şimdiden yenilmeye mahkûm bir kalabalıktır.

  12. Sâd 38/12

    كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْاَوْتَادِۙ

    Okunuş

    Kezzebet kablehum kavmu nuhın ve adun ve fir'avnu zul evtadi.

    Meal

    Bu ayetin meali 13. ayetle birlikte verilir.

  13. Sâd 38/13

    وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِؕ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ

    Okunuş

    Ve semudu ve kavmu lutın ve ashabul eykeh, ulaikel ahzab.

    Meal

    (12-13) Bunlardan önce Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklı Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı, bütün bu topluluklar ısrarla gerçeği yalanlamışlardı.

  14. Sâd 38/14

    اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِࣖ

    Okunuş

    İn kullun illa kezzeber rusule fe hakka ıkab.

    Meal

    Hepsi de elçileri yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de kendilerini cezalandırmam hak oldu.

  15. Sâd 38/15

    وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ

    Okunuş

    Ve ma yanzuru haulai illa sayhaten vahıdeten ma leha min fevak.

    Meal

    Bunlar da şimdi, bir daha geri dönüşe imkân bırakmayacak olan korkunç bir sesi, yalnızca bunu beklemektedirler.

  16. Sâd 38/16

    وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ

    Okunuş

    Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hisab.

    Meal

    Onlar, (alaycı bir tavırla), “Rabbimiz! Hesap gününden önce payımıza düşen azabı hemen şimdi ver!” dediler.

  17. Sâd 38/17

    اِصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُ۫دَ ذَا الْاَيْدِۚ اِنَّـهُٓ اَوَّابٌ

    Okunuş

    Isbır ala ma yekulune vezkur abdena davude zel eyd, innehu evvab.

    Meal

    Sen, onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla! Yönü hep Allah’a dönüktü.

  18. Sâd 38/18

    اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ

    Okunuş

    İnna sahharnel cibale meahu yusebbıhne bil aşiyyi vel işrak.

    Meal

    Bu ayetin meali 19. ayetle birlikte verilir.

  19. Sâd 38/19

    وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًؕ كُلٌّ لَـهُٓ اَوَّابٌ

    Okunuş

    Vet tayre mahşureh, kullun lehu evvab.

    Meal

    (18-19) Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.

  20. Sâd 38/20

    وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ

    Okunuş

    Ve şededna mulkehu ve ateynahul hikmete ve faslel hıtab.

    Meal

    Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine hikmet (peygamberlik) ve anlaşmazlıkları halletme yeteneği vermiştik.

  21. Sâd 38/21

    وَهَلْ اَتٰيكَ نَـبَؤُا الْخَصْمِۘ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ

    Okunuş

    Ve hel etake nebeul hasm, iz tesevverul mihrab.

    Meal

    Bu ayetin meali 22. ayetle birlikte verilir.

  22. Sâd 38/22

    اِذْ دَخَلُوا عَلٰى دَاوُ۫دَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْۚ خَصْمَانِ بَغٰى بَعْضُنَا عَلٰى بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَٓا اِلٰى سَوَٓاءِ الصِّرَاطِ

    Okunuş

    İz dehalu ala davude fe fezia minhum kalu la tehaf, hasmani bega ba'duna ala ba'dın fahkum beynena bil hakkı ve la tuştıt vehdina ila sevais sırat.

    Meal

    (21-22) Davalaşanlara dair bilgi sana ulaştı mı? Bu adamlar mâbedin duvarına tırmanıp Dâvûd’un yanına girmişlerdi. Dâvûd onları görünce telâşlanmıştı. “Korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Aramızda âdil bir hüküm ver; doğruluktan sapma, bize de doğru yolu göster.”

  23. Sâd 38/23

    اِنَّ هٰذَٓا اَخٖي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْنٖيهَا وَعَزَّنٖي فِي الْخِطَابِ

    Okunuş

    İnne haza ahi lehu tis'un ve tis'une na'ceten ve liye na'cetun vahidetun fe kale ekfilniha ve azzeni fil hıtab.

    Meal

    “Şu adam benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da bana ver’ dedi ve bu tartışmada bana baskın çıktı.”

  24. Sâd 38/24

    قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِهٖؕ وَاِنَّ كَثٖيراً مِنَ الْخُلَطَٓاءِ لَيَبْغٖي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلٖيلٌ مَا هُمْؕ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعاً وَاَنَابَ

    Okunuş

    Kale lekad zalemeke bi suali na'cetike ila niacih, ve inne kesiren minel huletai le yebgi ba'duhum ala ba'dın illellezine amenu ve amilus salihati ve kalilun ma hum, ve zanne davudu ennema fetennahu festagfere rabbehu ve harre rakian ve enab.

    Meal

    Dâvûd şöyle dedi: “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana karşı haksızlık etmiştir. Zaten aralarında ortaklık ilişkileri bulunanların çoğu birbirine haksızlık ederler; yalnız iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapmakta olanlar böyle değildir; ama onlar da o kadar az ki!” Dâvûd (böyle bir temsil ile) kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine rabbinden kendisini bağışlamasını dileyerek secdeye kapandı ve bütünüyle O’na yöneldi.

  25. Sâd 38/25

    فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَؕ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ

    Okunuş

    Fe gaferna lehu zalik, ve inne lehu indena le zulfa ve husne meab.

    Meal

    Biz de onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı, güzel bir geleceği vardır.

  26. Sâd 38/26

    يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلٖيفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِؕ اِنَّ الَّذٖينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖيدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِࣖ

    Okunuş

    Ya davudu inna cealnake halifeten fil ardı fahkum beynen nasi bil hakkı ve la tettebiil heva fe yudılleke an sebilillah, innellezine yadıllune an sebilillahi lehum azabun şedidun bi ma nesu yevmel hisab.

    Meal

    “Ey Dâvûd! Biz seni yeryüzünde halife yaptık; onun için insanlar arasında adaletle hükmet; nefsin isteklerine uyma, sonra seni Allah yolundan saptırır. Kuşkusuz, Allah yolundan sapanlara, hesap verme gününü unutmaları yüzünden çok ağır bir azap vardır.”

  27. Sâd 38/27

    وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلاًؕ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذٖينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِؕ

    Okunuş

    Ve ma halaknes semae vel arda ve ma beynehuma batıla, zalike zannullezine keferu, fe veylun lillezine keferu minen nar.

    Meal

    Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden vay o inkârcıların başına geleceklere!

  28. Sâd 38/28

    اَمْ نَجْعَلُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدٖينَ فِي الْاَرْضِؗ اَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّقٖينَ كَالْفُجَّارِ

    Okunuş

    Em nec'alullezine amenu ve amilus salihati kel mufsidine fil ardı em nec'alul muttekine kel fuccar.

    Meal

    Yoksa iman edip dünya ve âhirete yararlı işler yapanları yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir mi tutacaktık? Yahut günah işlemekten sakınanları günaha batanlar gibi mi sayacaktık?

  29. Sâd 38/29

    كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُٓوا اٰيَاتِهٖ وَلِيَتَذَكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

    Okunuş

    Kitabun enzelnahu ileyke mubarekun li yeddebberu ayatihi ve li yetezekkere ulul elbab.

    Meal

    Bu bir mübarek kitaptır ki onu sana, insanlar âyetleri üzerinde iyice düşünsünler, akıl iz‘an sahipleri ondan dersler, öğütler alsınlar diye indirdik.

  30. Sâd 38/30

    وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَؕ نِعْمَ الْعَبْدُؕ اِنَّهُٓ اَوَّابٌؕ

    Okunuş

    Ve vehebna li davude suleyman, ni'mel abd, innehu evvab.

    Meal

    Biz Dâvûd’a Süleyman’ı armağan ettik. O ne iyi kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.

  31. Sâd 38/31

    اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ

    Okunuş

    İz urıda aleyhi bil aşiyyis safinatul ciyad.

    Meal

    Bu ayetin meali 32. ayetle birlikte verilir.

  32. Sâd 38/32

    فَقَالَ اِنّٖٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِ كْرِ رَبّٖيۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِࣞ

    Okunuş

    Fe kale inni ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbi, hatta tevaret bil hıcab.

    Meal

    (31-32) Bir gün akşama doğru alımlı, soylu koşu atları önüne getirildiğinde, “Ben malı (atları), rabbimi hatırlattığı için sevdim” dedi. Derken (güneş batınca) onlar karanlığın perdesiyle gizlendi.

  33. Sâd 38/33

    رُدُّوهَا عَلَيَّؕ فَطَفِقَ مَسْحاً بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ

    Okunuş

    Rudduha aleyy, fe tafika meshan bis sukı vel a'nak.

    Meal

    (Daha sonra) “Onları bana geri getirin” dedi; bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.

  34. Sâd 38/34

    وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّهٖ جَسَداً ثُمَّ اَنَابَ

    Okunuş

    Ve lekad fetenna suleymane ve elkayna ala kursiyyihi ceseden summe enab.

    Meal

    Andolsun biz Süleyman’ı bir sınavdan geçirmiş, tahtının üstüne bir ceset koymuştuk; sonra o bize yöneldi;

  35. Sâd 38/35

    قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لٖي وَهَبْ لٖي مُلْكاً لَا يَنْبَغٖي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْدٖيۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

    Okunuş

    Kale rabbigfir li veheb li mulken la yenbagi li ehadin min ba'di, inneke entel vehhab.

    Meal

    Bu ayetin meali 38. ayetle birlikte verilir.

  36. Sâd 38/36

    فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّٖيحَ تَجْرٖي بِاَمْرِهٖ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ

    Okunuş

    Fe sehharna lehur riha tecri bi emrihi ruhaen haysu esab.

    Meal

    Bu ayetin meali 38. ayetle birlikte verilir.

  37. Sâd 38/37

    وَالشَّيَاطٖينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ

    Okunuş

    Veş şeyatine kulle bennain ve gavvasın.

    Meal

    Bu ayetin meali 38. ayetle birlikte verilir.

  38. Sâd 38/38

    وَاٰخَرٖينَ مُقَرَّنٖينَ فِي الْاَصْفَادِ

    Okunuş

    Ve aharine mukarrenine fil asfad.

    Meal

    (35-38) “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.

  39. Sâd 38/39

    هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Okunuş

    Haza atauna femnun ev emsik bi gayri hisab.

    Meal

    “Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut” (dedik).

  40. Sâd 38/40

    وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍࣖ

    Okunuş

    Ve inne lehu ındena le zulfa ve husne meab.

    Meal

    Kuşkusuz onun katımızda yüksek bir yakınlık derecesi ve güzel bir geleceği vardır.

  41. Sâd 38/41

    وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۘ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّٖي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍؕ

    Okunuş

    Vezkur abdena eyyub, iz nada rabbehu enni messeniyeş şeytanu bi nusbin ve azab.

    Meal

    Kulumuz Eyyûb’u da an. O, rabbine, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye seslenmişti.

  42. Sâd 38/42

    اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    Okunuş

    Urkud biriclik, haza mugteselun baridun ve şerab.

    Meal

    “Ayağını yere vur (dedik), işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su!”

  43. Sâd 38/43

    وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِ كْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

    Okunuş

    Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minna ve zikra li ulil elbab.

    Meal

    Tarafımızdan bir rahmet ve akıl iz‘an sahipleri için de anılacak bir örnek olmak üzere ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha bağışladık.

  44. Sâd 38/44

    وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثاً فَاضْرِبْ بِهٖ وَلَا تَحْنَثْؕ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِراًؕ نِعْمَ الْعَبْدُؕ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ

    Okunuş

    Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihi ve la tahnes, inna vecednahu sabira, ni'mel abd, innehu evvab.

    Meal

    (Bir yemini vardı.) “Eline bir demet bitki sapı alıp onunla vur ve böylece yeminini yerine getirmiş ol” (dedik). Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.

  45. Sâd 38/45

    وَاذْكُرْ عِبَادَنَٓا اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُو۬لِي الْاَيْدٖي وَالْاَبْصَارِ

    Okunuş

    Vezkur ıbadena ibrahime ve ishaka ve ya'kube ulil eydi vel ebsar.

    Meal

    Güçlü ve basîretli kullarımız İbrâhim, İshak ve Ya‘kūb’u da an.

  46. Sâd 38/46

    اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِۚ

    Okunuş

    İnna ahlasnahum bi halisatin zikred dar.

    Meal

    Âhiret yurdunu hatırda tutmadaki samimiyetleri sayesinde onları günahlardan arındırdık.

  47. Sâd 38/47

    وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ

    Okunuş

    Ve innehum ındena le minel mustafeynel ahyar.

    Meal

    Doğrusu onlar bizim katımızda gerçekten seçkin kılınmış, hayırlı kimseler ­arasındadırlar.

  48. Sâd 38/48

    وَاذْكُرْ اِسْمٰعٖيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِؕ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِؕ

    Okunuş

    Vezkur ismaile velyesea ve zel kifl, ve kullun minel ahyar.

    Meal

    İsmâil’i, Elyesa‘ı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de iyi kimselerdir.

  49. Sâd 38/49

    هٰذَا ذِ كْرٌؕ وَاِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ لَحُسْنَ مَاٰبٍۙ

    Okunuş

    Haza zikr, ve inne lil muttekine le husne meab.

    Meal

    Bu ayetin meali 50. ayetle birlikte verilir.

  50. Sâd 38/50

    جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْاَبْوَابُۚ

    Okunuş

    Cennati adnin mufettehaten le humul ebvab.

    Meal

    (49-50) Bu bir hatırlatmadır. Kuşkusuz Allah’a itaatsizlikten sakınanlara çok güzel bir gelecek, kapıları kendilerine ardına kadar açılacak adn cennetleri vardır.

  51. Sâd 38/51

    مُتَّكِـٖٔينَ فٖيهَا يَدْعُونَ فٖيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثٖيرَةٍ وَشَرَابٍ

    Okunuş

    Muttekine fiha yed'une fiha bi fakihetin kesiretin ve şerab.

    Meal

    Orada yerlerine kurularak çeşit çeşit meyve ve içecek isteyebilecekler.

  52. Sâd 38/52

    وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ

    Okunuş

    Ve ındehum kasıratut tarfi etrab.

    Meal

    Yanlarında eşlerinden başkasına bakmayan yaşıt dilberler olacak.

  53. Sâd 38/53

    هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ

    Okunuş

    Haza ma tuadune li yevmil hisab.

    Meal

    İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.

  54. Sâd 38/54

    اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ

    Okunuş

    İnne haza le rızkuna ma lehu min nefad.

    Meal

    Kuşkusuz bu, bitmek tükenmek bilmeyen nimetimizdir.

  55. Sâd 38/55

    هٰذَاؕ وَاِنَّ لِلطَّاغٖينَ لَشَرَّ مَاٰبٍۙ

    Okunuş

    Haza, ve inne lit tagıyne le şerre meab.

    Meal

    Bu ayetin meali 56. ayetle birlikte verilir.

  56. Sâd 38/56

    جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمِهَادُ

    Okunuş

    Cehennem, yaslevneha, fe bi'sel mihad.

    Meal

    (55-56) Bu böyledir. Öte yandan azgınlara da çok kötü bir gelecek, cehennem vardır; orayı boylayacaklar. Ne kötü bir yer orası!

  57. Sâd 38/57

    هٰذَاۙ فَلْيَذُوقُوهُ حَمٖيمٌ وَغَسَّاقٌۙ

    Okunuş

    Haza fel yezukuhu hamiymun ve gassak.

    Meal

    Bu böyledir, çünkü, bir kaynar, bir de dondurucu su! Tatsınlar onu!

  58. Sâd 38/58

    وَاٰخَرُ مِنْ شَكْلِهٖٓ اَزْوَاجٌؕ

    Okunuş

    Ve aharu min şeklihi ezvac.

    Meal

    Bunun benzeri daha başka nice azap türleri!

  59. Sâd 38/59

    هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَباً بِهِمْؕ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ

    Okunuş

    Haza fevcun muktehımun meakum, la merhaben bihim, innehum salun nar.

    Meal

    (İnkârcı önderlere), “İşte şunlar da sizinle beraber cehenneme girecek olanlardır” (denince), “Rahat yüzü görmesin onlar! Onlar ateşe gireceklerdir” (derler).

  60. Sâd 38/60

    قَالُوا بَلْ اَنْتُمْࣞ لَا مَرْحَباً بِكُمْؕ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ

    Okunuş

    Kalu bel entum, la merhaben bikum, entum kaddemtumuhu lena, febi'sel karar.

    Meal

    Diğerleri, “Hayır, asıl rahat yüzü görmemesi gereken sizlersiniz; bizi bu duruma siz sürüklediniz. Ne kötü bir yer burası!” derler.

  61. Sâd 38/61

    قَالُوا رَبَّـنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَاباً ضِعْفاً فِي النَّارِ

    Okunuş

    Kalu rabbena men kaddeme lena haza fe zidhu azaben dı'fen fin nar.

    Meal

    “Ey rabbimiz!” diyecekler, “Bizi bu duruma sürükleyenlerin ateşte çekecekleri azabı bir kat daha arttır!”

  62. Sâd 38/62

    وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرٰى رِجَالاً كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْاَشْرَارِؕ

    Okunuş

    Ve kalu ma lena la nera ricalen kunna neudduhum minel eşrar.

    Meal

    Ve soracaklar: “Nasıl oluyor da vaktiyle kendilerini kötülerden saydığımız adamları şimdi burada göremiyoruz!

  63. Sâd 38/63

    اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِياًّ اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ

    Okunuş

    Ettehaznahum sıhriyyen em zagat anhumul ebsar.

    Meal

    Onları (haksız olarak) mı alaya almışız, yoksa (buradalar da) gözden mi kaçırdık?”

  64. Sâd 38/64

    اِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ اَهْلِ النَّارِࣖ

    Okunuş

    İnne zalike le hakkun tehasumu ehlin nar.

    Meal

    İşte bu, yani cehennem ehlinin birbiriyle çekişmesi olayı bir hakikattir.

  65. Sâd 38/65

    قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌࣗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ

    Okunuş

    Kul innema ene munzirun ve ma min ilahin ilallahul vahıdul kahhar.

    Meal

    De ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım. Karşı konulmaz güç sahibi tek Allah’tan başka tanrı yoktur.

  66. Sâd 38/66

    رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزٖيزُ الْغَفَّارُ

    Okunuş

    Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehumel azizul gaffar.

    Meal

    O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin rabbidir, daima galiptir, çok ­bağışlayıcıdır.”

  67. Sâd 38/67

    قُلْ هُوَ نَبَؤٌ۬ا عَظٖيمٌۙ

    Okunuş

    Kul huve nebeun azimun.

    Meal

    De ki: “Bu (vahiy ile gelen) çok önemli bir bilgidir.

  68. Sâd 38/68

    اَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    Okunuş

    Entum anhu mu'ridun.

    Meal

    Siz ise ona sırt çeviriyorsunuz.

  69. Sâd 38/69

    مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَأِ الْاَعْلٰٓى اِذْ يَخْتَصِمُونَ

    Okunuş

    Ma kane liye min ilmin bil meleil a'la iz yahtesımun.

    Meal

    Yüce topluluk, kendi aralarında tartışırlarken onlarla bulunup bilgi edinmiş değilim.

  70. Sâd 38/70

    اِنْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اِلَّٓا اَنَّمَٓا اَنَا۬ نَذٖيرٌ مُبٖينٌ

    Okunuş

    İn yuha ileyye illa ennema ene nezirun mubin.

    Meal

    Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcılık görevi yüklendiğim için vahiy gelmektedir.”

  71. Sâd 38/71

    اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّٖي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ طٖينٍ

    Okunuş

    İz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min tin.

    Meal

    Hani rabbin meleklere demişti ki: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.

  72. Sâd 38/72

    فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ

    Okunuş

    Fe iza sevveytuhu ve nefahtu fihi min ruhi fe kau lehu sacidin.

    Meal

    Ona tam şeklini verip ruhumdan da üflediğim vakit hemen onun için secdeye kapanın.”

  73. Sâd 38/73

    فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

    Okunuş

    Fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun.

    Meal

    Bunun üzerine meleklerin hepsi secde ettiler.

  74. Sâd 38/74

    اِلَّٓا اِبْلٖيسَؕ اِسْتَكْـبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرٖينَ

    Okunuş

    İlla iblis, istekbere ve kane minel kafirin.

    Meal

    Yalnız İblîs hariç; o, kibir duygusuna kapılıp kâfirlerden oldu.

  75. Sâd 38/75

    قَالَ يَٓا اِبْلٖيسُ مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّؕ اَسْتَكْـبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالٖينَ

    Okunuş

    Kale ya iblisu ma meneake en tescude lima halaktu bi yedeyy, estekberte em kunte minel alin.

    Meal

    Allah, “Ey İblîs” dedi, “Kendi ellerimle yarattığım şu varlığın önünde secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü taslıyorsun yoksa ululardan mısın?”

  76. Sâd 38/76

    قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُؕ خَلَقْتَنٖي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طٖينٍ

    Okunuş

    Kale ene hayrun minh, halakteni min narin ve halaktehu min tin.

    Meal

    İblîs, “Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” diye cevap verdi.

  77. Sâd 38/77

    قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَجٖيمٌۚ

    Okunuş

    Kale fahruc minha fe inneke recim.

    Meal

    Allah, “O halde çık oradan!” dedi; “Sen artık kovuldun!

  78. Sâd 38/78

    وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتٖٓي اِلٰى يَوْمِ الدّٖينِ

    Okunuş

    Ve inne aleyke la'neti ila yevmid din.

    Meal

    Kıyamet gününe kadar rahmetimden uzak kalacaksın!”

  79. Sâd 38/79

    قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْنٖٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Okunuş

    Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun.

    Meal

    “Rabbim! Öyleyse insanların yeniden diriltileceği güne kadar bana mühlet ver” dedi.

  80. Sâd 38/80

    قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرٖينَۙ

    Okunuş

    Kale fe inneke minel munzarin.

    Meal

    Bu ayetin meali 81. ayetle birlikte verilir.

  81. Sâd 38/81

    اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

    Okunuş

    İla yevmil vaktil ma'lum.

    Meal

    (80-81) Allah, “Mâlum vakte kadar mühlet verilmiş olanlar arasındasın” buyurdu.

  82. Sâd 38/82

    قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَۙ

    Okunuş

    Kale fe bi izzetike le ugviyennehum ecmain.

    Meal

    Bu ayetin meali 83. ayetle birlikte verilir.

  83. Sâd 38/83

    اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖينَ

    Okunuş

    İlla ibadeke minhumul muhlasin.

    Meal

    (82-83) İblîs, “Senin kudretine andolsun ki rabbim, içlerinden samimi kulların hariç, insanların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım” dedi.

  84. Sâd 38/84

    قَالَ فَالْحَقُّؗ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ

    Okunuş

    Kale fel hakku vel hakka ekul.

    Meal

    Allah buyurdu: “O zaman gerçek -ki ben hep gerçeği söylerim- şudur:

  85. Sâd 38/85

    لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَعٖينَ

    Okunuş

    Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmain.

    Meal

    Kesinlikle ben cehennemi, sen ve bütün sana uyanlarla dolduracağım!”

  86. Sâd 38/86

    قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّفٖينَ

    Okunuş

    Kul ma es'elukum aleyhi min ecrin ve ma ene minel mutekellifin.

    Meal

    (Resulüm!) De ki: “Sizden görevimle ilgili bir karşılık istemiyorum; ben, olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.”

  87. Sâd 38/87

    اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    İn huve illa zikrun lil alemin.

    Meal

    Bu (Kur’an) ise bütün âlemlere kesinlikle bir öğüt ve uyarıdır.

  88. Sâd 38/88

    وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ حٖينٍ

    Okunuş

    Ve le talemunne nebeehu ba'de hin.

    Meal

    Ve onun bildirdiklerinin gerçekliğini bir zaman sonra öğreneceksiniz.

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Sâd suresi hakkında sık sorulanlar

Sâd suresi kaç ayettir?

Sâd suresi 88 ayettir.

Sâd suresi kaçıncı sayfada?

Sâd, Kur'an-ı Kerim'in 38. suresidir. Diyanet mushafında 23. cüzde yer alır; 453. sayfada başlar, 458. sayfada biter.

Sâd suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Sâd suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Sâd suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar