İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

19. sure · Kur'an-ı Kerim

Meryem Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Meryem, Kur'an-ı Kerim'in 19. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 98 ayettir. Diyanet mushafında 16. cüzde , 305. sayfada başlar, 312. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 19. sure
  • Mekkî
  • 98 ayet
  • 16. cüz · sayfa 305–312

Meryem suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Meryem 19/1

    كٓهٰيٰعٓصٓ

    Okunuş

    Kaf, ha, ya, ayn, sad.

    Meal

    Kâf-hâ-yâ-ayn-sâd.

  2. Meryem 19/2

    ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ

    Okunuş

    Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyya.

    Meal

    Bu, rabbinin Zekeriyyâ kuluna lutfettiği rahmetin anlatımıdır.

  3. Meryem 19/3

    اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِيًّا

    Okunuş

    İz nada rabbehu nidaen hafiyya.

    Meal

    Hani o, alçak sesle rabbine yalvarmıştı.

  4. Meryem 19/4

    قَالَ رَبِّ اِنّٖي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّٖي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

    Okunuş

    Kale rabbi inni ve henel azmu minni veştealer re'su şeyben ve lem ekun bi duaike rabbi şakıyya.

    Meal

    “Rabbim!” demişti, “Benim kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Ben sana ettiğim dualarda hiç eli boş dönmedim.

  5. Meryem 19/5

    وَاِنّٖي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاءٖي وَكَانَتِ امْرَاَتٖي عَاقِرًا فَهَبْ لٖي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ

    Okunuş

    Ve inni hıftul mevaliye min verai ve kanetimreeti akıran feheb li min ledunke veliyya.

    Meal

    Bu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.

  6. Meryem 19/6

    يَرِثُنٖي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَࣗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

    Okunuş

    Yerisuni ve yerisu min ali ya'kube vec'alhu rabbi radıyya.

    Meal

    (5-6) Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum; karım da kısırdır. Tarafından bana yerimi alacak bir halef ver; o, Ya‘kūb hânedanına da vâris olsun; rabbim, onu rızana erdir!”

  7. Meryem 19/7

    يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّـا نُـبَشِّرُكَ بِغُـلَامٍۨ اسْـمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا

    Okunuş

    Ya zekeriyya inna nubeşşiruke bi gulaminismuhu yahya lem nec'al lehu min kablu semiyya.

    Meal

    Allah buyurdu ki: “Ey Zekeriyyâ! Biz sana Yahyâ adında bir oğul müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermedik.”

  8. Meryem 19/8

    قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتٖي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

    Okunuş

    Kale rabbi enna yekunu li gulamun ve kanetimreeti akıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyya.

    Meal

    Zekeriyyâ, “Rabbim!” dedi. “Karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?”

  9. Meryem 19/9

    قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا

    Okunuş

    Kale kezalik, kale rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey'a.

    Meal

    “Orası öyle” dedi ve buyurdu ki rabbin: “O bana kolaydır; daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.”

  10. Meryem 19/10

    قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لٖٓي اٰيَةًؕ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

    Okunuş

    Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selase leyalin seviyya.

    Meal

    Zekeriyyâ, “Rabbim! Öyle ise bana bir işaret ver” dedi. Allah, “Sana işaret, tam üç gün insanlarla konuşamamandır” buyurdu.

  11. Meryem 19/11

    فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِهٖ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

    Okunuş

    Fe harece ala kavmihi minel mihrabi fe evha ileyhim en sebbihu bukreten ve aşiyya.

    Meal

    Bunun üzerine Zekeriyyâ, mâbedden kavminin karşısına çıkarak onlara, özel bir işaret diliyle, “Sabah akşam Allah’ı tesbih edin” dedi.

  12. Meryem 19/12

    يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍؕ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّاۙ

    Okunuş

    Ya yahya huzil kitabe bi kuvveh, ve ateynahul hukme sabiyya.

    Meal

    “Ey Yahyâ! Kitaba var gücünle sarıl!” dedik ve ona henüz çocukken hikmeti verdik.

  13. Meryem 19/13

    وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًؕ وَكَانَ تَقِيًّاۙ

    Okunuş

    Ve hananen min ledunna ve zekah, ve kane tekıyya.

    Meal

    Ayrıca katımızdan ona şefkat ve ruh temizliği de (verdik). O, kötülükten çok sakınan biriydi.

  14. Meryem 19/14

    وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا

    Okunuş

    Ve berren bi valideyhi ve lem yekun cebbaren asıyya.

    Meal

    Anne babasına çok iyi davranırdı; zorba ve âsi değildi.

  15. Meryem 19/15

    وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا۟

    Okunuş

    Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayya.

    Meal

    Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden hayata döndürüleceği gün ona selâm olsun.

  16. Meryem 19/16

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۘ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّاۙ

    Okunuş

    Vezkur fil kitabı meryem, izintebezet min ehliha mekanen şarkıyya.

    Meal

    Kitapta Meryem’i de okuyup an. Hani o, evinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.

  17. Meryem 19/17

    فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

    Okunuş

    Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşeren seviyya.

    Meal

    Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, ona ruhumuzu gönderdik; ruh ona tam bir insan şeklinde göründü.

  18. Meryem 19/18

    قَالَتْ اِنّٖٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِيًّا

    Okunuş

    Kalet inni euzu bir rahmani minke in kunte tekıyya.

    Meal

    Meryem, “Beni senden koruması için çok esirgeyici olan Allah’a sığınıyorum! Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma)” dedi.

  19. Meryem 19/19

    قَالَ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ رَسُولُ رَبِّكِࣗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا

    Okunuş

    Kale innema ene resulu rabbiki li ehebe leki gulamen zekiyya.

    Meal

    Melek, “Ben ancak sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için rabbin tarafından gönderilmiş bir elçiyim” dedi.

  20. Meryem 19/20

    قَالَتْ اَنّٰى يَكُونُ لٖي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنٖي بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِيًّا

    Okunuş

    Kalet enna yekunu li gulamun ve lem yemsesni beşerun ve lem eku bagıyya.

    Meal

    Meryem, “Ben iffetsiz olmadığım ve bana bir erkek eli bile değmediği halde nasıl çocuğum olur?” dedi.

  21. Meryem 19/21

    قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَـهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْراً مَقْضِيًّا

    Okunuş

    Kale kezalik, kale rabbuki huve aleyye heyyin, ve li nec'alehu ayeten lin nasi ve rahmeten minna, ve kane emren makdıyya.

    Meal

    Melek cevap verdi: “Orası öyle; ancak rabbin buyurdu ki: O bana kolaydır. Biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, kararlaştırılmış bir iştir.”

  22. Meryem 19/22

    فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِهٖ مَكَانًا قَصِيًّا

    Okunuş

    Fe hamelethu fentebezet bihi mekanen kasıyya.

    Meal

    Derken Meryem ona hamile kaldı, işte bu sebeple karnında bebeği ile uzak bir yere çekildi.

  23. Meryem 19/23

    فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَنٖي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا

    Okunuş

    Fe ecae hel mehadu ila ciz'ın nahleh, kalet ya leyteni mittu kable haza ve kuntu nesyen mensiyya.

    Meal

    Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine getirdi. Meryem, “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!” dedi.

  24. Meryem 19/24

    فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَنٖي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا

    Okunuş

    Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbuki tahteki seriyya.

    Meal

    Aşağısından biri ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin altında bir su kaynağı yaratmıştır.

  25. Meryem 19/25

    وَهُزّٖٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّاؗ

    Okunuş

    Ve huzzi ileyki bi ciz'ın nahleti tusakıt aleyki rutaben ceniyya.

    Meal

    (Şu) hurma ağacını da kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma ­dökülsün.

  26. Meryem 19/26

    فَكُلٖى وَاشْرَبٖى وَقَرّٖى عَيْنًاۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَدًاۙ فَقُولٖٓى اِنّٖى نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْمًا فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِيًّاۚ

    Okunuş

    Fe kuli veşrabi ve karri ayna, fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertu lir rahmani savmen fe len ukellimel yevme insiyya.

    Meal

    Ye iç, gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok esirgeyici olan Allah’a adakta bulundum; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”

  27. Meryem 19/27

    فَاَتَتْ بِهٖ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا

    Okunuş

    Fe etet bihi kavmeha tahmiluh, kalu ya meryemu lekad ci'ti şey'en feriyya.

    Meal

    Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!

  28. Meryem 19/28

    يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِيًّاۚ

    Okunuş

    Ya uhte harune ma kane ebukimrae sev'in ve ma kanet ummuki begıyya.

    Meal

    Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam, annen de iffetsiz değildi.”

  29. Meryem 19/29

    فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِى الْمَهْدِ صَبِيًّا

    Okunuş

    Fe eşaret ileyh, kalu keyfe nukellimu men kane fil mehdi sabiyya.

    Meal

    Bunun üzerine Meryem çocuğu işaret etti. “Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.

  30. Meryem 19/30

    قَالَ اِنّٖى عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِىَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنٖى نَبِيًّاۙ

    Okunuş

    Kale inni abdullah, ataniyel kitabe ve cealeni nebiyya.

    Meal

    Cevabı çocuk verdi: “Ben Allah’ın kuluyum; O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.

  31. Meryem 19/31

    وَجَعَلَنٖى مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُۖ وَاَوْصَانٖى بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَيًّاۖ

    Okunuş

    Ve cealeni mubareken eyne ma kuntu ve evsani bis salati vez zekati ma dumtu hayya.

    Meal

    Bu ayetin meali 32. ayetle birlikte verilir.

  32. Meryem 19/32

    وَبَرًّا بِوَالِدَتٖىؗ وَلَمْ يَجْعَلْنٖى جَبَّارًا شَقِيًّا

    Okunuş

    Ve berren bi valideti ve lem yec'alni cebbaren şakıyya.

    Meal

    (31-32) Nerede olursam olayım, o beni kutlu ve bereketli kıldı; yaşadığım sürece bana namazı, zekâtı ve anneme saygılı olmayı emretti; beni zorba ve isyankâr yapmadı.

  33. Meryem 19/33

    وَالسَّلَامُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا

    Okunuş

    Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.

    Meal

    Doğduğum gün, öleceğim gün ve yeniden hayata döndürüleceğim gün esenlik benimle olacaktır.”

  34. Meryem 19/34

    ذٰلِكَ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذٖي فٖيهِ يَمْتَرُونَ

    Okunuş

    Zalike isebnu meryem, kavlel hakkıllezi fihi yemterun.

    Meal

    İşte Meryem oğlu Îsâ bu; şüpheye düşüp tartıştıkları konuda gerçek söz de bu.

  35. Meryem 19/35

    مَا كَانَ لِلّٰهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍۙ سُبْحَانَهُؕ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُؕ

    Okunuş

    Ma kane lillahi en yettehıze min veledin subhaneh, iza kada emren fe innema yekulu lehu kun fe yekun.

    Meal

    Allah’ın bir evlât edinmesi olacak şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe karar verdiği zaman ona sadece “ol!” der, hemen olur.

  36. Meryem 19/36

    وَاِنَّ اللّٰهَ رَبّٖي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُؕ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

    Okunuş

    Ve innallahe rabbi ve rabbukum fa'buduh, haza sıratun mustekim.

    Meal

    Îsâ şunu da söyledi: “Muhakkak ki Allah, benim de rabbim, sizin de rabbinizdir. O halde O’na kulluk edin, doğru yol budur.”

  37. Meryem 19/37

    فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظٖيمٍ

    Okunuş

    Fahtelefel ahzabu min beynihim, fe veylun lillezine keferu min meşhedi yevmin azim.

    Meal

    Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne ulaşıldığında, vay o inkârcıların haline!

  38. Meryem 19/38

    اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْۙ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۚ لٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Okunuş

    Esmi' bihim ve ebsır yevme ye'tunena lakiniz zalimunel yevme fi dalalin mubin.

    Meal

    Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün öyle bir işitirler ve öyle bir görürler ki! Ne var ki o zalimler bugün tam bir sapkınlık için­dedirler.

  39. Meryem 19/39

    وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُۚ وَهُمْ فٖي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Okunuş

    Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emr, ve hum fi gafletin ve hum la yu'minun.

    Meal

    Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar; o gün onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitecektir.

  40. Meryem 19/40

    اِنَّا نَحْنُ نَرِثُ الْاَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَࣖ

    Okunuş

    İnna nahnu nerisul arda ve men aleyha ve ileyna yurceun.

    Meal

    Yeryüzü ve onun üzerindekiler sonunda yalnız bize kalır ve hepsi bize dönerler.

  41. Meryem 19/41

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰهٖيمَؕ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖيقًا نَبِيًّا

    Okunuş

    Vezkur fil kitabi ibrahim, innehu kane sıddikan nebiyya.

    Meal

    Bu kitapta İbrâhim’i de okuyup an! Kuşkusuz o, özü sözü doğru bir insan, bir peygamberdi.

  42. Meryem 19/42

    اِذْ قَالَ لِاَبٖيهِ يَٓا اَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنٖي عَنْكَ شَيْـًٔا

    Okunuş

    İz kale li ebihi, ya ebeti lime ta'budu ma la yesmau ve la yubsıru ve la yugni anke şey'a.

    Meal

    Bir gün babasına şöyle demişti: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?

  43. Meryem 19/43

    يَٓا اَبَتِ اِنّٖي قَدْ جَٓاءَنٖي مِنَ الْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَاتَّبِعْنٖٓي اَهْدِكَ صِرَاطًا سَوِيًّا

    Okunuş

    Ya ebeti inni kad caeni minel ilmi ma lem ye'tike fettebi'ni ehdike sıratan seviyya.

    Meal

    Babacığım! Sana gelmeyen bir bilgi hakikaten bana geldi, bu sebeple bana uy ki seni düz yola çıkarayım.

  44. Meryem 19/44

    يَٓا اَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَؕ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ عَصِيًّا

    Okunuş

    Ya ebeti la ta'budiş şeytan, inneş şeytane kane lir rahmani asıyya.

    Meal

    Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, rahmânın buyruğuna uymamıştır.

  45. Meryem 19/45

    يَٓا اَبَتِ اِنّٖٓي اَخَافُ اَنْ يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَانِ وَلِيًّا

    Okunuş

    Ya ebeti inni ehafu en yemesseke azabun miner rahmani fe tekune liş şeytani veliyya.

    Meal

    Babacığım! Allah’ın azabına uğramandan ve böylece şeytanın yandaşı olmandan korkuyorum.

  46. Meryem 19/46

    قَالَ اَرَاغِبٌ اَنْتَ عَنْ اٰلِهَتٖي يَٓا اِبْرٰهٖيمُۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ لَاَرْجُمَنَّكَ وَاهْجُرْنٖي مَلِيًّا

    Okunuş

    Kale e ragıbun ente an aliheti ya ibrahim, lein lem tentehi le ercumenneke vehcurni meliyya.

    Meal

    (Babası:) “Ey İbrâhim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlatırım; şimdi uzun bir süre gözüme görünme!” dedi.

  47. Meryem 19/47

    قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَۚ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبّٖيؕ اِنَّهُ كَانَ بٖي حَفِيًّا

    Okunuş

    Kale selamun aleyk, se estagfiru leke rabbi, innehu kane bi hafiyya.

    Meal

    İbrâhim şöyle dedi: “Esen kal! Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lutufkârdır.

  48. Meryem 19/48

    وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبّٖيؗ عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَٓاءِ رَبّٖي شَقِيًّا

    Okunuş

    Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.

    Meal

    Sizden de Allah’ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve rabbime niyaz ediyorum. Umudum odur ki rabbime niyazımdan eli boş dönmeyeceğim.”

  49. Meryem 19/49

    فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۙ وَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَؕ وَكُلاًّ جَعَلْنَا نَبِيًّا

    Okunuş

    Fe lemma'tezelehum ve ma ya'budune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve kullen cealna nebiyya.

    Meal

    Nihayet İbrâhim onlardan ve Allah’ın dışında taptıklarından uzaklaşınca, biz ona İshak ve Ya‘kūb’u bahşettik, her birini peygamber yaptık.

  50. Meryem 19/50

    وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا۟

    Okunuş

    Ve vehebna lehum min rahmetina ve cealna lehum lisane sıdkın aliyya.

    Meal

    Onlara da rahmetimizden bağışlarda bulunduk ve onlara hak ettikleri yüksek bir övgü ile anılmayı nasip ettik.

  51. Meryem 19/51

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسٰىؗ اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصاً وَكَانَ رَسُولاً نَبِيًّا

    Okunuş

    Vezkur fil kitabi musa, innehu kane muhlesan ve kane resulen nebiyya.

    Meal

    Bu kitapta Mûsâ’yı da okuyarak an. Gerçekten o ihlâslı biriydi, elçi-peygamberdi.

  52. Meryem 19/52

    وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا

    Okunuş

    Ve nadeynahu min canibit turil eymeni ve karrebnahu neciyya.

    Meal

    Ona Tûr’un sağ tarafından seslendik ve onu fısıldaşırcasına (kendimize) yaklaştırdık.

  53. Meryem 19/53

    وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِيًّا

    Okunuş

    Ve vehebna lehu min rahmetina ehahu harune nebiyya.

    Meal

    Rahmetimizin bir sonucu olmak üzere kardeşi Hârûn’u da bir peygamber olarak onun yanına verdik.

  54. Meryem 19/54

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰعٖيلَؗ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّاۚ

    Okunuş

    Vezkur fil kitabi ismaile innehu kane sadıkal va'di ve kane resulen nebiyya.

    Meal

    Bu kitapta İsmâil’i de okuyup an. O gerçekten sözüne sadıktı; elçi-peygamberdi.

  55. Meryem 19/55

    وَكَانَ يَاْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهٖ مَرْضِيًّا

    Okunuş

    Ve kane ye'muru ehlehu bis salati vez zekati ve kane inde rabbihi mardıyya.

    Meal

    Halkına namazı ve zekâtı emrederdi ve rabbinin rızâsına ermişti.

  56. Meryem 19/56

    وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْرٖيسَؗ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖيقًا نَبِيًّاۗ

    Okunuş

    Vezkur fil kitabi idrise innehu kane sıddikan nebiyya.

    Meal

    Kitapta İdrîs’i de okuyarak an. Hakikaten o, pek doğru bir insandı ve bir peygamberdi.

  57. Meryem 19/57

    وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِيًّا

    Okunuş

    Ve refa'nahu mekanen aliyya.

    Meal

    Onu üstün bir konuma getirdik.

  58. Meryem 19/58

    اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ مِنْ ذُرِّيَّةِ اٰدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍؗ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْرَٓائٖلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَاؕ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُ الرَّحْمٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا

    Okunuş

    Ulaikellezine en'amallahu aleyhim minen nebiyyine min zurriyyeti ademe ve mimmen hamelna mea nuhin ve min zurriyyeti ibrahime ve israile ve mimmen hedeyna vectebeyna, iza tutla aleyhim ayatur rahmani harru succeden ve bukiyya.

    Meal

    İşte bunlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu, Âdem’in soyundan gelen peygamberler; Nûh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımız, İbrâhim ve İsrâil’in (Ya‘kūb) soyundan gelenler ve doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerden olup, kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlar.

  59. Meryem 19/59

    فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّاۙ

    Okunuş

    Fe halefe min ba'dihim halfun edaus salate vettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne gayya.

    Meal

    Sonra bunların ardından artık namazı kılmayan ve nefsânî arzulara uyan bir nesil geldi. Bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.

  60. Meryem 19/60

    اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْـًٔاۙ

    Okunuş

    İlla men tabe ve amene ve amile salihan fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune şey'a.

    Meal

    Bu ayetin meali 61. ayetle birlikte verilir.

  61. Meryem 19/61

    جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّتٖي وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِؕ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَاْتِيًّا

    Okunuş

    Cennati adninilleti vaader rahmanu ibadehu bil gayb, innehu kane va'duhu me'tiyya.

    Meal

    (60-61) Ancak tövbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler böyle değildir. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete; çok esirgeyici olan Allah’ın, kullarına vaad ettiği, onların idraklerini aşan adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz O’nun vaadi yerine gelecektir.

  62. Meryem 19/62

    لَا يَسْمَعُونَ فٖيهَا لَغْوًا اِلَّا سَلَامًاۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فٖيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

    Okunuş

    La yesmeune fiha lagven illa selama, ve lehum rızkuhum fiha bukreten ve aşiyya.

    Meal

    Orada boş söz işitmezler, kendilerine yalnız esenlikler dilenir. Orada, sabah akşam rızıkları hazırdır.

  63. Meryem 19/63

    تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتٖي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِيًّا

    Okunuş

    Tilkel cennetulleti nurisu min ibadina men kane takıyya.

    Meal

    Kullarımızdan takvâ sahibi kimselere vereceğimiz cennet işte budur.

  64. Meryem 19/64

    وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَۚ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْدٖينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّاۚ

    Okunuş

    Ve ma netenezzelu illa bi emri rabbik, lehu ma beyne eydina ve ma halfena ve ma beyne zalik, ve ma kane rabbuke nesiyya.

    Meal

    (Melek dedi ki:) “Biz ancak rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O’na aittir. Senin rabbin unutkan değildir.”

  65. Meryem 19/65

    رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهٖؕ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا۟

    Okunuş

    Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma fa'budhu vastabir li ibadetih, hel ta'lemu lehu semiyya.

    Meal

    O göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Şu halde O’na sabır ve sebatla kulluk et. O’nun adını almaya lâyık başka birini biliyor musun?

  66. Meryem 19/66

    وَيَقُولُ الْاِنْسَانُ ءَاِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ اُخْرَجُ حَيًّا

    Okunuş

    Ve yekulul insanu e iza ma mittu le sevfe uhracu hayya.

    Meal

    İnsan, “Ben öldükten bir süre sonra sahiden yeniden hayata döndürülecek miyim?” diyor.

  67. Meryem 19/67

    اَوَلَا يَذْكُرُ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْـًٔا

    Okunuş

    E ve la yezkurul insanu enna halaknahu min kablu ve lem yeku şey'a.

    Meal

    İnsan düşünmez mi ki, daha önce hiçbir şey değilken biz onu yaratmışızdır?

  68. Meryem 19/68

    فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطٖينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّاۚ

    Okunuş

    Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyatine summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyya.

    Meal

    Rabbine andolsun ki onları muhakkak şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş vaziyette hazır tutacağız.

  69. Meryem 19/69

    ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ شٖيعَةٍ اَيُّهُمْ اَشَدُّ عَلَى الرَّحْمٰنِ عِتِيًّاۚ

    Okunuş

    Summe le nenzianne min kulli şiatin eyyuhum eşeddu aler rahmani ıtiyya.

    Meal

    Sonra her gruptan, Rahmân’a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip çıkaracağız.

  70. Meryem 19/70

    ثُمَّ لَنَحْنُ اَعْلَمُ بِالَّذٖينَ هُمْ اَوْلٰى بِهَا صِلِيًّا

    Okunuş

    Summe le nahnu a'lemu billezine hum evla biha sıliyya.

    Meal

    Sonra ateşi boylamayı hak edenleri elbette en iyi biz biliriz.

  71. Meryem 19/71

    وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْمًا مَقْضِيًّاۚ

    Okunuş

    Ve in minkum illa variduha, kane ala rabbike hatmen makdıyya.

    Meal

    İçinizden, oraya varmayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

  72. Meryem 19/72

    ثُمَّ نُنَجِّي الَّذٖينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِمٖينَ فٖيهَا جِثِيًّا

    Okunuş

    Summe nuneccillezinettekav ve nezeruz zalimine fiha cisiyya.

    Meal

    Sonra biz kötülükten sakınanları (cehennemden) esirgeriz; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.

  73. Meryem 19/73

    وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓواۙ اَيُّ الْفَرٖيقَيْنِ خَيْرٌ مَقَاماً وَاَحْسَنُ نَدِيًّا

    Okunuş

    Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine keferu lillezine amenu eyyul ferikayni hayrun makamen ve ahsenu nediyya.

    Meal

    Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman inkâr edenler iman edenlere, “İki topluluktan hangimizin konumu daha üstün ve mensupları daha iyi?” diye sorarlar.

  74. Meryem 19/74

    وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَحْسَنُ اَثَاثاً وَرِءْيًا

    Okunuş

    Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum ahsenu esasen ve ri'ya.

    Meal

    Oysa onlardan önce de daha varlıklı ve daha gösterişli olan nice nesiller helâk ettik.

  75. Meryem 19/75

    قُلْ مَنْ كَانَ فِى الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَدًّاۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضْعَفُ جُنْدًا

    Okunuş

    Kul men kane fid dalaleti fel yemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe se ya'lemune men huve şerrun mekanen ve ad'afu cunda.

    Meal

    De ki: “Kim sapkınlık içinde ise dilerim Rahmân ona süre versin!” Sonunda kendilerine vaad olunanı; azabı veya kıyameti gördükleri zaman, konumu daha kötü, askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.

  76. Meryem 19/76

    وَيَزٖيدُ اللّٰهُ الَّذٖينَ اهْتَدَوْا هُدًىؕ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَاباً وَخَيْرٌ مَرَدًّا

    Okunuş

    Ve yezidullahullezinehtedev huda, vel bakıyatus salihatu hayrun inde rabbike sevaben ve hayrun meredda.

    Meal

    Allah, doğru yola gidenlerin hidayetini güçlendirir. Kalıcı olan iyilikler, rabbinin katında hem mükâfat bakımından daha hayırlı, hem de sonuç bakımından daha iyidir.

  77. Meryem 19/77

    اَفَرَاَيْتَ الَّذٖي كَفَرَ بِاٰيَاتِنَا وَقَالَ لَاُو۫تَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًاۜ

    Okunuş

    E fe raeytellezi kefere bi ayatina ve kale le uteyenne malen ve veleda.

    Meal

    Âyetlerimizi inkâr eden ve “Mutlaka bana mal ve evlât verilecektir” diyen adamı gördün mü!

  78. Meryem 19/78

    اَطَّـلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۙ

    Okunuş

    Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmani ahda.

    Meal

    O, gaybı mı biliyor, yoksa Allah’ın katından bir söz mü aldı?

  79. Meryem 19/79

    كَلَّاؕ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّاۙ

    Okunuş

    Kella, se nektubu ma yekulu ve nemuddu lehu minel azabi medda.

    Meal

    Kesinlikle hayır! Biz onun söylediklerini yazacağız ve cezasını uzattıkça uzatacağız.

  80. Meryem 19/80

    وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتٖينَا فَرْدًا

    Okunuş

    Ve nerisuhu ma yekulu ve ye'tina ferda.

    Meal

    Onun sözünü ettiği şeyler sonunda bize kalacak, kendisi de tek başına bize gelecek.

  81. Meryem 19/81

    وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّاۙ

    Okunuş

    Vettehazu min dunillahi aliheten li yekunu lehum ızza.

    Meal

    Onlar kendilerine bir itibar ve güç vesilesi olsun diye Allah’tan başka tanrılar edindiler.

  82. Meryem 19/82

    كَلَّاؕ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا۟

    Okunuş

    Kella, se yekfurune bi ibadetihim ve yekunune aleyhim dıdda.

    Meal

    Hayır, hayır! O putlar onların ibadetini tanımayacaklar ve kendilerine hasım olacaklar.

  83. Meryem 19/83

    اَلَمْ تَرَ اَنَّٓا اَرْسَلْنَا الشَّيَاطٖينَ عَلَى الْكَافِرٖينَ تَؤُزُّهُمْ اَزًّاۙ

    Okunuş

    E lem tere enna erselneş şeyatine alel kafirine teuzzuhum ezza.

    Meal

    Görmedin mi? Biz, inkârcıların üzerine kendilerini isyana itip duran şeytanları saldık.

  84. Meryem 19/84

    فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْؕ اِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّاۚ

    Okunuş

    Fe la ta'cel aleyhim, innema neuddu lehum adda.

    Meal

    Öyle ise onlar hakkında acele etme; biz onların günlerini sayıyoruz.

  85. Meryem 19/85

    يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقٖينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًاۙ

    Okunuş

    Yevme nahşurul muttekine iler rahmani vefda.

    Meal

    Gün gelecek, takvâ sahiplerini seçkin konuklar olarak rahmânın huzurunda toplayacağız;

  86. Meryem 19/86

    وَنَسُوقُ الْمُجْرِمٖينَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْدًاۘ

    Okunuş

    Ve nesukul mucrimine ila cehenneme virda.

    Meal

    Günahkârları da suya götürülen sürü gibi cehenneme süreceğiz;

  87. Meryem 19/87

    لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۘ

    Okunuş

    La yemlikuneş şefaate illa menittehaze inder rahmani ahda.

    Meal

    (O gün) Rahmân’ın katında söz ve izin alandan başkasının şefaat hakkı olmayacaktır.

  88. Meryem 19/88

    وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًاۜ

    Okunuş

    Ve kaluttehazer rahmanu veleda.

    Meal

    “Rahmân çocuk edindi” dediler.

  89. Meryem 19/89

    لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْـٔاً اِدًّاۙ

    Okunuş

    Lekad ci'tum şey'en idda.

    Meal

    Hakikaten çok çirkin bir iddia ortaya attınız.

  90. Meryem 19/90

    تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّاۙ

    Okunuş

    Tekadus semavatu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibalu hedda.

    Meal

    Öyle ki bundan dolayı neredeyse gökler çatlayacak, yer ortasından yarılacak, dağlar yıkılıp çökecek!

  91. Meryem 19/91

    اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَدًاۚ

    Okunuş

    En deav lir rahmani veleda.

    Meal

    Çünkü Rahmân’a çocuk yakıştırıyorlar.

  92. Meryem 19/92

    وَمَا يَنْبَغٖي لِلرَّحْمٰنِ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًاۜ

    Okunuş

    Ve ma yenbagi lir rahmani en yettehıze veleda.

    Meal

    Halbuki çocuk edinmek Rahmân’ın şanına yakışmaz.

  93. Meryem 19/93

    اِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِلَّٓا اٰتِي الرَّحْمٰنِ عَبْدًاۜ

    Okunuş

    İn kullu men fis semavati vel ardı illa atir rahmani abda.

    Meal

    Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, Rahmân’a birer kul olarak gelecektir.

  94. Meryem 19/94

    لَقَدْ اَحْصٰيهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّاۜ

    Okunuş

    Lekad ahsahum ve addehum adda.

    Meal

    O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir.

  95. Meryem 19/95

    وَكُلُّهُمْ اٰتٖيهِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فَرْدًا

    Okunuş

    Ve kulluhum atihi yevmel kıyameti ferda.

    Meal

    Bunların hepsi de kıyamet gününde Allah’ın huzuruna tek başına gelecektir.

  96. Meryem 19/96

    اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا

    Okunuş

    İnnellezine amenu ve amilus salihati se yec'alu lehumur rahmanu vudda.

    Meal

    İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, rahmân onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.

  97. Meryem 19/97

    فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقٖينَ وَتُنْذِرَ بِهٖ قَوْماً لُدًّا

    Okunuş

    Fe innema yessernahu bi lisanike li tubeşşire bihil muttekine ve tunzire bihi kavmen ludda.

    Meal

    Biz Kur’an’ı senin dilinle kolay anlaşılır kıldık ki günahtan sakınanları onunla müjdeleyesin ve inatla direnenleri de onunla uyarasın!

  98. Meryem 19/98

    وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍؕ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ اَحَدٍ اَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا

    Okunuş

    Ve kem ehlekna kablehum min karn, hel tuhıssu minhum min ehadin ev tesmeu lehum rikza.

    Meal

    Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onların herhangi birinden (bir varlık emâresi) hissediyor veya cılız da olsa bir ses işitiyor musun?

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Meryem suresi hakkında sık sorulanlar

Meryem suresi kaç ayettir?

Meryem suresi 98 ayettir.

Meryem suresi kaçıncı sayfada?

Meryem, Kur'an-ı Kerim'in 19. suresidir. Diyanet mushafında 16. cüzde yer alır; 305. sayfada başlar, 312. sayfada biter.

Meryem suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Meryem suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Meryem suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar