İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

37. sure · Kur'an-ı Kerim

Sâffât Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Sâffât, Kur'an-ı Kerim'in 37. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 182 ayettir. Diyanet mushafında 23. cüzde , 446. sayfada başlar, 452. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 37. sure
  • Mekkî
  • 182 ayet
  • 23. cüz · sayfa 446–452

Sâffât suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Sâffât 37/1

    وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ

    Okunuş

    Ves saffati saffa.

    Meal

    Bu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.

  2. Sâffât 37/2

    فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ

    Okunuş

    Fez zacirati zecra.

    Meal

    Bu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.

  3. Sâffât 37/3

    فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ

    Okunuş

    Fet taliyati zikra.

    Meal

    Bu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.

  4. Sâffât 37/4

    اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌؕ

    Okunuş

    İnne ilahekum le vahıd.

    Meal

    (1-4) Sıra sıra dizilmiş olanlara, (yanlışları) engellemeye çalışanlara ve anmak için okuyanlara andolsun ki kuşkusuz tanrınız bir tekdir.

  5. Sâffât 37/5

    رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِؕ

    Okunuş

    Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve rabbul meşarık.

    Meal

    O, göklerin, yerin, bunlar arasındakilerin rabbi ve doğuların rabbidir.

  6. Sâffât 37/6

    اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِزٖينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ

    Okunuş

    İnna zeyyennes semaed dunya bi ziynetinil kevakib.

    Meal

    Biz yakın semayı yıldızların güzelliğiyle bezedik.

  7. Sâffât 37/7

    وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ

    Okunuş

    Ve hıfzan min kulli şeytanin marid.

    Meal

    Ve (onu) her türlü isyankâr şeytanî güce karşı koruduk.

  8. Sâffât 37/8

    لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍࣗ

    Okunuş

    La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune minkulli canib.

    Meal

    Bu ayetin meali 9. ayetle birlikte verilir.

  9. Sâffât 37/9

    دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ

    Okunuş

    Duhuran ve lehum azabun vasib.

    Meal

    (8-9) Onlar artık o yüce topluluğu dinleyemezler, (bölgeden) uzaklaştırmak için üzerlerine her yönden atış yapılır; ayrıca onlar (âhirette de) bitmez bir azaba ­çarptırılacaklardır.

  10. Sâffât 37/10

    اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

    Okunuş

    İlla men hatıfel hatfete fe etbeahu şihabun sakib.

    Meal

    Ancak, (o yüce topluluktan) bir bilgi kırıntısı kapan olursa onu da delip geçen bir ışık topu kovalar.

  11. Sâffât 37/11

    فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاؕ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ طٖينٍ لَازِبٍ

    Okunuş

    Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halakna, inna halaknahum min tinin lazib.

    Meal

    Şimdi o inkârcılardan şu sorunun cevabını iste: Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa başka yarattıklarımızı mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

  12. Sâffât 37/12

    بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ

    Okunuş

    Bel acibte ve yesharun.

    Meal

    Doğrusu sen hayranlık duydun, onlarsa alay etmektedirler.

  13. Sâffât 37/13

    وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ

    Okunuş

    Ve iza zukkiru la yezkurun.

    Meal

    Kendilerine öğüt verildiğinde gerekli öğüdü almıyorlar.

  14. Sâffât 37/14

    وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ

    Okunuş

    Ve iza raev ayeten yesteshırun.

    Meal

    İlâhî bir işaret gördüklerinde alaya alıyorlar;

  15. Sâffât 37/15

    وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُبٖينٌۚ

    Okunuş

    Ve kalu in haza illa sihrun mubin.

    Meal

    Ve “Bu” diyorlar, “Apaçık sihirden başka bir şey değil.

  16. Sâffât 37/16

    ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

    Okunuş

    E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

    Meal

    Sahi biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken yeniden mi ­diriltilecekmişiz?

  17. Sâffât 37/17

    اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَؕ

    Okunuş

    E ve abaunel evvelun.

    Meal

    Geçmişteki atalarımız da mı?”

  18. Sâffât 37/18

    قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ

    Okunuş

    Kul neam ve entum dahırun.

    Meal

    De ki: “Evet, hem de burnunuz yere sürtülerek!”

  19. Sâffât 37/19

    فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ

    Okunuş

    Fe innema hiye zecretun vahıdetun fe iza hum yenzurun.

    Meal

    Kuşkusuz o, bir tek korkunç sesten ibarettir; bunun ardından onlar şaşkınlıkla etrafa bakıyor olacaklar!

  20. Sâffât 37/20

    وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّٖينِ

    Okunuş

    Ve kalu ya veylena haza yevmud din.

    Meal

    “Eyvah” diyecekler, “İşte hesap günü!”

  21. Sâffât 37/21

    هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذٖي كُنْتُمْ بِهٖ تُكَذِّبُونَࣖ

    Okunuş

    Haza yevmul faslillezi kuntum bihi tukezzibun.

    Meal

    Evet, bu, asılsız olduğunu savunduğunuz yargı günüdür.

  22. Sâffât 37/22

    اُحْشُرُوا الَّذٖينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ

    Okunuş

    Uhşurullezine zalemu ve ezvacehum ve ma kanu ya'budun.

    Meal

    Bu ayetin meali 23. ayetle birlikte verilir.

  23. Sâffât 37/23

    مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَحٖيمِۙ

    Okunuş

    Min dunillahi fehduhum ila sıratıl cahim.

    Meal

    (22-23) (Allah, görevlilere buyurur:) “Toplayın o zalimleri, onların yoldaşlarını ve Allah’ın dışında taptıklarını! Hepsini cehennemin yoluna sürün!”

  24. Sâffât 37/24

    وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ

    Okunuş

    Vakıfuhum innehum mes'ulun.

    Meal

    “Ve durdurun onları; çünkü sorguya çekilecekler!”

  25. Sâffât 37/25

    مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

    Okunuş

    Ma lekum la tenasarun.

    Meal

    “(Ey inkârcılar!) Size ne oldu ki şimdi birbirinize yardım etmiyorsunuz?”

  26. Sâffât 37/26

    بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

    Okunuş

    Bel humul yevme musteslimun.

    Meal

    Evet, o gün onlar artık çaresiz boyun eğmişlerdir.

  27. Sâffât 37/27

    وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ

    Okunuş

    Ve akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

    Meal

    Biri diğerine yönelir, karşılıklı birbirini sorumlu tutup suçlarlar.

  28. Sâffât 37/28

    قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَمٖينِ

    Okunuş

    Kalu innekum kuntum te'tunena anil yemin.

    Meal

    Derler ki: “Siz, evet siz, bize iyi niyetliymiş gibi görünerek gelirdiniz.”

  29. Sâffât 37/29

    قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِنٖينَۚ

    Okunuş

    Kalu bel lem tekunu mu'minin.

    Meal

    Diğerleri, “Aksine” derler, “Siz inanmış kimseler değildiniz.

  30. Sâffât 37/30

    وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغٖينَ

    Okunuş

    Ve ma kane lena aleykum min sultan, bel kuntum kavmen tagin.

    Meal

    Bizim, sizin üzerinizde hiçbir etkili baskımız olmamıştı; bilâkis siz azgın bir topluluktunuz.

  31. Sâffât 37/31

    فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاࣗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ

    Okunuş

    Fe hakka aleyna kavlu rabbina inna le zaıkun.

    Meal

    Sonuçta rabbimizin hükmünü hepimiz hak ettik; artık (gerekli cezayı) mutlaka tadacağız.

  32. Sâffât 37/32

    فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاوٖينَ

    Okunuş

    Fe agveynakum inna kunna gavin.

    Meal

    Evet, sizi saptırdık, çünkü biz kendimiz sapmıştık.”

  33. Sâffât 37/33

    فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    Okunuş

    Fe innehum yevme izin fil azabi muşterikun.

    Meal

    O gün onlar azap görmede ortaktırlar.

  34. Sâffât 37/34

    اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ

    Okunuş

    İnna kezalike nef'alu bil mucrimin.

    Meal

    İşte biz suçlulara böyle yaparız!

  35. Sâffât 37/35

    اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا قٖيلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ

    Okunuş

    İnnehum kanu iza kile lehum la ilahe illallahu yestekbirun.

    Meal

    Ne zaman onlara, “Allah’tan başka tanrı yoktur” denilse küstahlık edip kibre kapılırlar.

  36. Sâffât 37/36

    وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍؕ

    Okunuş

    Ve yekulune e inna le tariku alihetina li şairin mecnun.

    Meal

    “Cinlere kapılmış bir şairin sözüyle tanrılarımızı mı bırakacağız!” derler.

  37. Sâffât 37/37

    بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلٖينَ

    Okunuş

    Bel cae bil hakkı ve saddakal murselin.

    Meal

    Aksine o, gerçeği getirdi, Allah’ın diğer elçilerini de doğruladı.

  38. Sâffât 37/38

    اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَلٖيمِۚ

    Okunuş

    İnnekum le zaikul azabil elim.

    Meal

    Ama siz, o acı azabı tadacaksınız!

  39. Sâffât 37/39

    وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ

    Okunuş

    Ve ma tuczevne illa ma kuntum ta'melun.

    Meal

    Ve sadece yapmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılacaksınız.

  40. Sâffât 37/40

    اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ

    Okunuş

    İlla ibadallahil muhlesin.

    Meal

    Ancak, Allah’ın samimi kulları bu cezanın dışındadır.

  41. Sâffât 37/41

    اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ

    Okunuş

    Ulaike lehum rizkun ma'lum.

    Meal

    Onlar için belirli bir rızık vardır:

  42. Sâffât 37/42

    فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ

    Okunuş

    Fevakih, ve hum mukremun.

    Meal

    Türlü meyveler… Onlara nice ikramlarda bulunulacaktır;

  43. Sâffât 37/43

    فٖي جَنَّاتِ النَّعٖيمِۙ

    Okunuş

    Fi cennatin naim.

    Meal

    Nimetlerle dolu cennetlerde;

  44. Sâffât 37/44

    عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلٖينَ

    Okunuş

    Ala sururin mutekabilin.

    Meal

    Karşılıklı oturdukları tahtlar üzerinde.

  45. Sâffât 37/45

    يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَعٖينٍۙ

    Okunuş

    Yutafu aleyhim bi ke'sin min main.

    Meal

    Aralarında, kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır;

  46. Sâffât 37/46

    بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِبٖينَۚ

    Okunuş

    Beydae lezzetin liş şaribin.

    Meal

    Bembeyaz; içenlere lezzet verir.

  47. Sâffât 37/47

    لَا فٖيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ

    Okunuş

    La fiha gavlun ve la hum anha yunzefun.

    Meal

    İçenlere dokunmaz, ondan sarhoş da olmazlar.

  48. Sâffât 37/48

    وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عٖينٌۙ

    Okunuş

    Ve indehum kasıratut tarfı in.

    Meal

    Bu ayetin meali 49. ayetle birlikte verilir.

  49. Sâffât 37/49

    كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ

    Okunuş

    Ke enne hunne beydun meknun.

    Meal

    (48-49) Yanlarında da eşinden başkasına bakmayan ceylan gözlü, gün görmemiş güzel tenli kadınlar bulunur.

  50. Sâffât 37/50

    فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ

    Okunuş

    Fe akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

    Meal

    (Cennet sohbetinde) birbirine dönüp karşılıklı sorular sorarlar.

  51. Sâffât 37/51

    قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّٖي كَانَ لٖي قَرٖينٌۙ

    Okunuş

    Kale kailun minhum inni kane li karin.

    Meal

    İçlerinden biri şöyle der: “Benim bir arkadaşım vardı;

  52. Sâffât 37/52

    يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقٖينَ

    Okunuş

    Yekulu e inneke le minel musaddikin.

    Meal

    Derdi ki: Sen de onaylıyor musun gerçekten?

  53. Sâffât 37/53

    ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَدٖينُونَ

    Okunuş

    E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le medinun.

    Meal

    Biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken mutlaka hesaba çekilecekmişiz öyle mi?”

  54. Sâffât 37/54

    قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

    Okunuş

    Kale hel entum muttaliun.

    Meal

    Ve ekler: “Şimdi dönüp bakar mısınız (ona)?”

  55. Sâffât 37/55

    فَاطَّـلَعَ فَرَاٰهُ فٖي سَوَٓاءِ الْجَحٖيمِ

    Okunuş

    Fettalea fe reahu fi sevail cahim.

    Meal

    Sonra kendisi dönüp bakar ve arkadaşını cehennemin ortasında görür.

  56. Sâffât 37/56

    قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْدٖينِۙ

    Okunuş

    Kale tallahi in kidte le turdin.

    Meal

    “Allah’a yemin ederim ki” der, “Neredeyse beni de mahvedecektin!

  57. Sâffât 37/57

    وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّٖي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرٖينَ

    Okunuş

    Ve lev la ni'metu rabbi le kuntu minel muhdarin.

    Meal

    Rabbimin lutfu olmasaydı ben de şimdi cehenneme getirilenler arasında olacaktım.

  58. Sâffât 37/58

    اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتٖينَۙ

    Okunuş

    E fe ma nahnu bi meyyitin.

    Meal

    (Ne mutlu bize ki), artık bir daha ölmeyeceğiz, değil mi?

  59. Sâffât 37/59

    اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبٖينَ

    Okunuş

    İlla mevtetenel ula ve ma nahnu bi muazzebin.

    Meal

    Önceki ölümümüzden başka ölüm yok; azap da görmeyeceğiz.

  60. Sâffât 37/60

    اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ

    Okunuş

    İnne haza le huvel fevzul azim.

    Meal

    Bu, gerçekten çok büyük bir kazançtır!”

  61. Sâffât 37/61

    لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ

    Okunuş

    Li misli haza fel ya'melil amilun.

    Meal

    Amel sahipleri böylesi bir kazanç için çalışmalıdır.

  62. Sâffât 37/62

    اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلاً اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

    Okunuş

    E zalike hayrun nuzulen em şeceretuz zakkum.

    Meal

    Bu mu daha iyi bir ikramdır yoksa zakkum ağacı mı?

  63. Sâffât 37/63

    اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمٖينَ

    Okunuş

    İnna cealnaha fitneten liz zalimin.

    Meal

    Biz o zakkumu zalimler için bir sınama aracı yaptık.

  64. Sâffât 37/64

    اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فٖٓي اَصْلِ الْجَحٖيمِۙ

    Okunuş

    İnneha şeceretun tahrucu fi aslil cahim.

    Meal

    O, cehennemin ta dibinde yetişen bir ağaçtır.

  65. Sâffât 37/65

    طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاطٖينِ

    Okunuş

    Tal'uha ke ennehu ruusuş şeyatin.

    Meal

    Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

  66. Sâffât 37/66

    فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَؕ

    Okunuş

    Fe innehum le akilune minha fe maliune min hel butun.

    Meal

    Zalimler mutlaka onu yiyecekler, karınlarını onunla dolduracaklar.

  67. Sâffât 37/67

    ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْباً مِنْ حَمٖيمٍۚ

    Okunuş

    Summe inne lehum aleyha le şevben min hamim.

    Meal

    Sonra onların, yedikleri bu nesnenin üzerine, kaynar su karıştırılmış bir içecekleri de olacaktır.

  68. Sâffât 37/68

    ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَحٖيمِ

    Okunuş

    Summe inne merciahum le ilel cahim.

    Meal

    Sonunda onların varacakları yer mutlaka cehennem olacaktır.

  69. Sâffât 37/69

    اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّٖينَۙ

    Okunuş

    İnnehum elfev abaehum dalline.

    Meal

    Çünkü onlar atalarını doğru yoldan sapmış olarak buldular;

  70. Sâffât 37/70

    فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ

    Okunuş

    Fe hum ala asarihim yuhreun.

    Meal

    Ama kendileri de çılgınca onların izinden koşuyorlar.

  71. Sâffât 37/71

    وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّلٖينَۙ

    Okunuş

    Ve lekad dalle kablehum ekserul evvelin.

    Meal

    Onlardan önce de geçmiştekilerin çoğu yollarını sapıtmıştı.

  72. Sâffât 37/72

    وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا فٖيهِمْ مُنْذِرٖينَ

    Okunuş

    Ve lekad erselna fi him munzirin.

    Meal

    Oysa içlerinden uyarıcı elçiler de göndermiştik.

  73. Sâffât 37/73

    فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَرٖينَۙ

    Okunuş

    Fanzur keyfe kane akibetul munzerin.

    Meal

    Bu ayetin meali 74. ayetle birlikte verilir.

  74. Sâffât 37/74

    اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَࣖ

    Okunuş

    İlla ibadallahil muhlasin.

    Meal

    (73-74) Bak şimdi, Allah’ın samimi kulları dışında, uyarılanların âkıbeti ne oldu!

  75. Sâffât 37/75

    وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُجٖيبُونَۚ

    Okunuş

    Ve lekad nadana nuhun fe le ni'mel mucibun.

    Meal

    Vaktiyle Nûh bize yakarmıştı; biz de ne güzel karşılık vermiştik!

  76. Sâffât 37/76

    وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِؗ

    Okunuş

    Ve necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.

    Meal

    Nitekim kendisini ve ailesini o büyük felâketten kurtardık.

  77. Sâffât 37/77

    وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقٖينَؗ

    Okunuş

    Ve cealna zurriyyetehu humul bakin.

    Meal

    Ve yalnız onun soyunu kalıcı kıldık.

  78. Sâffât 37/78

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرٖينَؗ

    Okunuş

    Ve terekna aleyhi fil ahirin.

    Meal

    Bu ayetin meali 79. ayetle birlikte verilir.

  79. Sâffât 37/79

    سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    Selamun ala nuhın fil alemin.

    Meal

    (78-79) Sonradan gelen nesiller arasında onun hakkında (iyi bir ün) bıraktık. Bütün âlemlerde ona selâm olsun!

  80. Sâffât 37/80

    اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ

    Okunuş

    İnna kezalike neczil muhsinin.

    Meal

    İşte biz iyileri böyle ödüllendiririz.

  81. Sâffât 37/81

    اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnnehu min ibadinel mu'minin.

    Meal

    Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

  82. Sâffât 37/82

    ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَرٖينَ

    Okunuş

    Summe agraknel aharin.

    Meal

    Sonunda ötekileri sulara gömdük.

  83. Sâffât 37/83

    وَاِنَّ مِنْ شٖيعَتِهٖ لَاِبْرٰهٖيمَۘ

    Okunuş

    Ve inne min şiatihi le ibrahim.

    Meal

    Kuşkusuz İbrâhim Nûh’un yolunu izleyenlerdendi.

  84. Sâffât 37/84

    اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍ

    Okunuş

    İz cae rabbehu bi kalbin selim.

    Meal

    O, tertemiz bir kalple rabbine yönelmişti.

  85. Sâffât 37/85

    اِذْ قَالَ لِاَبٖيهِ وَقَوْمِهٖ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ

    Okunuş

    İz kale li ebihi ve kavmihi maza ta'budun.

    Meal

    Babasına ve halkına, “Siz neye tapıyorsunuz?” demişti;

  86. Sâffât 37/86

    اَئِفْكاً اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُرٖيدُونَؕ

    Okunuş

    E ifken aliheten dunallahi turidun.

    Meal

    “Allah’tan başka birtakım düzmece tanrılar mı edinmek istiyorsunuz?

  87. Sâffât 37/87

    فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    Fe ma zannukum bi rabbil alemin.

    Meal

    Peki, âlemlerin rabbiyle ilgili düşünceniz nedir?”

  88. Sâffât 37/88

    فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ

    Okunuş

    Fe nazara nazraten fin nucum.

    Meal

    Sonra yıldızlara şöyle bir baktı;

  89. Sâffât 37/89

    فَقَالَ اِنّٖي سَقٖيمٌ

    Okunuş

    Fe kale inni sakim.

    Meal

    “Ben rahatsızım” dedi.

  90. Sâffât 37/90

    فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِرٖينَ

    Okunuş

    Fe tevellev anhu mudbirin.

    Meal

    Bunun üzerine diğerleri onu arkalarında bırakıp gittiler.

  91. Sâffât 37/91

    فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ

    Okunuş

    Feraga ila alihetihim fe kale e la te'kulun.

    Meal

    İbrâhim gizlice tanrılarının yanına vardı; “Niçin bir şeyler yemiyorsunuz?” dedi;

  92. Sâffât 37/92

    مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ

    Okunuş

    Ma lekum la tentıkun.

    Meal

    “Neyiniz var, niçin konuşmuyorsunuz?”

  93. Sâffât 37/93

    فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْباً بِالْيَمٖينِ

    Okunuş

    Feraga aleyhim darben bil yemin.

    Meal

    Sonra onlara güçlü darbeler indirmeye başladı.

  94. Sâffât 37/94

    فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ

    Okunuş

    Fe akbelu ileyhi yeziffun.

    Meal

    Diğerleri öfke içinde koşarak İbrâhim’in yanına geldiler.

  95. Sâffât 37/95

    قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ

    Okunuş

    Kale e ta'budune ma tenhıtun.

    Meal

    Dedi ki: “Kendi ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?

  96. Sâffât 37/96

    وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

    Okunuş

    Vallahu halakakum ve ma ta'melun.

    Meal

    Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı.”

  97. Sâffât 37/97

    قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَاناً فَاَلْقُوهُ فِي الْجَحٖيمِ

    Okunuş

    Kalubnu lehu bunyanen fe elkuhu fil cahim.

    Meal

    Ötekiler, “Onun için bir yapı kurun ve (orada hazırlayacağınız) kuvvetli ateşe atın onu!” dediler.

  98. Sâffât 37/98

    فَاَرَادُوا بِهٖ كَيْداً فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَلٖينَ

    Okunuş

    Fe eradu bihi keyden fe cealna humul esfelin.

    Meal

    Böylece onu engellemek için bir plan kurdular; ama biz onları alta düşürdük.

  99. Sâffât 37/99

    وَقَالَ اِنّٖي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّٖي سَيَهْدٖينِ

    Okunuş

    Ve kale inni zahibun ila rabbi seyehdin.

    Meal

    İbrâhim, “Ben rabbime gidiyorum” dedi, “O bana yol gösterecektir.”

  100. Sâffât 37/100

    رَبِّ هَبْ لٖي مِنَ الصَّالِحٖينَ

    Okunuş

    Rabbi heb li mines salihin.

    Meal

    “Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlât ver!”

  101. Sâffât 37/101

    فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلٖيمٍ

    Okunuş

    Fe beşşernahu bi gulamin halim.

    Meal

    Bunun üzerine kendisine akıllı ve iyi huylu bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik.

  102. Sâffât 37/102

    فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّٖٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّٖٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىؕ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُؗ سَتَجِدُنٖٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرٖينَ

    Okunuş

    Fe lemma belega meahus sa'ye kale ya buneyye inni era fil menami enni ezbehuke fanzur maza tera, kale ya ebetif'al ma tu'meru seteciduni inşaallahu mines sabirin.

    Meal

    Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.”

  103. Sâffât 37/103

    فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبٖينِۚ

    Okunuş

    Fe lemma eslema ve tellehu lil cebin.

    Meal

    Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüzüstü yatırınca,

  104. Sâffât 37/104

    وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰهٖيمُۙ

    Okunuş

    Ve nadeynahu en ya ibrahim.

    Meal

    “Ey İbrâhim!” diye ona seslendik;

  105. Sâffât 37/105

    قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ

    Okunuş

    Kad saddakter ru'ya, inna kezalike neczil muhsinin.

    Meal

    “Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz.

  106. Sâffât 37/106

    اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُبٖينُ

    Okunuş

    İnne haza le huvel belaul mubin.

    Meal

    Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı.

  107. Sâffât 37/107

    وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظٖيمٍ

    Okunuş

    Ve fedeynahu bi zibhın azim.

    Meal

    Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik.

  108. Sâffât 37/108

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرٖينَ

    Okunuş

    Ve terekna aleyhi fil ahirin.

    Meal

    Bu ayetin meali 109. ayetle birlikte verilir.

  109. Sâffât 37/109

    سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰهٖيمَ

    Okunuş

    Selamun ala ibrahim.

    Meal

    (108-109) Onun hakkında, “İbrâhim’e selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik.

  110. Sâffât 37/110

    كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ

    Okunuş

    Kezalike neczil muhsinin.

    Meal

    Evet, iyileri işte böyle ödüllendiririz.

  111. Sâffât 37/111

    اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnnehu min ibadinel mu'minin.

    Meal

    Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı,

  112. Sâffât 37/112

    وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِياًّ مِنَ الصَّالِحٖينَ

    Okunuş

    Ve beşşernahu bi ishaka nebiyyen mines salihin.

    Meal

    İyi insanlardan (seçilmiş) bir peygamber olarak ona İshak’ı da müjdeledik.

  113. Sâffât 37/113

    وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَؕ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهٖ مُبٖينٌࣖ

    Okunuş

    Ve barekna aleyhi ve ala ishak, ve min zurriyyetihima muhsinun ve zalimun li nefsihi mubin.

    Meal

    Ona ve İshak’a bereketler indirdik. Onların soyu içinde iyisi bulunduğu gibi açıkça kendine kötülük edeni de olacaktı.

  114. Sâffât 37/114

    وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ

    Okunuş

    Ve lekad menenna ala musa ve harun.

    Meal

    Mûsâ ve Hârûn’a da lütuflarda bulunmuştuk.

  115. Sâffât 37/115

    وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۚ

    Okunuş

    Ve necceyna huma ve kavme huma minel kerbil azim.

    Meal

    Onları ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

  116. Sâffât 37/116

    وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبٖينَۚ

    Okunuş

    Ve nasarnahum fe kanu humul galibin.

    Meal

    Onlara yardım ettik ve bu sayede galip çıkanlar onlar oldu.

  117. Sâffât 37/117

    وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ateyna humel kitabel mustebin.

    Meal

    O ikisine açık seçik anlaşılabilen kitabı verdik.

  118. Sâffât 37/118

    وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَۚ

    Okunuş

    Ve hedeyna humes sıratal mustekim.

    Meal

    Onları doğru yola ilettik.

  119. Sâffât 37/119

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِرٖينَ

    Okunuş

    Ve terekna aleyhima fil ahirin.

    Meal

    Bu ayetin meali 120. ayetle birlikte verilir.

  120. Sâffât 37/120

    سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

    Okunuş

    Selamun ala musa ve harun.

    Meal

    (119-120) Ve onların hakkında, “Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik.

  121. Sâffât 37/121

    اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ

    Okunuş

    İnna kezalike neczil muhsinin.

    Meal

    İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz.

  122. Sâffât 37/122

    اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne huma min ibadinel mu'minin.

    Meal

    Çünkü ikisi de bizim mümin kullarımızdandı.

  123. Sâffât 37/123

    وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَؕ

    Okunuş

    Ve inne ilyase le minel murselin.

    Meal

    Kuşkusuz İlyâs da elçilerimizden biriydi.

  124. Sâffât 37/124

    اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَلَا تَتَّقُونَ

    Okunuş

    İz kale li kavmihi e la tettekun.

    Meal

    Kavmine, “(Şirk ve günahtan) sakınmayacak mısınız?” dedi;

  125. Sâffât 37/125

    اَتَدْعُونَ بَعْلاً وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِقٖينَۙ

    Okunuş

    Eted'une ba'len ve tezerune ahsenel halikin.

    Meal

    Bu ayetin meali 126. ayetle birlikte verilir.

  126. Sâffât 37/126

    اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Allahe rabbekum ve rabbe abaikumul evvelin.

    Meal

    (125-126) “En güzel yaratanı, sizin de geçmişteki atalarınızın da rabbi olan Allah’ı bırakıp Baal’e mi taparsınız?”

  127. Sâffât 37/127

    فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

    Okunuş

    Fe kezzebuhu fe inne hum le muhdarun.

    Meal

    Bu ayetin meali 128. ayetle birlikte verilir.

  128. Sâffât 37/128

    اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ

    Okunuş

    İlla ibadallahil muhlasin.

    Meal

    (127-128) Ama onu yalancılıkla suçladılar. Bu yüzden, Allah’ın samimi kulları dışında, onlar mutlaka cehenneme konulacaklar arasında olacaklar.

  129. Sâffât 37/129

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرٖينَ

    Okunuş

    Ve terekna aleyhi fil ahirin.

    Meal

    Bu ayetin meali 130. ayetle birlikte verilir.

  130. Sâffât 37/130

    سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ يَاسٖينَ

    Okunuş

    Selamun ala ilyasin.

    Meal

    (129-130) Onun hakkında, “İlyâs’a selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik.

  131. Sâffât 37/131

    اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ

    Okunuş

    İnna kezalike neczil muhsinin.

    Meal

    İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz.

  132. Sâffât 37/132

    اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnnehu min ibadinel mu'minin.

    Meal

    Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

  133. Sâffât 37/133

    وَاِنَّ لُوطاً لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَؕ

    Okunuş

    Ve inne lutan le minel murselin.

    Meal

    Kuşkusuz Lût da elçilerimizdendi.

  134. Sâffât 37/134

    اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَعٖينَۙ

    Okunuş

    İz necceynahu ve ehlehu ecmain.

    Meal

    Bu ayetin meali 135. ayetle birlikte verilir.

  135. Sâffât 37/135

    اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِرٖينَ

    Okunuş

    İlla acuzen fil gabirin.

    Meal

    (134-135) Geride kalanlar arasında bırakılan yaşlı bir kadın dışında onu ve bütün ailesini kurtarmıştık;

  136. Sâffât 37/136

    ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَ

    Okunuş

    Summe demmernel aharin.

    Meal

    Sonra diğerlerini helâk ettik.

  137. Sâffât 37/137

    وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحٖينَۙ

    Okunuş

    Ve innekum le temurrune aleyhim musbihin.

    Meal

    Bu ayetin meali 138. ayetle birlikte verilir.

  138. Sâffât 37/138

    وَبِالَّيْلِؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَࣖ

    Okunuş

    Ve bil leyl, e fe la ta'kılun.

    Meal

    (137-138) Siz de sabah akşam onların yurtlarından gelip geçmektesiniz. (Bunları görüp de) aklınızla değerlendirmiyor musunuz?

  139. Sâffât 37/139

    وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَؕ

    Okunuş

    Ve inne yunuse le minel murselin.

    Meal

    Kuşkusuz Yûnus da elçilerimizdendi.

  140. Sâffât 37/140

    اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ

    Okunuş

    İz ebeka ilel fulkil meşhun.

    Meal

    Vaktiyle o, yüklü bir tekneyle ülkesinden kaçmıştı.

  141. Sâffât 37/141

    فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضٖينَۚ

    Okunuş

    Fe saheme fe kane minel mudhadin.

    Meal

    Kur’aya girdi ve kaybedenlerden oldu.

  142. Sâffât 37/142

    فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلٖيمٌ

    Okunuş

    Feltekamehul hutu ve huve mulim.

    Meal

    Kendisini (büyük bir) balık yuttu. Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı.

  143. Sâffât 37/143

    فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحٖينَۙ

    Okunuş

    Fe lev la ennehu kane minel musebbihin.

    Meal

    Bu ayetin meali 144. ayetle birlikte verilir.

  144. Sâffât 37/144

    لَلَبِثَ فٖي بَطْنِهٖٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Okunuş

    Le lebise fi batnihi ila yevmi yub'asun.

    Meal

    (143-144) Eğer o, Allah’ın şanını yüceltenlerden olmasaydı kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı.

  145. Sâffât 37/145

    فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَقٖيمٌۚ

    Okunuş

    Fe nebeznahu bil arai ve huve sakim.

    Meal

    Sağlığı bozulmuş olarak onun ıssız bir kıyıya bırakılmasını sağladık;

  146. Sâffât 37/146

    وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطٖينٍۚ

    Okunuş

    Ve enbetna aleyhi şecereten min yaktin.

    Meal

    Üstüne (gölge yapması için) kabak türünden bir bitki bitirdik.

  147. Sâffât 37/147

    وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَزٖيدُونَۚ

    Okunuş

    Ve erselnahu ila mieti elfin ev yezidun.

    Meal

    Bir defa daha onu yüz bin ya da daha fazla kişiye elçi olarak gönderdik.

  148. Sâffât 37/148

    فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى حٖينٍؕ

    Okunuş

    Fe amenu fe metta'nahum ila hin.

    Meal

    Bu defa onlar iman ettiler, biz de kendilerini belirli bir vakte kadar nimetlerimizle yaşattık.

  149. Sâffât 37/149

    فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ

    Okunuş

    Festeftihim e li rabbikel benatu ve lehumul benun.

    Meal

    Şimdi onlardan şunu cevaplamalarını iste: Kızlar rabbinin de erkek çocuklar onların mı!

  150. Sâffât 37/150

    اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثاً وَهُمْ شَاهِدُونَ

    Okunuş

    Em halaknel melaikete inasen ve hum şahidun.

    Meal

    Yoksa biz, gözlerinin önünde melekleri dişi olarak mı yarattık?

  151. Sâffât 37/151

    اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ

    Okunuş

    E la innehum min ifkihim le yekulun.

    Meal

    Bu ayetin meali 152. ayetle birlikte verilir.

  152. Sâffât 37/152

    وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

    Okunuş

    Veledallahu ve innehum le kazibun.

    Meal

    (151-152) İyi bilin ki onlar, sırf kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu!” diyorlar. Onlar katıksız yalancıdırlar.

  153. Sâffât 37/153

    اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنٖينَؕ

    Okunuş

    Astafel benati alel benin.

    Meal

    Allah, kızları oğlanlara tercih mi etmiş!

  154. Sâffât 37/154

    مَا لَكُمْࣞ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

    Okunuş

    Ma lekum, keyfe tahkumun.

    Meal

    Ne oluyor size? Nasıl yargıda bulunuyorsunuz?

  155. Sâffât 37/155

    اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ

    Okunuş

    E fe la tezekkerun.

    Meal

    Hiç düşünmüyor musunuz?

  156. Sâffât 37/156

    اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُبٖينٌۙ

    Okunuş

    Em lekum sultanun mubin.

    Meal

    Yoksa açık bir kanıtınız mı var?

  157. Sâffât 37/157

    فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ

    Okunuş

    Fe'tu bi kitabikum in kuntum sadikin.

    Meal

    Eğer gerçekten doğru sözlü iseniz belgenizi getirin.

  158. Sâffât 37/158

    وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَباًؕ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

    Okunuş

    Ve cealu beynehu ve beynel cinneti neseba, ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarun.

    Meal

    Onlar Allah ile görülmez varlık türleri arasında da bir soy birliği yakıştırdılar. Oysa bu varlıklar iyi biliyorlar ki kendileri de mutlaka hesap yerine götürüleceklerdir.

  159. Sâffât 37/159

    سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ

    Okunuş

    Subhanallahi amma yasifun.

    Meal

    Allah, onların isnat ettikleri niteliklerden uzaktır.

  160. Sâffât 37/160

    اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ

    Okunuş

    İlla ibadallahil muhlasin.

    Meal

    Allah’ın samimi kulları başkadır (onlar gibi davranmazlar).

  161. Sâffât 37/161

    فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ

    Okunuş

    Fe innekum ve ma ta'budun.

    Meal

    Bu ayetin meali 162. ayetle birlikte verilir.

  162. Sâffât 37/162

    مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنٖينَۙ

    Okunuş

    Ma entum aleyhi bi fatinin.

    Meal

    (161-162) Siz ve taptıklarınız; hiçbiriniz onu (samimi kulu) Allah’a inancı hususunda saptıramazsınız.

  163. Sâffât 37/163

    اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحٖيمِ

    Okunuş

    İlla men huve salil cahim.

    Meal

    Ancak cehennemi boylayacak olan başka.

  164. Sâffât 37/164

    وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ

    Okunuş

    Ve ma minna illa lehu makamun ma'lum.

    Meal

    (Putperestlerce Allah’ın kızları sayılan melekler şöyle derler:) “Bizim her birimizin mutlaka belli bir yeri vardır.

  165. Sâffât 37/165

    وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ

    Okunuş

    Ve inna le nahnus saffun.

    Meal

    Biz mutlaka (o yerlerde) saf tutarız.

  166. Sâffât 37/166

    وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ

    Okunuş

    Ve inna le nahnul musebbihun.

    Meal

    Ve biz, kuşkusuz Allah’ı tesbih ederiz.”

  167. Sâffât 37/167

    وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ

    Okunuş

    Ve in kanu le yekulun.

    Meal

    O putperestler hep şöyle derlerdi:

  168. Sâffât 37/168

    لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِ كْراً مِنَ الْاَوَّلٖينَۙ

    Okunuş

    Lev enne indena zikren minel evvelin.

    Meal

    “Elimizde öncekilerden gelmiş bir kitap bulunsaydı;

  169. Sâffât 37/169

    لَكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ

    Okunuş

    Le kunna ibadallahil muhlasin.

    Meal

    Elbet biz de Allah’ın hâlis kulları olurduk.”

  170. Sâffât 37/170

    فَكَفَرُوا بِهٖۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Fe keferu bih, fe sevfe ya'lemun.

    Meal

    Ama şimdi bu kitabı (Kur’an) inkâr ediyorlar! Yakında her şeyi öğrenecekler!

  171. Sâffât 37/171

    وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Ve lekad sebekat kelimetuna li ibadinel murselin.

    Meal

    Andolsun ki elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza geçmişte söz vermiştik:

  172. Sâffât 37/172

    اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ

    Okunuş

    İnnehum le humul mensurun.

    Meal

    Zafere mutlaka onlar ulaşacaklar.

  173. Sâffât 37/173

    وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ

    Okunuş

    Ve inne cundena le humul galibun.

    Meal

    Galip gelenler kesinlikle bizim ordumuz olacak.

  174. Sâffât 37/174

    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى حٖينٍۙ

    Okunuş

    Fe tevelle anhum hatta hin.

    Meal

    (Ey resulüm!) Şimdi sen bir süre için o inkârcıları kendi hallerine bırak.

  175. Sâffât 37/175

    وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Okunuş

    Ve ebsirhum fe sevfe yubsirun.

    Meal

    Hallerini gör onların; ileride kendileri de görecekler!

  176. Sâffât 37/176

    اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    Okunuş

    E fe bi azabina yesta'cilun.

    Meal

    Azabımızın çabuklaştırılmasını mı istiyorlar?

  177. Sâffât 37/177

    فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرٖينَ

    Okunuş

    Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin.

    Meal

    İstedikleri başlarına geldiğinde (önceden) uyarılmış olanların sabahı çok kötü olacaktır!

  178. Sâffât 37/178

    وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى حٖينٍۙ

    Okunuş

    Ve tevelle anhum hatta hin.

    Meal

    Evet, sen bir süre için onları kendi hallerine bırak.

  179. Sâffât 37/179

    وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Okunuş

    Ve ebsir fe sevfe yubsirun.

    Meal

    Ve hallerini gör; ileride kendileri de görecekler!

  180. Sâffât 37/180

    سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ

    Okunuş

    Subhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun.

    Meal

    Mutlak izzet sahibi olan rabbin, onların yakıştırdığı nitelemelerden münezzehtir.

  181. Sâffât 37/181

    وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Ve selamun alel murselin.

    Meal

    Bütün peygamberlere selâm olsun!

  182. Sâffât 37/182

    وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    Vel hamdu lillahi rabbil alemin.

    Meal

    Ve âlemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Sâffât suresi hakkında sık sorulanlar

Sâffât suresi kaç ayettir?

Sâffât suresi 182 ayettir.

Sâffât suresi kaçıncı sayfada?

Sâffât, Kur'an-ı Kerim'in 37. suresidir. Diyanet mushafında 23. cüzde yer alır; 446. sayfada başlar, 452. sayfada biter.

Sâffât suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Sâffât suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Sâffât suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar