Furkân Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali
Furkân, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 77 ayettir. Diyanet mushafında 18. cüzde başlar, 19. cüzde biter ; 359. sayfada başlar, 366. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.
- 25. sure
- Mekkî
- 77 ayet
- 18–19. cüz · sayfa 359–366
Furkân suresinin Arapçası, okunuşu ve meali
Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
-
Furkân 25/1
تَبَارَكَ الَّذٖي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِهٖ لِيَكُونَ لِلْعَالَمٖينَ نَذٖيراًۙ
OkunuşTebarekellezi nezzelel furkane ala abdihi li yekune lil alemine nezira.
MealÂlemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkān’ı indiren Allah aşkındır, cömerttir.
-
Furkân 25/2
اَلَّذٖي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرٖيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدٖيراً
OkunuşEllezi lehu mulkus semavati vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve halaka kulle şey'in fe kadderahu takdira.
MealO, göklerin ve yerin egemenliği kendisine ait olan, çocuk edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, her şeyi yaratan, yarattığına belli bir ölçüye göre düzen veren Allah’tır.
-
Furkân 25/3
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاً وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُوراً
OkunuşVettehazu min dunihi aliheten la yahlukune şey'en ve hum yuhlekune ve la yemlikune li enfusihim darran ve la nef'an ve la yemlikune mevten ve la hayaten ve la nuşura.
MealOysa onlar, Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış bulunan, bizzat kendilerine bile bir zarar ya da faydaları dokunmayan, ölüm, hayat ve ölümden sonra yeniden diriliş de ellerinde olmayan (sahte) tanrılar edindiler.
-
Furkân 25/4
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ
OkunuşVe kalellezine keferu in haza illa ifkunifterahu ve eanehu aleyhi kavmun aharun, fe kad cau zulmen ve zura.
Mealİnkâr edenler, “Bu Kur’an, onun uydurduğu, birilerinin de bu konuda kendisine yardım ettiği bir düzmeceden ibarettir” dediler; böylece onlar açık bir haksızlık ve iftirada bulunmuş oldular.
-
Furkân 25/5
وَقَالُٓوا اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَصٖيلاً
OkunuşVe kalu esatirul evvelinektetebeha fe hiye tumla aleyhi bukreten ve asila.
MealYine dediler ki: “Bunlar, onun başkalarına yazdırdığı, sabah akşam kendisine okunan eskilerin masallarıdır!”
-
Furkân 25/6
قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذٖي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِؕ اِنَّهُ كَانَ غَفُوراً رَحٖيماً
OkunuşKul enzelehullezi ya'lemus sırre fis semavati vel ard, innehu kane gafuran rahima.
MealDe ki: “Onu, göklerin ve yerin sırlarını bilen Allah indirdi. Doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”
-
Furkân 25/7
وَقَالُوا مَا لِهٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشٖي فِي الْاَسْوَاقِؕ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذٖيراًۙ
OkunuşVe kalu mali hazer resuli ye'kulit taame ve yemşi fil esvak, lev la unzile ileyhi melekun fe yekune meahu nezira.
MealDediler ki: “Bu nasıl peygamber! Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli ve kendisiyle birlikte o melek de uyarıcılık görevi yapmalı değil miydi?
-
Furkân 25/8
اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاؕ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً
OkunuşEv yulka ileyhi kenzun ev tekunu lehu cennetunye'kulu minha, ve kalez zalimune in tettebiune illa raculen meshura.
MealVeya ona bir hazine verilmeliydi ya da zahmetsizce yiyip içtiği bir bahçesi olmalıydı.” Bu zalimler (inananlara), “Siz sadece kendisine büyü yapılmış bir adamın peşinden gidiyorsunuz” dediler.
-
Furkân 25/9
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ سَبٖيلاًࣖ
OkunuşUnzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiune sebila.
MealGör işte, senin hakkında ne tür yakıştırmalarda bulundular! Bu şekilde yoldan çıkmış bulunuyorlar, artık bir daha da doğru yolu bulamayacaklar.
-
Furkân 25/10
تَبَارَكَ الَّـذٖٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْراً مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرٖي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُوراً
OkunuşTebarekellezi in şae ceale leke hayren min zalike cennatin tecri min tahtihel enharu ve yec'al leke kusura.
MealAllah, öyle aşkın ve cömerttir ki, eğer isterse sana bundan daha hayırlısını, içinden ırmakların aktığı şirin bahçeler verir; senin için saraylar yapar.
-
Furkân 25/11
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعٖيراًۚ
OkunuşBel kezzebu bis saati ve a'tedna li men kezzebe bis saati saira.
MealFakat onlar kıyameti yalanladılar. Biz de kıyameti yalanlayanlar için alevli bir ateş hazırladık.
-
Furkân 25/12
اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَعٖيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَفٖيراً
Okunuşİza raethum min mekanin baidin semiu leha tegayyuzan ve zefira.
MealO ateş uzak bir yerden kendilerine görününce homurdanmasını ve uğultusunu işitirler.
-
Furkân 25/13
وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّنٖينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًؕ
OkunuşVe iza ulku minha mekanen dayyıkan mukarrenine deav hunalike subura.
MealZincirlerle sımsıkı bağlı olarak onun dar bir yerine atılınca oracıkta yok olmayı isterler.
-
Furkân 25/14
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَثٖيراً
OkunuşLa ted'ul yevme suburan vahıden ved'u suburan kesira.
MealBugün boşuna bir defada yok olmayı istemeyin! Defalarca yok olmak için yalvarın!
-
Furkân 25/15
قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتٖي وُعِدَ الْمُتَّقُونَؕ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَصٖيراً
OkunuşKul e zalike hayrun em cennetul huldilleti vuidel muttekun, kanet lehum cezaen ve masira.
MealDe ki: “Bu mu daha iyidir, yoksa Allah’a saygılı olanlara vaad edilen ebedî cennet mi?” İşte bunlar için cennet bir ödül ve nihaî durak olacaktır.
-
Furkân 25/16
لَهُمْ فٖيهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِدٖينَؕ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْداً مَسْؤُ۫لاً
OkunuşLehum fiha ma yeşaune halidin, kane ala rabbike va'den mes'ula.
MealOrada kendileri için sonsuza kadar istedikleri her şey vardır. Bu, rabbinin, gerçekleşmesi istenen bir vaadidir.
-
Furkân 25/17
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَادٖي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبٖيلَؕ
OkunuşVe yevme yahşuruhum ve ma ya'budune min dunillahi fe yekulu e entum adleltum ibadi haulai em hum dallus sebil.
MealO gün Allah, onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayacak, sonra “Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?” diye soracak.
-
Furkân 25/18
قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغٖي لَـنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْماً بُوراً
OkunuşKalu subhaneke ma kane yenbegi lena en nettehıze min dunike min evliyae ve lakin metta'tehum ve abaehum hatta nesuz zikre, ve kanu kavmen bura.
MealOnlar, “Seni tenzih ederiz! Senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Sen bunları ve atalarını nimetler içinde yüzdürdün; nihayet onlar da seni anmayı unuttular ve böylece uçurumu boylayan bir topluluk oldular” diyecekler.
-
Furkân 25/19
فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَطٖيعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَبٖيراً
OkunuşFe kad kezzebukum bima tekulune fe ma testetiune sarfan ve la nasra, ve men yazlım minkum nuzıkhu azaben kebira.
Mealİşte (ey müşrikler), bu taptığınız şeyler, sizin söylediklerinizin yalan olduğunu ortaya koydu. Artık ne cezanızı savabilirsiniz ne de kendinize bir yardım sağlayabilirsiniz. İçinizden kim haksızlık yoluna sapmış ise ona büyük bir azap tattırırız!
-
Furkân 25/20
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلٖينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِؕ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًؕ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَصٖيراًࣖ
OkunuşVe ma erselna kableke minel murseline illa innehum le ye'kulunet taame ve yemşune fil esvakı ve cealna ba'dakum li ba'dın fitneten, e tasbirun, ve kane rabbuke basira.
MealSenden önce gönderdiğimiz peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Biz kiminizi kiminiz için imtihan vesilesi yaptık ki bakalım sabredecek misiniz! Rabbin her şeyi görüp gözetlemektedir.
-
Furkân 25/21
وَقَالَ الَّذٖينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاؕ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فٖٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُواًّ كَبٖيراً
OkunuşVe kalellezine la yercune likaena lev la unzile aleynel melaiketu ev nera rabbena, lekad istekberu fi enfusihim ve atev utuvven kebira.
MealBizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyenler, “Bize melekler gönderilmesi veya rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” diyorlar. Gerçek şu ki onlar içlerinde derin bir kibir duygusu besliyor, azgınlıkta sınır tanımıyorlar.
-
Furkân 25/22
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمٖينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً
OkunuşYevme yerevnel melaikete la buşra yevme izin lil mucrimine ve yekulune hicran mahcura.
MealMelekleri görecekleri gün, işte o zaman, günahlara boğulmuş olanlar için hiçbir iyi haber olmayacak ve onlar (meleklere), “Her şeyden mahrum olduk!” diyecekler.
-
Furkân 25/23
وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً
OkunuşVe kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahu hebaen mensura.
MealOnların yaptığı her işi ele almış ve onu savrulup giden toz toprak haline getirmiş olacağız.
-
Furkân 25/24
اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَراًّ وَاَحْسَنُ مَقٖيلاً
OkunuşAshabul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makila.
MealO gün cennetliklere kalınacak yerlerin en iyisi, dinlenme yerlerinin en güzeli bahşedilmiş olacaktır.
-
Furkân 25/25
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْزٖيلاً
OkunuşVe yevme teşakkakus semau bil gamami ve nuzzilel melaiketu tenzila.
MealO gün semayı örten bulutlar (perdeler) açılacak, melekler peş peşe indirilecek.
-
Furkân 25/26
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِؕ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِرٖينَ عَسٖيراً
OkunuşEl mulku yevmeizinil hakku lir rahman, ve kane yevmen alel kafirine asira.
Mealİşte o gün gerçek egemenlik Rahmân’ındır ve o gün inkârcılar için çok zor bir gün olacaktır.
-
Furkân 25/27
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبٖيلاً
OkunuşVe yevme yeadduz zalimu ala yedeyhi yekulu ya leytenittehaztu mear resuli sebila.
MealO gün, (dünyada iken) haktan sapmış kişi ellerini ısırarak şöyle diyecek: “Keşke peygamberle birlikte aynı yolda olsaydım!
-
Furkân 25/28
يَا وَيْلَتٰى لَيْتَنٖي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَلٖيلاً
OkunuşYa veyleta leyteni lem ettehız fulanen halila.
MealEyvah! Keşke falancayı kendime dost edinmeseydim!
-
Furkân 25/29
لَقَدْ اَضَلَّنٖي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَنٖيؕ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً
OkunuşLekad edalleni aniz zikri ba'de iz caeni, ve kaneş şeytanu lil insani hazula.
MealMeğer bana uyarıcı mesaj geldikten sonra, o dost bildiğim kişi bu mesajdan beni saptırmış!” İşte şeytan insanı (böyle) çaresizlik içinde yapayalnız bırakır.
-
Furkân 25/30
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً
OkunuşVe kaler resulu ya rabbi inne kavmittehazu hazel kur'ane mehcura.
MealResul, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’a büsbütün ilgisiz kaldılar” dedi.
-
Furkân 25/31
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ مِنَ الْمُجْرِمٖينَؕ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِياً وَنَصٖيراً
OkunuşVe kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimin, ve kefa bi rabbike hadiyen ve nasira.
Mealİşte bunun gibi her peygambere karşı, günaha batmış kimseler içinden bir düşman çıkardık. Ama yol gösterici ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir.
-
Furkân 25/32
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهٖ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتٖيلاً
OkunuşVe kalellezine keferu lev la nuzzile aleyhil kur'anu, cumleten vahideh, kezalike li nusebbite bihi fuadeke ve rettelnahu tertila.
Mealİnkârcılar, “Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!” diyorlar. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu uygun aralıklarla parça parça gönderdik.
-
Furkân 25/33
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْسٖيراًؕ
OkunuşVe la ye'tuneke bi meselin illa ci'nake bil hakkı ve ahsene tefsira.
MealOnlar ne zaman bir talep ileri sürseler biz sana mutlaka kesin gerçeği ve en güzel açıklamayı bildiririz.
-
Furkân 25/34
اَلَّذٖينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضَلُّ سَبٖيلاًࣖ
OkunuşEllezine yuhşerune ala vucuhihim ila cehenneme ulaike şerrun mekanen ve edallu sebila.
MealYüzüstü cehenneme sürülecek olanlar, evet işte onların yerleri en kötü yer, yolları da en yanlış yoldur.
-
Furkân 25/35
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُٓ اَخَاهُ هٰرُونَ وَزٖيراًۚ
OkunuşVe lekad ateyna musel kitabe ve cealna meahu ehahu harune vezira.
MealGerçek şu ki biz Mûsâ’ya da kitap vermiş, kardeşi Hârûn’u onun yanında yardımcı tayin etmiştik.
-
Furkân 25/36
فَقُلْنَا اذْهَبَٓا اِلَى الْقَوْمِ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاؕ فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْمٖيراًؕ
OkunuşFe kulnazheba ilel kavmillezine kezzebu bi ayatina, fe demmernahum tedmira.
MealOnlara, “Âyetlerimizi yalan sayan topluluğun yanına gidin” dedik. Ama sonunda o (söz dinlemeyen) topluluğu yıkıp yok ettik.
-
Furkân 25/37
وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةًؕ وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِمٖينَ عَـذَاباً اَلٖيماًۚ
OkunuşVe kavme nuhın lemma kezzebur rusule agraknahum ve cealnahum lin nasi ayeh, ve a'tedna liz zalimine azaben elima.
MealPeygamberleri yalancı saymaları üzerine Nûh kavmini de sulara gömdük ve böylece onları insanlık için bir ibret yaptık. Biz, zalimler için çok acı bir azap hazırladık.
-
Furkân 25/38
وَعَـاداً وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُوناً بَيْنَ ذٰلِكَ كَثٖيراً
OkunuşVe aden ve semuda ve ashaber ressi ve kurunen beyne zalike kesira.
MealÂd’ı, Semûd’u, Res halkını, bunlar arasında daha birçok nesli de (cezalandırdık).
-
Furkân 25/39
وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَؗ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْبٖيراً
OkunuşVe kullen darabna lehul emsale ve kullen tebberna tetbira.
MealOysa her birine ibretli örnekler vermiştik. Nihayet hepsini kırıp geçirdik.
-
Furkân 25/40
وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّتٖٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِؕ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُوراً
OkunuşVe lekad atev alel karyetilleti umtırat mataras sev', e fe lem yekunu yerevneha, bel kanu la yercune nuşura.
MealBunlar, felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye gitmişlerdi; peki oraları görmüyorlar mıydı? Hayır hayır! Bunlar öldükten sonra yeniden dirilmek diye bir şeyi beklemiyorlar.
-
Furkân 25/41
وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُواًؕ اَهٰذَا الَّذٖي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولاً
OkunuşVe iza reavke in yettehızuneke illa huzuva, e hazellezi beasallahu resula.
MealOnlar ne zaman seni görseler, “Bu mu Allah’ın resul olarak gönderdiği adam!” diyerek mutlaka seninle alay ederler.
-
Furkân 25/42
اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاؕ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حٖينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبٖيلاً
Okunuşİn kade le yudılluna an alihetina lev la en saberna aleyha, ve sevfe ya'lemune hine yerevnel azabe men edallu sebila.
Meal“Eğer tanrılarımıza kararlılıkla bağlı kalmasaydık neredeyse bizi onlardan koparacaktı” derler. Ama azabı gördüklerinde yolunu büsbütün şaşırmışların kimler olduğunu anlayacaklar!
-
Furkân 25/43
اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُؕ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكٖيلاًۙ
OkunuşE raeyte menittehaze ilahehu hevah, e fe ente tekunu aleyhi vekila.
MealBayağı arzularını tanrılaştıran kişiyi gördün mü? Şimdi sen, bu adamı da doğru yola getirmekle yükümlü olabilir misin?
-
Furkân 25/44
اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَؕ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَبٖيلاًࣖ
OkunuşEm tahsebu enne ekserehum yesmeune ev ya'kılun, in hum illa kel en'ami bel hum edallu sebila.
MealYoksa sen, onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun? Aksine onlar, başka değil, bir hayvan sürüsü gibidirler, hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar.
-
Furkân 25/45
اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِناًۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلٖيلاًۙ
OkunuşE lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila.
MealRabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra güneşi gölgeye yol gösterici kılmışızdır.
-
Furkân 25/46
ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَيْنَا قَبْضاً يَسٖيراً
OkunuşSumme kabadnahu ileyna kabdan yesira.
MealSonra da onu yavaş yavaş kendimize çekmekteyiz.
-
Furkân 25/47
وَهُوَ الَّذٖي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاساً وَالنَّوْمَ سُبَاتاً وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُوراً
OkunuşVe huvellezi ceale lekumul leyle libasen ven nevme subaten ve cealen nehare nuşura.
MealSizin için geceyi bir örtü, uykuyu dinlenme hali kılan, gündüz vaktini ise bir diriliş ortamı yapan O’dur.
-
Furkân 25/48
وَهُوَ الَّـذٖٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهٖۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً طَهُوراًۙ
OkunuşVe huvellezi erseler riyaha buşren beyne yedey rahmetih, ve enzelna mines semai maen tahura.
MealBu ayetin meali 49. ayetle birlikte verilir.
-
Furkân 25/49
لِنُحْيِيَ بِهٖ بَلْدَةً مَيْتاً وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَٓا اَنْعَاماً وَاَنَاسِيَّ كَثٖيراً
OkunuşLi nuhyiye bihi beldeten meyten ve nuskıyehu mimma halakna en'amen ve enasiyye kesira.
Meal(48-49) Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. Gökten de tertemiz su indirdik ki onunla ölü toprağı canlandıralım ve hayvanıyla insanıyla yarattığımız nice varlıkları suya kavuşturalım.
-
Furkân 25/50
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُواؗ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُوراً
OkunuşVe lekad sarrafnahu beynehum li yezzekkeru fe eba ekserun nasi illa kufura.
MealGerçek şu ki, biz bütün bunları, insanlar doğru dürüst düşünüp ders çıkarsınlar diye kendilerine tekrar tekrar anlatmışızdır; buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnip durmuşlardır.
-
Furkân 25/51
وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فٖي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذٖيراًؗ
OkunuşVe lev şi'na le beasna fi kulli karyetin nezira.
MealEğer isteseydik her yerleşik topluluğa bir uyarıcı gönderirdik.
-
Furkân 25/52
فَلَا تُطِعِ الْكَافِرٖينَ وَجَاهِدْهُمْ بِهٖ جِهَاداً كَبٖيراً
OkunuşFe la tutııl kafirine ve cahidhum bihi cihaden kebira.
MealÖyleyse artık inkârcılara boyun eğme, bu Kur’an’la onlara karşı bütün gücünle mücadeleni sürdür.
-
Furkân 25/53
وَهُوَ الَّذٖي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخاً وَحِجْراً مَحْجُوراً
OkunuşVe huvellezi meracel bahreyni haza azbun furatun ve haza milhun ucac, ve ceale beynehuma, berzehan ve hıcran mahcura.
MealBiri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.
-
Furkân 25/54
وَهُوَ الَّذٖي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَراً فَجَعَلَهُ نَسَباً وَصِهْراًؕ وَكَانَ رَبُّكَ قَدٖيراً
OkunuşVe huvellezi halaka minel mai beşeren fe cealehu neseben ve sıhra, ve kane rabbuke kadira.
Mealİnsan türünü sudan yaratıp onların arasında soy ve sıhriyet bağı kuran da O’dur. Rabbin üstün kudret sahibidir.
-
Furkân 25/55
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْؕ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّهٖ ظَهٖيراً
OkunuşVe ya'budune min dunillahi ma la yenfeuhum ve la yadurruhum, ve kanel kafiru ala rabbihi zahira.
MealAma onlar, Allah’ı bırakıp kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ediyorlar. Zaten inkârcı kişi, rabbine karşı inkârcıya arka çıkar.
-
Furkân 25/56
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّراً وَنَذٖيراً
OkunuşVe ma erselnake illa mubeşşiren ve nezira.
MealBiz seni sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
-
Furkân 25/57
قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلاً
OkunuşKul ma es'elukum aleyhi min ecrin illa men şae en yettehıze ila rabbihi sebila.
MealDe ki: “Bu görevimden dolayı, dileyenin rabbine giden bir yol izlemesi dışında, sizden bir karşılık istemiyorum.”
-
Furkân 25/58
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذٖي لَا يَمُوتُ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِهٖؕ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖيراًۚۛ
OkunuşVe tevekkel alel hayyillezi la yemutu ve sebbih bi hamdih, ve kefa bihi bi zunubi ibadihi habira.
MealAsla ölmeyecek olan O diri varlığa (Allah’a) dayanıp güven ve O’na hamdederek yüceliğini dile getir. Kullarının günahlarından haberdar olma konusunda O kendi kendine yeterlidir.
-
Furkân 25/59
اَلَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهٖ خَبٖيراً
OkunuşEllezi halakas semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin summesteva alel arşir rahmanu fes'el bihi habira.
MealGökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden O’dur. O Rahmân’dır. O’nu bilen birine (yine kendisine) sor.
-
Furkân 25/60
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُࣗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُوراًࣖ
OkunuşVe iza kile lehumuscudu lir rahmani kalu ve mer rahmanu e nescudu li ma te'muruna ve zadehum nufura.
MealOnlara, “Rahmân’a secde edin” denildiğinde, “Rahmân da neymiş! Biz, senin istediğin şeye secde eder miyiz?” derler ve bu istek onları haktan daha da uzaklaştırır.
-
Furkân 25/61
تَبَارَكَ الَّذٖي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجاً وَجَعَلَ فٖيهَا سِرَاجاً وَقَمَراً مُنٖيراً
OkunuşTebarekellezi ceale fis semai burucen ve ceale fiha siracen ve kameren munira.
MealGökte yıldız kümeleri oluşturan, yine orada bir ışık kaynağı ve aydınlatan bir ay yaratan (Allah) mübarektir, cömerttir.
-
Furkân 25/62
وَهُوَ الَّذٖي جَعَلَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُوراً
OkunuşVe huvellezi cealel leyle ven nehare hılfeten li men erade en yezzekkere ev erade şukura.
MealDüşünüp ibret almak ve şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardına getiren de O’dur.
-
Furkân 25/63
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْناً وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَاماً
OkunuşVe ibadur rahmanillezine yemşune alel ardı hevnen ve iza hatabehumul cahilune kalu selama.
MealRahmân’ın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, “selâm” deyip geçen kullardır.
-
Furkân 25/64
وَالَّذٖينَ يَبٖيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّداً وَقِيَاماً
OkunuşVellezine yebitune li rabbihim succeden ve kıyama.
MealGecelerini rablerine secde ederek, huzurunda durarak geçirirler.
-
Furkân 25/65
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَࣗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَاماًࣗ
OkunuşVellezine yekulune rabbenasrif anna azabe cehenneme inne azabeha kane garama.
Meal“Ey rabbimiz, derler; bizi cehennem azabından uzak tut; çünkü onun azabı bitip tükenme bilmez.
-
Furkân 25/66
اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً
Okunuşİnneha saet mustekarren ve mukama.
MealO cehennem ne kötü bir yerleşme ve kalma yeridir!”
-
Furkân 25/67
وَالَّذٖينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَاماً
OkunuşVellezine iza enfeku lem yusrifu ve lem yakturu ve kane beyne zalike kavama.
MealYine o iyi kullar, harcama yaptıkları zaman ne saçıp savururlar ne de cimrilik ederler; harcamaları bu ikisi arasında mâkul bir dengeye göre olur.
-
Furkân 25/68
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَاماًۙ
OkunuşVellezine la yed'une meallahi ilahen ahara ve la yaktulunen nefselleti harremallahu illa bil hakkı ve la yeznun, ve men yef'al zalike yelka esama.
MealOnlar, Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapmazlar; haksız yere, Allah’ın dokunulmaz kıldığı insan hayatına kıymazlar, zina etmezler. Zira (bilirler ki) bunları işleyen kimse cezasını bulacak.
-
Furkân 25/69
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ فٖيهٖ۫ مُهَاناًࣗ
OkunuşYudaaf lehul azabu yevmel kıyameti ve yahlud fihi muhana.
MealKıyamet gününde ona azabı kat kat verilecek ve alçaltılmış olarak o azap içinde ebedî kalacaktır.
-
Furkân 25/70
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍؕ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَحٖيماً
Okunuşİlla men tabe ve amene ve amile amelen salihan fe ulaike yubeddilullahu seyyiatihim hasenat, ve kanallahu gafuren rahima.
MealAncak tövbe edip inanarak erdemli işler yapanın durumu başkadır; Allah böylelerinin kötü hallerini iyiye çevirecektir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
-
Furkân 25/71
وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَاباً
OkunuşVe men tabe ve amile salihan fe innehu yetubu ilallahi metaba.
MealEvet, kim tövbe edip erdemli davranırsa bu durumda gerektiği şekilde Allah’a yönelmiş olur.
-
Furkân 25/72
وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَاماً
OkunuşVellezine la yeşhedunez zura ve iza merru bil lagvi merru kirama.
MealYine anılan o iyi kullar, asılsız şeylere şahitlik etmezler; boş ve mânasız davranışlarla karşılaştıklarında onurluca çekip giderler.
-
Furkân 25/73
وَالَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَـيْـهَا صُـماًّ وَعُمْيَـاناً
OkunuşVellezine iza zukkiru bi ayati rabbihim lem yahırru aleyha summen ve umyanen.
MealKendilerine rablerinin âyetleri hatırlatıldığında o âyetler karşısında körler ve sağırlar gibi bilinçsizce davranmazlar.
-
Furkân 25/74
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَاماً
OkunuşVellezine yekulune rabbena heb lena min ezvacina ve zurriyyatina kurrete a'yunin vec'alna lil muttekine imama.
MealOnlar, “Ey rabbimiz!” derler, “Bize mutluluk getirecek eşler ve çocuklar bahşet; bizi günahtan sakınanlara öncü yap!”
-
Furkân 25/75
اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فٖيهَا تَحِيَّةً وَسَلَاماًۙ
OkunuşUlaike yuczevnel gurfete bi ma saberu ve yulekkavne fiha tahiyyeten ve selama.
Mealİşte bunlar, zorluklara katlanmalarının karşılığı olarak cennet konağıyla ödüllendirilecek, orada sağlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklar.
-
Furkân 25/76
خَالِدٖينَ فٖيهَاؕ حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً
OkunuşHalidine fiha, hasunet mustekarren ve mukama.
MealOrada sonsuzca yaşayacaklar. Ne güzel bir yerleşme ve kalma yeri!
-
Furkân 25/77
قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّٖي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَاماً
OkunuşKul ma ya'beu bikum rabbi lev la duaukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama.
MealDe ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Ey inkârcılar!) Siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!”
Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).
Furkân suresi hakkında sık sorulanlar
Furkân suresi kaç ayettir?
Furkân suresi 77 ayettir.
Furkân suresi kaçıncı sayfada?
Furkân, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresidir. Diyanet mushafında 18. cüzde başlar, 19. cüzde biter; 359. sayfada başlar, 366. sayfada biter.
Furkân suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Furkân suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.