İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

26. sure · Kur'an-ı Kerim

Şuarâ Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Şuarâ, Kur'an-ı Kerim'in 26. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 227 ayettir. Diyanet mushafında 19. cüzde , 367. sayfada başlar, 376. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 26. sure
  • Mekkî
  • 227 ayet
  • 19. cüz · sayfa 367–376

Şuarâ suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Şuarâ 26/1

    طٰسٓمٓؕ

    Okunuş

    Ta, sin, mim.

    Meal

    Tâ-sîn-mîm.

  2. Şuarâ 26/2

    تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبٖينِ

    Okunuş

    Tilke ayatul kitabil mubin.

    Meal

    Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.

  3. Şuarâ 26/3

    لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ اَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    Lealleke bahıun nefseke ella yekunu mu'minin.

    Meal

    İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin!

  4. Şuarâ 26/4

    اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعٖينَ

    Okunuş

    İn neşe' nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhum leha hadıin.

    Meal

    Biz istesek onlara gökten bir mûcize indiririz de derhal ona boyun eğerler.

  5. Şuarâ 26/5

    وَمَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضٖينَ

    Okunuş

    Ve ma ye'tihim min zikrin miner rahmani muhdesin illa kanu anhu mu'ridin.

    Meal

    Ne zaman Rahmân’dan kendilerine yeni bir uyarı gelse mutlaka bundan yüz ­çevirmektedirler.

  6. Şuarâ 26/6

    فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتٖيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

    Okunuş

    Fe kad kezzebu fe seye'tihim enbau ma kanu bihi yestehziun.

    Meal

    Hep yalanladılar, fakat alay edip durdukları şeylere ait bilgiler yakında onlara gelecektir!

  7. Şuarâ 26/7

    اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرٖيمٍ

    Okunuş

    E ve lem yerev ilel ardı kem enbetna fiha min kulli zevcin kerim.

    Meal

    Peki o inkârcılar yeryüzüne hiç bakmazlar mı? Orada her türden nice değerli bitkiler çıkarmışızdır.

  8. Şuarâ 26/8

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Şüphesiz bunlarda alınacak büyük bir ders vardır; ama çoğu iman etmezler.

  9. Şuarâ 26/9

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güçlüdür, engin merhamet sahibidir.

  10. Şuarâ 26/10

    وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَۙ

    Okunuş

    Ve iz nada rabbuke musa eni'til kavmez zalimin.

    Meal

    Bu ayetin meali 11. ayetle birlikte verilir.

  11. Şuarâ 26/11

    قَوْمَ فِرْعَوْنَؕ اَلَا يَتَّقُونَ

    Okunuş

    Kavme fir'avn, e la yettekun.

    Meal

    (10-11) Hani rabbin Mûsâ’ya, şöyle seslenmişti: “O zalimler topluluğuna, Firavun’un kavmine git. Onlar (zulümden) hâlâ sakınmayacaklar mı?”

  12. Şuarâ 26/12

    قَالَ رَبِّ اِنّٖٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِؕ

    Okunuş

    Kale rabbi inni ehafu en yukezzibun.

    Meal

    Mûsâ, “Rabbim! Doğrusu beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum;

  13. Şuarâ 26/13

    وَيَضٖيقُ صَدْرٖي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانٖي فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ

    Okunuş

    Ve yadiku sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harun.

    Meal

    Göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor; onun için bu elçilik görevini Hârûn’a yükle.

  14. Şuarâ 26/14

    وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ

    Okunuş

    Ve lehum aleyye zenbun fe ehafu en yaktulun.

    Meal

    Ayrıca ben onlar nezdinde suçluyum; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum” dedi.

  15. Şuarâ 26/15

    قَالَ كَلَّاۚ فَاذْهَبَا بِاٰيَاتِنَٓا اِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ

    Okunuş

    Kale kella, fezheba bi ayatina inna meakum mustemiun.

    Meal

    Allah, “Hayır, asla böyle olmayacak!” buyurdu. “Haydi ikiniz de mûcizelerimizle gidin. Şüphesiz biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.”

  16. Şuarâ 26/16

    فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمٖينَۙ

    Okunuş

    Fe'tiya fir'avne fe kula inna resulu rabbil alemin.

    Meal

    Bu ayetin meali 17. ayetle birlikte verilir.

  17. Şuarâ 26/17

    اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَؕ

    Okunuş

    En ersil meana beni israil.

    Meal

    (16-17) Firavun’a gidin ve deyin ki: “Gerçekten biz, İsrâiloğulları’nı bizimle beraber göndermen için âlemlerin rabbinin elçisiyiz.”

  18. Şuarâ 26/18

    قَالَ اَلَمْ نُرَبِّكَ فٖينَا وَلٖيداً وَلَبِثْتَ فٖينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنٖينَ

    Okunuş

    Kale e lem nurabbike fina veliden ve lebiste fina min umurike sinin.

    Meal

    (Makamına vardıklarında Mûsâ’ya) Firavun şöyle dedi: “Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?

  19. Şuarâ 26/19

    وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّتٖي فَعَلْتَ وَاَنْتَ مِنَ الْكَافِرٖينَ

    Okunuş

    Ve fealte fa'letekelleti fealte ve ente minel kafirin.

    Meal

    Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörün birisin!”

  20. Şuarâ 26/20

    قَالَ فَعَلْتُـهَٓا اِذاً وَاَنَا۬ مِنَ الضَّٓالّٖينَؕ

    Okunuş

    Kale fealtuha izen ve ene mined dallin.

    Meal

    Mûsâ, “Ben” dedi, “O işi, (sonunun ölüme varacağını) bilmeden yaptım.

  21. Şuarâ 26/21

    فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لٖي رَبّٖي حُكْماً وَجَعَلَنٖي مِنَ الْمُرْسَلٖينَ

    Okunuş

    Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe li rabbi hukmen ve cealeni minel murselin.

    Meal

    Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra rabbim bana doğru karar vermeyi öğretti ve beni peygamberlerden biri yaptı.

  22. Şuarâ 26/22

    وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ اَنْ عَبَّدْتَ بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَؕ

    Okunuş

    Ve tilke ni'metun temunnuha aleyye en abbedte beni israil.

    Meal

    O nimet diye başıma kaktığın şeye gelince o da İsrâiloğulları’nı kendine kul köle etmenden ibarettir.”

  23. Şuarâ 26/23

    قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    Kale fir'avnu ve ma rabbul alemin.

    Meal

    Firavun, “Âlemlerin rabbi de kimdir?” diye sordu.

  24. Şuarâ 26/24

    قَالَ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاؕ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِنٖينَ

    Okunuş

    Kale rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma, in kuntum mukınin.

    Meal

    Mûsâ, “Eğer gerçeğe inanmaya yatkınlığınız varsa bilin ki O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin rabbidir” diye cevap verdi.

  25. Şuarâ 26/25

    قَالَ لِمَنْ حَوْلَـهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ

    Okunuş

    Kale li men havlehu e la testemiun.

    Meal

    Firavun yanında bulunanlara, “Ne dediğini duydunuz değil mi?” dedi.

  26. Şuarâ 26/26

    قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Kale rabbukum ve rabbu abaikumul evvelin.

    Meal

    Mûsâ, “O, sizin de rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da rabbidir” dedi.

  27. Şuarâ 26/27

    قَالَ اِنَّ رَسُولَكُمُ الَّـذٖٓي اُرْسِلَ اِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

    Okunuş

    Kale inne resulekumullezi ursile ileykum le mecnun.

    Meal

    Firavun, “Size gönderilen bu elçiniz mutlaka aklını yitirmiş” dedi.

  28. Şuarâ 26/28

    قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاؕ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ

    Okunuş

    Kale rabbul meşrıkı vel magribi ve ma beynehuma, in kuntum ta'kılun.

    Meal

    Mûsâ devamla şunu söyledi: “Şayet aklınızı kullanırsanız anlarsınız ki O, doğunun, batının ve bu ikisi arasında bulunanların rabbidir.”

  29. Şuarâ 26/29

    قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْرٖي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونٖينَ

    Okunuş

    Kale leinittehazte ilahen gayri le ec'alenneke minel mescunin.

    Meal

    Firavun, “Benden başkasını tanrı edinirsen, yemin ederim ki seni zindanlarda süründürürüm!” dedi.

  30. Şuarâ 26/30

    قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُبٖينٍ

    Okunuş

    Kale e ve lev ci'tuke bi şey'in mubin.

    Meal

    Mûsâ, “Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?” diye sordu.

  31. Şuarâ 26/31

    قَالَ فَأْتِ بِهٖٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ

    Okunuş

    Kale fe'ti bihi in kunte mines sadikin.

    Meal

    Firavun, “Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu” diye karşılık verdi.

  32. Şuarâ 26/32

    فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبٖينٌۚ

    Okunuş

    Fe elka asahu fe iza hiye su'banun mubin.

    Meal

    Bunun üzerine Mûsâ asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ düpedüz bir yılan oluvermiş!

  33. Şuarâ 26/33

    وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِرٖينَࣖ

    Okunuş

    Ve nezea yedehu fe iza hiye beydau lin nazırin.

    Meal

    Sonra elini çıkardı; o da bakanlara beyaz ışık saçan bir şey oluvermiş!

  34. Şuarâ 26/34

    قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَلٖيمٌۙ

    Okunuş

    Kale lil melei havlehu inne haza le sahırun alim.

    Meal

    Firavun, çevresindeki seçkinlere şöyle dedi: “Doğrusu bu, çok bilgili bir sihirbaz!

  35. Şuarâ 26/35

    يُرٖيدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهٖࣗ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

    Okunuş

    Yuridu en yuhricekum min ardıkum bi sıhrihi fe maza te'murun.

    Meal

    Yaptığı sihirle sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Buna karşı ne buyurursunuz?”

  36. Şuarâ 26/36

    قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِرٖينَۙ

    Okunuş

    Kalu ercih ve ehahu veb'as fil medaini haşirin.

    Meal

    Dediler ki: “Onu ve kardeşini bir süre alıkoy ve sihirbaz toplamak üzere şehirlere (adamlar) gönder;

  37. Şuarâ 26/37

    يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلٖيمٍ

    Okunuş

    Ye'tuke bi kulli sehharin alim.

    Meal

    Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler.”

  38. Şuarâ 26/38

    فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمٖيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍۙ

    Okunuş

    Fe cumias seharatu li mikati yevmin ma'lum.

    Meal

    Böylece sihirbazlar belli bir günün ilân edilmiş vaktinde bir araya getirildi.

  39. Şuarâ 26/39

    وَقٖيلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ

    Okunuş

    Ve kile lin nasi hel entum muctemiun.

    Meal

    Halka, “Siz de toplantıya gelmiyor musunuz?” denildi.

  40. Şuarâ 26/40

    لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ اِنْ كَانُوا هُمُ الْغَالِبٖينَ

    Okunuş

    Leallena nettebius seharate in kanu humul galibin.

    Meal

    “Sihirbazlar üstün gelirlerse -ki ümidimiz budur- herhalde onların yolundan gideriz.”

  41. Şuarâ 26/41

    فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْراً اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِبٖينَ

    Okunuş

    Fe lemma caes seharatu kalu li fir'avne e inne lena le ecran in kunna nahnul galibin.

    Meal

    Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a, “Üstün gelen biz olursak herhalde bize bir ödül vardır, değil mi?” dediler.

  42. Şuarâ 26/42

    قَالَ نَعَمْ وَاِنَّكُمْ اِذاً لَمِنَ الْمُقَرَّبٖينَ

    Okunuş

    Kale neam ve innekum izen le minel mukarrabin.

    Meal

    Firavun, “Evet”, dedi; “O takdirde gerçekten has adamlarımdan olacaksınız.”

  43. Şuarâ 26/43

    قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ

    Okunuş

    Kale lehum musa elku ma entum mulkun.

    Meal

    Mûsâ sihirbazlara, “Ne atacaksanız atın!” dedi.

  44. Şuarâ 26/44

    فَاَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ اِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ

    Okunuş

    Fe elkav hıbalehum ve ısıyyehum ve kalu bi izzeti fir'avne inna le nahnul galibun.

    Meal

    Bunun üzerine iplerini, değneklerini yere attılar ve dediler ki: “Firavun’un üstün gücü adına, elbette üstün gelen biz olacağız.”

  45. Şuarâ 26/45

    فَاَلْقٰى مُوسٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ

    Okunuş

    Fe elka musa asahu fe iza hiye telkafu ma ye'fikun.

    Meal

    Sonra Mûsâ da değneğini yere attı; bir de ne görsünler, onların düzmece nesnelerini yutuveriyor!

  46. Şuarâ 26/46

    فَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدٖينَۙ

    Okunuş

    Fe ulkıyes seharatu sacidin.

    Meal

    Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

  47. Şuarâ 26/47

    قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَمٖينَۙ

    Okunuş

    Kalu amenna bi rabbil alemin.

    Meal

    Bu ayetin meali 48. ayetle birlikte verilir.

  48. Şuarâ 26/48

    رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ

    Okunuş

    Rabbi musa ve harun.

    Meal

    (47-48) “Âlemlerin rabbine, Mûsâ ve Hârûn’un rabbine iman ettik” dediler.

  49. Şuarâ 26/49

    قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّهُ لَكَبٖيرُكُمُ الَّذٖي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَۚ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَؕ لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَعٖينَ

    Okunuş

    Kale amentum lehu kable en azene lekum, innehu le kebirukumullezi allemekumus sıhr, fe le sevfe ta'lemun, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafin ve le usallibennekum ecmain.

    Meal

    Firavun dedi ki: “Benim size izin vermemi beklemeden ona iman ediyorsunuz, öyle mi? Anlaşılan o, size sihri öğreten üstadınızmış! Ama şimdi göreceksiniz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!”

  50. Şuarâ 26/50

    قَالُوا لَا ضَيْرَؗ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ

    Okunuş

    Kalu la dayra inna ila rabbina munkalibun.

    Meal

    “Zararı yok” dediler, “Nasıl olsa biz rabbimize dönüyoruz.

  51. Şuarâ 26/51

    اِنَّا نَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَٓا اَنْ كُنَّٓا اَوَّلَ الْمُؤْمِنٖينَؕࣖ

    Okunuş

    İnna natmeu en yagfira lena rabbuna hatayana en kunna evvelel mu'minin.

    Meal

    İlk iman edenler olduğumuz için rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını ­umuyoruz.”

  52. Şuarâ 26/52

    وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادٖٓي اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ

    Okunuş

    Ve evhayna ila musa en esri bi ıbadi innekum muttebeun.

    Meal

    Mûsâ’ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz” diye vahyettik.

  53. Şuarâ 26/53

    فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِرٖينَۚ

    Okunuş

    Fe ersele fir'avnu fil medaini haşirin.

    Meal

    Firavun da asker toplamak üzere şehirlere adamlar gönderdi.

  54. Şuarâ 26/54

    اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلٖيلُونَۙ

    Okunuş

    İnne haulai le şirzimetun kalilun.

    Meal

    (Adamlarına) “Bunlar, sayıları az, önemsiz bir topluluk;

  55. Şuarâ 26/55

    وَاِنَّهُمْ لَنَا لَـغَٓائِظُونَۙ

    Okunuş

    Ve innehum lena le gaizun.

    Meal

    Fakat bize karşı nefretle doludurlar.

  56. Şuarâ 26/56

    وَاِنَّا لَجَمٖيعٌ حَاذِرُونَؕ

    Okunuş

    Ve inna le cemiun hazirun.

    Meal

    Biz de kuşkusuz tedbirli, tek vücut bir topluluğuz” (dedi).

  57. Şuarâ 26/57

    فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

    Okunuş

    Fe ahracnahum min cennatin ve uyun.

    Meal

    Bu ayetin meali 58. ayetle birlikte verilir.

  58. Şuarâ 26/58

    وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرٖيمٍۙ

    Okunuş

    Ve kunuzin ve makamin kerim.

    Meal

    (57-58) Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik.

  59. Şuarâ 26/59

    كَذٰلِكَؕ وَاَوْرَثْنَاهَا بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَۚ

    Okunuş

    Kezalik, ve evresnaha beni israil.

    Meal

    İşte böyle. Bu nimetleri onların yerine İsrâiloğulları’na verdik.

  60. Şuarâ 26/60

    فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقٖينَ

    Okunuş

    Fe etbeuhum muşrikin.

    Meal

    (Olaya gelince) Arkadan Firavun ve adamları gün doğarken onlara yetiştiler.

  61. Şuarâ 26/61

    فَلَمَّا تَـرَٓاءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسٰٓى اِنَّا لَمُدْرَكُونَۚ

    Okunuş

    Fe lemma terael cem'ani kale ashabu musa inna le mudrakun.

    Meal

    İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın adamları, “İşte yakalandık!” dediler.

  62. Şuarâ 26/62

    قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّٖي سَيَهْدٖينِ

    Okunuş

    Kale kella, inne maiye rabbi seyehdin.

    Meal

    Mûsâ, “Hayır! Eminim ki rabbim benimledir, bana bir çıkış yolu gösterecektir” dedi.

  63. Şuarâ 26/63

    فَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَؕ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظٖيمِۚ

    Okunuş

    Fe evhayna ila musa enıdrib bi asakel bahr, fenfeleka fe kane kullu firkın ket tavdil azim.

    Meal

    Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asân ile denize vur!” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı, her parça koca bir dağ gibi oldu.

  64. Şuarâ 26/64

    وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَرٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ezlefna semmel aharin.

    Meal

    Ötekilerini de oraya getirdik.

  65. Şuarâ 26/65

    وَاَنْجَيْنَا مُوسٰى وَمَنْ مَعَهُٓ اَجْمَعٖينَۚ

    Okunuş

    Ve enceyna musa ve men meahu ecmain.

    Meal

    Bu ayetin meali 66. ayetle birlikte verilir.

  66. Şuarâ 26/66

    ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَرٖينَؕ

    Okunuş

    Summe agraknel aharin.

    Meal

    (65-66) Mûsâ ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardıktan sonra ötekilerini suda boğduk.

  67. Şuarâ 26/67

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Şüphesiz bunda inandırıcı işaretler vardır; ama çokları imana gelmiş değildir.

  68. Şuarâ 26/68

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güçlüdür, engin merhamet sahibidir.

  69. Şuarâ 26/69

    وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ اِبْرٰهٖيمَۘ

    Okunuş

    Vetlu aleyhim nebee ibrahim.

    Meal

    Onlara İbrâhim’in öyküsünü de anlat.

  70. Şuarâ 26/70

    اِذْ قَالَ لِاَبٖيهِ وَقَوْمِهٖ مَا تَعْبُدُونَ

    Okunuş

    İz kale li ebihi ve kavmihi ma ta'budun.

    Meal

    Hani o, babasına ve kavmine, “Neye tapıyorsunuz?” diye sormuştu.

  71. Şuarâ 26/71

    قَالُوا نَعْبُدُ اَصْنَاماً فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفٖينَ

    Okunuş

    Kalu na'budu asnamen fe nezallu leha akifin.

    Meal

    “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” diye cevap verdiler.

  72. Şuarâ 26/72

    قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ اِذْ تَدْعُونَۙ

    Okunuş

    Kale hel yesmeunekum iz ted'un.

    Meal

    İbrâhim, “Peki ama, dedi, dua ettiğinizde onlar sizi işitiyorlar mı?

  73. Şuarâ 26/73

    اَوْ يَنْفَعُونَكُمْ اَوْ يَضُرُّونَ

    Okunuş

    Ev yenfeunekum ev yedurrun.

    Meal

    Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?”

  74. Şuarâ 26/74

    قَالُوا بَلْ وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا كَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ

    Okunuş

    Kalu bel vecedna abaena kezalike yef'alun.

    Meal

    “Hayır ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk” dediler.

  75. Şuarâ 26/75

    قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ

    Okunuş

    Kale e fe raeytum ma kuntum ta'budun.

    Meal

    Bu ayetin meali 76. ayetle birlikte verilir.

  76. Şuarâ 26/76

    اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ

    Okunuş

    Entum ve abaukumul akdemun.

    Meal

    (75-76) İbrâhim dedi ki: “İyi de sizin ve önceki atalarınızın neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?

  77. Şuarâ 26/77

    فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ لٖٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَمٖينَۙ

    Okunuş

    Fe innehum aduvvun li illa rabbel alemin.

    Meal

    İyi bilin ki âlemlerin rabbi dışında taptıklarınız benim düşmanımdır;

  78. Şuarâ 26/78

    اَلَّذٖي خَلَقَنٖي فَهُوَ يَهْدٖينِۙ

    Okunuş

    Ellezi halakani fe huve yehdin.

    Meal

    O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.

  79. Şuarâ 26/79

    وَالَّذٖي هُوَ يُطْعِمُنٖي وَيَسْقٖينِۙ

    Okunuş

    Vellezi huve yut'ımuni ve yeskin.

    Meal

    Beni yediren ve içirendir.

  80. Şuarâ 26/80

    وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِۖ

    Okunuş

    Ve iza maridtu fe huve yeşfin.

    Meal

    Hastalandığım zaman bana şifa verendir.

  81. Şuarâ 26/81

    وَالَّذٖي يُمٖيتُنٖي ثُمَّ يُحْيٖينِۙ

    Okunuş

    Vellezi yumituni summe yuhyin.

    Meal

    Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olandır.

  82. Şuarâ 26/82

    وَالَّـذٖٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لٖي خَطٖٓيـَٔتٖي يَوْمَ الدّٖينِؕ

    Okunuş

    Vellezi atmeu en yagfira li hatieti yevmed din.

    Meal

    Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur.

  83. Şuarâ 26/83

    رَبِّ هَبْ لٖي حُكْماً وَاَلْحِقْنٖي بِالصَّالِحٖينَۙ

    Okunuş

    Rabbi heb li hukmen ve elhıkni bis salihin.

    Meal

    Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

  84. Şuarâ 26/84

    وَاجْعَلْ لٖي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِرٖينَۙ

    Okunuş

    Vec'al li lisane sıdkın fil ahırin.

    Meal

    Arkadan gelecekler içinde iyilikle anılmayı bana nasip eyle!

  85. Şuarâ 26/85

    وَاجْعَلْنٖي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعٖيمِۙ

    Okunuş

    Vec'alni min veraseti cennetin naim.

    Meal

    Beni, naîm cennetine girenlerden eyle!

  86. Şuarâ 26/86

    وَاغْفِرْ لِاَبٖٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّٖينَۙ

    Okunuş

    Vagfir li ebi innehu kane mined dallin.

    Meal

    Babamı da bağışla; kuşkusuz o doğru yoldan sapanlardan oldu.

  87. Şuarâ 26/87

    وَلَا تُخْزِنٖي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ

    Okunuş

    Ve la tuhzini yevme yub'asun.

    Meal

    Bu ayetin meali 89. ayetle birlikte verilir.

  88. Şuarâ 26/88

    يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ

    Okunuş

    Yevme la yenfau malun ve la benun.

    Meal

    Bu ayetin meali 89. ayetle birlikte verilir.

  89. Şuarâ 26/89

    اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍؕ

    Okunuş

    İlla men etallahe bi kalbin selim.

    Meal

    (87-89) İnsanların diriltileceği gün ve Allah’a temiz bir kalple gelenler dışında malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!”

  90. Şuarâ 26/90

    وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقٖينَۙ

    Okunuş

    Ve uzlifetil cennetu lil muttekin.

    Meal

    O gün cennet, takvâ sahiplerine yaklaştırılır.

  91. Şuarâ 26/91

    وَبُرِّزَتِ الْجَحٖيمُ لِلْغَاوٖينَۙ

    Okunuş

    Ve burrizetil cahimu lil gavin.

    Meal

    Cehennem de küfre sapmış olanlara açıkça gösterilir.

  92. Şuarâ 26/92

    وَقٖيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ

    Okunuş

    Ve kile lehum eyne ma kuntum ta'budun.

    Meal

    Bu ayetin meali 93. ayetle birlikte verilir.

  93. Şuarâ 26/93

    مِنْ دُونِ اللّٰهِؕ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَؕ

    Okunuş

    Min dunillah, hel yensurunekum ev yentesırun.

    Meal

    (92-93) Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız nerede? Size yardım edebiliyorlar veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

  94. Şuarâ 26/94

    فَكُبْكِبُوا فٖيهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ

    Okunuş

    Fe kubkıbu fiha hum vel gavun.

    Meal

    Bu ayetin meali 95. ayetle birlikte verilir.

  95. Şuarâ 26/95

    وَجُنُودُ اِبْلٖيسَ اَجْمَعُونَؕ

    Okunuş

    Ve cunudu iblise ecmeun.

    Meal

    (94-95) Artık onlar, o sapkınlar ve İblîs’in yandaşları toptan tepetaklak cehenneme atılırlar.

  96. Şuarâ 26/96

    قَالُوا وَهُمْ فٖيهَا يَخْتَصِمُونَۙ

    Okunuş

    Kalu ve hum fiha yahtesımun.

    Meal

    Orada onlar birbirleriyle çekişerek şöyle derler:

  97. Şuarâ 26/97

    تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍۙ

    Okunuş

    Tallahi in kunna le fi dalalin mubin.

    Meal

    Bu ayetin meali 98. ayetle birlikte verilir.

  98. Şuarâ 26/98

    اِذْ نُسَوّٖيكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ

    Okunuş

    İz nusevvikum bi rabbil alemin.

    Meal

    (97-98) “Vallahi, biz sizi âlemlerin rabbi ile eşit tutarken gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.

  99. Şuarâ 26/99

    وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ

    Okunuş

    Ve ma edallena illel mucrimun.

    Meal

    Bizi ancak o günaha batmış olanlar saptırdı.

  100. Şuarâ 26/100

    فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعٖينَۙ

    Okunuş

    Fe ma lena min şafiin.

    Meal

    Bu ayetin meali 101. ayetle birlikte verilir.

  101. Şuarâ 26/101

    وَلَا صَدٖيقٍ حَمٖيمٍ

    Okunuş

    Ve la sadikın hamim.

    Meal

    (100-101) Şimdi bizim ne şefaatçilerimiz var ne de samimi bir dostumuz.

  102. Şuarâ 26/102

    فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mu'minin.

    Meal

    Ah keşke bizim için bir dönüş daha olsa da müminlerden olsak!”

  103. Şuarâ 26/103

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    İşte bu anlatılanlarda elbet alınacak büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

  104. Şuarâ 26/104

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güç ve engin merhamet sahibidir.

  105. Şuarâ 26/105

    كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Kezzebet kavmu nuhınil murselin.

    Meal

    Nûh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar.

  106. Şuarâ 26/106

    اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ نُوحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

    Okunuş

    İz kale lehum ehuhum nuhun e la tettekun.

    Meal

    Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “İnkârdan sakınmayacak mısınız?

  107. Şuarâ 26/107

    اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ

    Okunuş

    İnni lekum resulun emin.

    Meal

    Bakınız ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

  108. Şuarâ 26/108

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

  109. Şuarâ 26/109

    وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

    Meal

    Bunun için sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.

  110. Şuarâ 26/110

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِؕ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a isyandan sakının ve bana itaat edin.”

  111. Şuarâ 26/111

    قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْاَرْذَلُونَؕ

    Okunuş

    Kalu e nu'minu leke vettebeakel erzelun.

    Meal

    Şöyle cevap verdiler: “Seni toplumun en aşağı kesiminin izlediğini göre göre sana iman eder miyiz!”

  112. Şuarâ 26/112

    قَالَ وَمَا عِلْمٖي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ

    Okunuş

    Kale ve ma ilmi bima kanu ya'melun.

    Meal

    Nûh dedi ki: “Onların vaktiyle ne yaptıklarını bilmem.

  113. Şuarâ 26/113

    اِنْ حِسَابُهُمْ اِلَّا عَلٰى رَبّٖي لَوْ تَشْعُرُونَۚ

    Okunuş

    İn hısabuhum illa ala rabbi lev teş'urun.

    Meal

    Onların hesabı ancak rabbime aittir. Düşünseydiniz bunu anlardınız!

  114. Şuarâ 26/114

    وَمَٓا اَنَا۬ بِطَارِدِ الْمُؤْمِنٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ma ene bi taridil mu'minin.

    Meal

    Ben iman etmiş kimseleri kovacak değilim.

  115. Şuarâ 26/115

    اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذٖيرٌ مُبٖينٌؕ

    Okunuş

    İn ene illa nezirun mubin.

    Meal

    Ben sadece gerçekleri apaçık ortaya koyan bir uyarıcıyım.”

  116. Şuarâ 26/116

    قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومٖينَؕ

    Okunuş

    Kalu le in lem tentehi ya nuhule tekunenne minel mercumin.

    Meal

    “Ey Nûh!” dediler, “Bu işten vazgeçmezsen, kesinlikle sen de taşlanacaksın!”

  117. Şuarâ 26/117

    قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْمٖي كَذَّبُونِۚ

    Okunuş

    Kale rabbi inne kavmi kezzebun.

    Meal

    Nûh, “Rabbim!” dedi, “Kavmim beni yalancılıkla suçluyor.

  118. Şuarâ 26/118

    فَافْتَحْ بَيْنٖي وَبَيْنَهُمْ فَتْحاً وَنَجِّنٖي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    Feftah beyni ve beynehum fethan ve neccini ve men maiye minel mu'minin.

    Meal

    Artık benimle onların arasındaki durumu sen hükmünle açıklığa kavuştur, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!”

  119. Şuarâ 26/119

    فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ

    Okunuş

    Fe enceynahu ve men meahu fil fulkil meşhun.

    Meal

    Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o her şeyle dopdolu geminin içinde kurtardık.

  120. Şuarâ 26/120

    ثُمَّ اَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقٖينَؕ

    Okunuş

    Summe agrakna ba'dul bakin.

    Meal

    Sonra geri kalanları da sulara gömdük.

  121. Şuarâ 26/121

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Doğrusu anlayanlar için bu kıssada büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

  122. Şuarâ 26/122

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güçlüdür, engin merhamet sahibidir.

  123. Şuarâ 26/123

    كَذَّبَتْ عَادٌۨ الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Kezzebet adunil murselin.

    Meal

    Âd kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar.

  124. Şuarâ 26/124

    اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ هُودٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

    Okunuş

    İz kale lehum ehuhum hudun e la tettekun.

    Meal

    Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmıyor ­musunuz?

  125. Şuarâ 26/125

    اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ

    Okunuş

    İnni lekum resulun emin.

    Meal

    Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

  126. Şuarâ 26/126

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

  127. Şuarâ 26/127

    وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَؕ

    Okunuş

    Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

    Meal

    Bunun için sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.

  128. Şuarâ 26/128

    اَتَبْنُونَ بِكُلِّ رٖيعٍ اٰيَةً تَعْبَثُونَۙ

    Okunuş

    E tebnune bi kulli riın ayeten ta'besun.

    Meal

    Siz boş şeylerle uğraşarak her yüksek yere bir anıt mı dikersiniz?

  129. Şuarâ 26/129

    وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِـعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَۚ

    Okunuş

    Ve tettehızune mesania leallekum tahludun.

    Meal

    Temelli kalacağınızı umarak mı büyük konaklar yaparsınız?

  130. Şuarâ 26/130

    وَاِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّارٖينَۚ

    Okunuş

    Ve iza betaştum betaştum cebbarin.

    Meal

    Gücünüzü hep zalim zorbalar gibi mi kullanırsınız?

  131. Şuarâ 26/131

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

  132. Şuarâ 26/132

    وَاتَّقُوا الَّـذٖٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ

    Okunuş

    Vettekullezi emeddekum bima ta'lemun.

    Meal

    Bu ayetin meali 134. ayetle birlikte verilir.

  133. Şuarâ 26/133

    اَمَدَّكُمْ بِاَنْعَامٍ وَبَنٖينَۙ

    Okunuş

    Emeddekum bi en'amin ve benin.

    Meal

    Bu ayetin meali 134. ayetle birlikte verilir.

  134. Şuarâ 26/134

    وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ

    Okunuş

    Ve cennatin ve uyun.

    Meal

    (132-134) Bildiğiniz şeyleri size veren, size sürüler, oğullar, bağlar, pınarlar ihsan eden Allah’a karşı gelmekten sakının.

  135. Şuarâ 26/135

    اِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍؕ

    Okunuş

    İnni ehafu aleykum azabe yevmin azim.

    Meal

    Doğrusu sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.”

  136. Şuarâ 26/136

    قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظٖينَۙ

    Okunuş

    Kalu sevaun aleyna e vaazte em lem tekun minel vaızin.

    Meal

    Şöyle cevap verdiler: “Sen öğüt versen de vermesen de bizce birdir.”

  137. Şuarâ 26/137

    اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّلٖينَۙ

    Okunuş

    İn haza illa hulukul evvelin.

    Meal

    “Bu, öncekilerin tuttuğu yoldan başkası değildir.

  138. Şuarâ 26/138

    وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ma nahnu bi muazzebin.

    Meal

    Bu yüzden azaba uğratılacak da değiliz.”

  139. Şuarâ 26/139

    فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    Fe kezzebuhu fe ehleknahum, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de onları helâk ettik. Doğrusu bu anlatılanlarda büyük bir ibret vardır ama çokları inanmazlar.

  140. Şuarâ 26/140

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güç ve engin merhamet sahibidir.

  141. Şuarâ 26/141

    كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Kezzebet semudul murselin.

    Meal

    Semûd kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.

  142. Şuarâ 26/142

    اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

    Okunuş

    İz kale lehum ehuhum salihun e la tettekun.

    Meal

    Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?

  143. Şuarâ 26/143

    اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ

    Okunuş

    İnni lekum resulun emin.

    Meal

    Bakınız, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

  144. Şuarâ 26/144

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

  145. Şuarâ 26/145

    وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَؕ

    Okunuş

    Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

    Meal

    Bunun için sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.

  146. Şuarâ 26/146

    اَتُتْرَكُونَ فٖي مَا هٰهُنَٓا اٰمِنٖينَۙ

    Okunuş

    E tutrakune fi ma hahuna aminin.

    Meal

    Bu ayetin meali 149. ayetle birlikte verilir.

  147. Şuarâ 26/147

    فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

    Okunuş

    Fi cennatin ve uyun.

    Meal

    Bu ayetin meali 149. ayetle birlikte verilir.

  148. Şuarâ 26/148

    وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضٖيمٌۚ

    Okunuş

    Ve zuruın ve nahlin tal'uha hedim.

    Meal

    Bu ayetin meali 149. ayetle birlikte verilir.

  149. Şuarâ 26/149

    وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً فَارِهٖينَۚ

    Okunuş

    Ve tenhıtune minel cibali buyuten farihin.

    Meal

    (146-149) Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, meyveleri uç vermiş hurma ağaçlarının arasında güven içinde bırakılacağınızı ve dağlardan ustaca evler oyup yapmaya devam edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

  150. Şuarâ 26/150

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

  151. Şuarâ 26/151

    وَلَا تُطٖيعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِفٖينَۙ

    Okunuş

    Ve la tutiu emral musrifin.

    Meal

    Bu ayetin meali 152. ayetle birlikte verilir.

  152. Şuarâ 26/152

    اَلَّذٖينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    Okunuş

    Ellezine yufsidune fil ardı ve la yuslihun.

    Meal

    (151-152) Yeryüzünde düzeni bozan ama düzeltmeye yanaşmayan aşırıların istediklerini yapmayın."

  153. Şuarâ 26/153

    قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرٖينَۚ

    Okunuş

    Kalu innema ente minel musahharin.

    Meal

    Dediler ki: “Kuşkusuz sen, kendisine büyü yapılmış birisin!

  154. Şuarâ 26/154

    مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ

    Okunuş

    Ma ente illa beşerun misluna, fe'ti bi ayetin in kunte mines sadikin.

    Meal

    Sen de yalnızca bizim gibi bir insansın. Eğer doğru sözlü isen, haydi bize bir mûcize getir.”

  155. Şuarâ 26/155

    قَالَ هٰذِهٖ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍۚ

    Okunuş

    Kale hazihi nakatun leha şirbun ve lekum şirbu yevmin ma'lum.

    Meal

    Bu ayetin meali 156. ayetle birlikte verilir.

  156. Şuarâ 26/156

    وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظٖيمٍ

    Okunuş

    Ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabu yevmin azim.

    Meal

    (155-156) Sâlih, “İşte (mûcize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük bir günün azabı yakanıza yapışır” dedi.

  157. Şuarâ 26/157

    فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِمٖينَۙ

    Okunuş

    Fe akaruha fe asbahu nadimin.

    Meal

    Bu ayetin meali 158. ayetle birlikte verilir.

  158. Şuarâ 26/158

    فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    Fe ehazehumul azab, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    (157-158) Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama yaptıklarına pişman oldular; çünkü onları azap yakaladı. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır ama çokları iman ­etmezler.

  159. Şuarâ 26/159

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güç ve engin merhamet sahibidir.

  160. Şuarâ 26/160

    كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Kezzebet kavmu lutınil murselin.

    Meal

    Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.

  161. Şuarâ 26/161

    اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

    Okunuş

    İz kale lehum ehuhum lutun e la tettekun.

    Meal

    Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?

  162. Şuarâ 26/162

    اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ

    Okunuş

    İnni lekum resulun emin.

    Meal

    Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

  163. Şuarâ 26/163

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

  164. Şuarâ 26/164

    وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَؕ

    Okunuş

    Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

    Meal

    Bunun için sizden karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.

  165. Şuarâ 26/165

    اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمٖينَۙ

    Okunuş

    E te'tunez zukrane minel alemin.

    Meal

    Bu ayetin meali 166. ayetle birlikte verilir.

  166. Şuarâ 26/166

    وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

    Okunuş

    Ve tezerune ma halaka lekum rabbukum min ezvacikum, bel entum kavmun adun.

    Meal

    (165-166) Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da insanlar arasından erkeklerle mi beraber oluyorsunuz? Doğrusu siz haddini aşan bir kavimsiniz!”

  167. Şuarâ 26/167

    قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجٖينَ

    Okunuş

    Kalu le in lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracin.

    Meal

    “Ey Lût!” dediler, “Bu tutumundan vazgeçmezsen iyi bil ki sen de kovulacaksın!”

  168. Şuarâ 26/168

    قَالَ اِنّٖي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالٖينَؕ

    Okunuş

    Kale inni li amelikum minel kalin.

    Meal

    Lût, “Doğrusu ben bu yaptığınızdan dolayı sizden nefret ediyorum” dedi.

  169. Şuarâ 26/169

    رَبِّ نَجِّنٖي وَاَهْلٖي مِمَّا يَعْمَلُونَ

    Okunuş

    Rabbi neccini ve ehli mimma ya'melun.

    Meal

    “Rabbim! Beni ve ailemi, bunların yapmakta olduklarının vebalinden kurtar” diye dua etti.

  170. Şuarâ 26/170

    فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَعٖينَۙ

    Okunuş

    Fe necceynahu ve ehlehu ecmain.

    Meal

    Bu ayetin meali 171. ayetle birlikte verilir.

  171. Şuarâ 26/171

    اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِرٖينَۚ

    Okunuş

    İlla acuzen fil gabirin.

    Meal

    (170-171) Bunun üzerine geride kalanlar arasındaki yaşlı kadın müstesna, onu ve bütün ailesini kurtardık.

  172. Şuarâ 26/172

    ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَۚ

    Okunuş

    Summe demmernel aharin.

    Meal

    Sonra diğerlerini helâk ettik.

  173. Şuarâ 26/173

    وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ

    Okunuş

    Ve emtarna aleyhim matara, fe sae matarul munzerin.

    Meal

    Üzerlerine de görülmemiş bir yağmur yağdırdık, sonunda önceden uyarılmış olanların yağmuru korkunç oldu.

  174. Şuarâ 26/174

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.

  175. Şuarâ 26/175

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güç ve engin merhamet sahibidir.

  176. Şuarâ 26/176

    كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَلٖينَۚ

    Okunuş

    Kezzebe ashabul eyketil murselin.

    Meal

    Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.

  177. Şuarâ 26/177

    اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ

    Okunuş

    İz kale lehum şuaybun e la tettekun.

    Meal

    Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?

  178. Şuarâ 26/178

    اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ

    Okunuş

    İnni lekum resulun emin.

    Meal

    Bakınız ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

  179. Şuarâ 26/179

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ

    Okunuş

    Fettekullahe ve etiun.

    Meal

    Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

  180. Şuarâ 26/180

    وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَؕ

    Okunuş

    Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

    Meal

    Bunun için sizden bir karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin rabbine aittir.

  181. Şuarâ 26/181

    اَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرٖينَۚ

    Okunuş

    Evful keyle ve la tekunu minel muhsirin.

    Meal

    Ölçüyü tam tutun, eksik verenlerden olmayın.

  182. Şuarâ 26/182

    وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقٖيمِۚ

    Okunuş

    Vezinu bil kıstasil mustekim.

    Meal

    Doğru terazi ile tartın.

  183. Şuarâ 26/183

    وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدٖينَۚ

    Okunuş

    Ve la tebhasun nase eşyaehum ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

    Meal

    İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın, bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.

  184. Şuarâ 26/184

    وَاتَّقُوا الَّذٖي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْاَوَّلٖينَؕ

    Okunuş

    Vettekullezi halakakum vel cibilletel evvelin.

    Meal

    Sizi ve önceki nesilleri yaratana saygılı olun.”

  185. Şuarâ 26/185

    قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرٖينَۙ

    Okunuş

    Kalu innema ente minel musahharin.

    Meal

    Şöyle cevap verdiler: “Sen, gerçekten büyü yapılmış birisin!

  186. Şuarâ 26/186

    وَمَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَاِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِبٖينَۚ

    Okunuş

    Ve ma ente illa beşerun misluna ve in nazunnuke le minel kazibin.

    Meal

    Sen de sadece bizim gibi bir beşersin. Biz senin kuşkusuz yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.

  187. Şuarâ 26/187

    فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَؕ

    Okunuş

    Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin.

    Meal

    Eğer doğru sözlü isen, haydi üstümüze gökten azap yağdır.”

  188. Şuarâ 26/188

    قَالَ رَبّٖٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Okunuş

    Kale rabbi a'lemu bi ma ta'melun.

    Meal

    Şuayb, “Yaptıklarınızı en iyi bilen rabbimdir” dedi.

  189. Şuarâ 26/189

    فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِؕ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ

    Okunuş

    Fe kezzebuhu fe ehazehum azabu yevmiz zulleh, innehu kane azabe yevmin azim.

    Meal

    Onu yalancılıkla suçladılar, derken gölge gününün azabı üzerlerine çöküverdi. O gerçekten büyük bir günün azabıydı!

  190. Şuarâ 26/190

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

    Meal

    Doğrusu almak isteyenler için bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

  191. Şuarâ 26/191

    وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُࣖ

    Okunuş

    Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

    Meal

    Şüphesiz rabbin, işte O, mutlak güç ve engin merhamet sahibidir.

  192. Şuarâ 26/192

    وَاِنَّهُ لَتَنْزٖيلُ رَبِّ الْعَالَمٖينَؕ

    Okunuş

    Ve innehu le tenzilu rabbil alemin.

    Meal

    Şüphesiz bu Kur’an âlemlerin rabbi tarafından indirilmiştir.

  193. Şuarâ 26/193

    نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖينُۙ

    Okunuş

    Nezele bihir ruhul emin.

    Meal

    Bu ayetin meali 195. ayetle birlikte verilir.

  194. Şuarâ 26/194

    عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرٖينَۙ

    Okunuş

    Ala kalbike li tekune minel munzirin.

    Meal

    Bu ayetin meali 195. ayetle birlikte verilir.

  195. Şuarâ 26/195

    بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبٖينٍؕ

    Okunuş

    Bi lisanin arabiyyin mubin.

    Meal

    (193-195) Onu, senin kalbine uyarıcılardan olasın diye açık bir Arapça ile Rûhulemîn indirmiştir.

  196. Şuarâ 26/196

    وَاِنَّهُ لَفٖي زُبُرِ الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Ve innehu lefi zuburil evvelin.

    Meal

    O Kur’an, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da vardır.

  197. Şuarâ 26/197

    اَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ اٰيَةً اَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمٰٓؤُ۬ا بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَؕ

    Okunuş

    E ve lem yekun lehum ayeten en ya'lemehu ulemau beni israil.

    Meal

    İsrâiloğulları bilginlerinin bunu bilmesi onlar için bir delil değil midir?

  198. Şuarâ 26/198

    وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَمٖينَۙ

    Okunuş

    Ve lev nezzelnahu ala ba'dıl a'cemin.

    Meal

    Bu ayetin meali 199. ayetle birlikte verilir.

  199. Şuarâ 26/199

    فَقَرَاَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ مُؤْمِنٖينَؕ

    Okunuş

    Fe karaehu aleyhim ma kanu bihi mu'minin.

    Meal

    (198-199) Kur’an’ı Arap olmayanlardan birine indirseydik de onu onlara okusaydı, yine iman etmezlerdi.

  200. Şuarâ 26/200

    كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فٖي قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَؕ

    Okunuş

    Kezalike seleknahu fi kulubil mucrimin.

    Meal

    Onu (inkârı) günahkârların zihinlerine böyle soktuk.

  201. Şuarâ 26/201

    لَا يُؤْمِنُونَ بِهٖ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلٖيمَۙ

    Okunuş

    La yu'minune bihi hatta yeravul azabel elim.

    Meal

    Onlar, sonunda can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

  202. Şuarâ 26/202

    فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَۙ

    Okunuş

    Fe ye'tiyehum bagteten ve hum la yeş'urun.

    Meal

    O azap farkında olmadan kendilerine ansızın geliverir.

  203. Şuarâ 26/203

    فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَؕ

    Okunuş

    Fe yekulu hel nahnu munzarun.

    Meal

    Sonra, “Bize yeni bir süre verilir mi acaba?” diyecekler.

  204. Şuarâ 26/204

    اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    Okunuş

    E fe bi azabina yesta'cilun.

    Meal

    O halde (şimdi gelsin diyerek) azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?

  205. Şuarâ 26/205

    اَفَرَاَيْتَ اِنْ مَتَّعْنَاهُمْ سِنٖينَۙ

    Okunuş

    E fe raeyte in metta'nahum sinin.

    Meal

    Bu ayetin meali 206. ayetle birlikte verilir.

  206. Şuarâ 26/206

    ثُمَّ جَٓاءَهُمْ مَا كَانُوا يُوعَدُونَۙ

    Okunuş

    Summe caehum ma kanu yuadun.

    Meal

    (205-206) Ne dersin? Biz onları yıllarca nimetlerden faydalandırmışsak, sonra da kendilerine vaad edilen azap başlarına gelmişse!

  207. Şuarâ 26/207

    مَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَؕ

    Okunuş

    Ma agna anhum ma kanu yumetteun.

    Meal

    Senelerce yararlandırıldıkları nimetler onlara ne fayda sağlamıştır?

  208. Şuarâ 26/208

    وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَࣗۛ

    Okunuş

    Ve ma ehlekna min karyetin illa leha munzirun.

    Meal

    Bu ayetin meali 209. ayetle birlikte verilir.

  209. Şuarâ 26/209

    ذِكْرٰىࣞۛ وَمَا كُنَّا ظَالِمٖينَ

    Okunuş

    Zikra, ve ma kunna zalimin.

    Meal

    (208-209) Kaldı ki biz, öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermeden hiçbir ülke halkını yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.

  210. Şuarâ 26/210

    وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطٖينُ

    Okunuş

    Ve ma tenezzelet bihiş şeyatin.

    Meal

    Bu ayetin meali 211. ayetle birlikte verilir.

  211. Şuarâ 26/211

    وَمَا يَنْبَغٖي لَهُمْ وَمَا يَسْتَطٖيعُونَؕ

    Okunuş

    Ve ma yenbagi lehum ve ma yestetiun.

    Meal

    (210-211) Onu (ilâhî öğüdü) şeytanlar indirmedi. Bu onların yapacağı iş değildir, zaten buna güçleri de yetmez.

  212. Şuarâ 26/212

    اِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَؕ

    Okunuş

    İnnehum anis sem'i le ma'zulun.

    Meal

    Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten kesinlikle uzak tutulmuşlardır.

  213. Şuarâ 26/213

    فَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبٖينَۚ

    Okunuş

    Fe la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel muazzebin.

    Meal

    O halde sakın Allah ile birlikte başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra cezaya çarptırılanlardan olursun!

  214. Şuarâ 26/214

    وَاَنْذِرْ عَشٖيرَتَكَ الْاَقْرَبٖينَۙ

    Okunuş

    Ve enzir aşiretekel akrebin.

    Meal

    Yakın akrabanı da uyar.

  215. Şuarâ 26/215

    وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَۚ

    Okunuş

    Vahfıd cenahake li menittebeake minel mu'minin.

    Meal

    Sana uyan müminlere kol kanat ger.

  216. Şuarâ 26/216

    فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّٖي بَرٖٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَۚ

    Okunuş

    Fe in asavke fe kul inni beriun mimma ta'melun.

    Meal

    Şayet sana karşı gelirlerse de ki: “Ben sizin yaptıklarınızdan kesinlikle uzağım.”

  217. Şuarâ 26/217

    وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزٖيزِ الرَّحٖيمِۙ

    Okunuş

    Ve tevekkel alel azizir rahim.

    Meal

    Bu ayetin meali 219. ayetle birlikte verilir.

  218. Şuarâ 26/218

    اَلَّذٖي يَرٰيكَ حٖينَ تَقُومُۙ

    Okunuş

    Ellezi yerake hine tekum.

    Meal

    Bu ayetin meali 219. ayetle birlikte verilir.

  219. Şuarâ 26/219

    وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدٖينَ

    Okunuş

    Ve tekallubeke fis sacidin.

    Meal

    (217-219) Sen, O, mutlak güçlü ve engin merhamet sahibi olan, huzurunda durduğun ve secde edenler içinde halden hale girdiğin zaman seni gören Allah’a güvenip dayan.

  220. Şuarâ 26/220

    اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

    Okunuş

    İnnehu huves semiul alim.

    Meal

    Her şeyi işiten, bilen O’dur.

  221. Şuarâ 26/221

    هَلْ اُنَبِّئُكُمْ عَلٰى مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاطٖينُؕ

    Okunuş

    Hel unebbiukum ala men tenezzeluş şeyatin.

    Meal

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

  222. Şuarâ 26/222

    تَنَزَّلُ عَلٰى كُلِّ اَفَّاكٍ اَثٖيمٍۙ

    Okunuş

    Tenezzelu ala kulli effakin esim.

    Meal

    Onlar günaha, iftiraya düşkün olan herkese inerler (onlara kötülüğü telkin ederler).

  223. Şuarâ 26/223

    يُلْقُونَ السَّمْعَ وَاَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَؕ

    Okunuş

    Yulkunes sem'a ve ekseruhum kazibun.

    Meal

    Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler, çoğu da yalancıdır.

  224. Şuarâ 26/224

    وَالشُّعَرَٓاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُ۫نَؕ

    Okunuş

    Veş şuarau yettebiuhumul gavun.

    Meal

    Şairlere gelince, onlara da yoldan sapanlar uyar.

  225. Şuarâ 26/225

    اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ فٖي كُلِّ وَادٍ يَهٖيمُونَۙ

    Okunuş

    E lem tera ennehum fi kulli vadin yehimun.

    Meal

    Bu ayetin meali 226. ayetle birlikte verilir.

  226. Şuarâ 26/226

    وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَۙ

    Okunuş

    Ve ennehum yekulune ma la yef'alun.

    Meal

    (225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmez misin?

  227. Şuarâ 26/227

    اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖيراً وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُواؕ وَسَيَعْلَمُ الَّذٖينَ ظَلَمُٓوا اَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ

    Okunuş

    İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesiran ventesaru min ba'di ma zulimu, ve se ya'lemullezine zalemu eyye munkalebin yenkalibun.

    Meal

    Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, Allah’ı çokça ananlar ve haksızlığa uğratıldıktan sonra kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, neye nasıl dönüşeceklerini (başlarına nelerin geleceğini) yakında görecekler.

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Şuarâ suresi hakkında sık sorulanlar

Şuarâ suresi kaç ayettir?

Şuarâ suresi 227 ayettir.

Şuarâ suresi kaçıncı sayfada?

Şuarâ, Kur'an-ı Kerim'in 26. suresidir. Diyanet mushafında 19. cüzde yer alır; 367. sayfada başlar, 376. sayfada biter.

Şuarâ suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Şuarâ suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Şuarâ suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar