İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

23. sure · Kur'an-ı Kerim

Mü'minûn Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Mü'minûn, Kur'an-ı Kerim'in 23. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 118 ayettir. Diyanet mushafında 18. cüzde , 342. sayfada başlar, 349. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 23. sure
  • Mekkî
  • 118 ayet
  • 18. cüz · sayfa 342–349

Mü'minûn suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Mü'minûn 23/1

    قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ

    Okunuş

    Kad eflehal mu'minun.

    Meal

    Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir;

  2. Mü'minûn 23/2

    اَلَّذٖينَ هُمْ فٖي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ

    Okunuş

    Ellezine hum fi salatihim haşiun.

    Meal

    Ki onlar, namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar;

  3. Mü'minûn 23/3

    وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum anil lagvi mu'ridun.

    Meal

    Anlamsız, yararsız söz ve davranışlardan uzak dururlar;

  4. Mü'minûn 23/4

    وَالَّذٖينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum liz zekati failun.

    Meal

    Zekâtı verirler;

  5. Mü'minûn 23/5

    وَالَّذٖينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum li furucihim hafizun.

    Meal

    İffetlerini korurlar;

  6. Mü'minûn 23/6

    اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومٖينَۚ

    Okunuş

    İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin.

    Meal

    Sadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir.

  7. Mü'minûn 23/7

    فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ

    Okunuş

    Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun.

    Meal

    Ama her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır.

  8. Mü'minûn 23/8

    وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun.

    Meal

    Yine o müminler emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler;

  9. Mü'minûn 23/9

    وَالَّذٖينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۘ

    Okunuş

    Vellezine hum ala salavatihim yuhafızun.

    Meal

    Namazlarını titizlikle eda ederler.

  10. Mü'minûn 23/10

    اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ

    Okunuş

    Ulaike humul varisun.

    Meal

    İşte vâris olacaklar bunlardır;

  11. Mü'minûn 23/11

    اَلَّذٖينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَؕ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

    Okunuş

    Ellezine yerisunel firdevs, hum fiha halidun.

    Meal

    Firdevs cennetine vâris olacaklar ve orada onlar ebedî kalacaklardır.

  12. Mü'minûn 23/12

    وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طٖينٍۚ

    Okunuş

    Ve lekad halaknal insane min sulaletin min tin.

    Meal

    Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz;

  13. Mü'minûn 23/13

    ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فٖي قَرَارٍ مَكٖينٍۖ

    Okunuş

    Summe cealnahu nutfeten fi kararin mekin.

    Meal

    Sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz.

  14. Mü'minûn 23/14

    ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًࣗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَؕ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقٖينَؕ

    Okunuş

    Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel izame lahmen summe enşe'nahu halkan ahar, fe tebarekallahu ahsenul halikin.

    Meal

    Ardından nutfeyi (döllenmiş yumurta) alakaya (rahimde asılıp beslenen embriyo) çeviriyor, alakayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihayet onu bambaşka bir varlık halinde inşa ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.

  15. Mü'minûn 23/15

    ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَؕ

    Okunuş

    Summe innekum ba'de zalike le meyyitun.

    Meal

    Sonra siz bunun ardından mutlaka öleceksiniz.

  16. Mü'minûn 23/16

    ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ

    Okunuş

    Summe innekum yevmel kıyameti tub'asun.

    Meal

    Sonra da kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

  17. Mü'minûn 23/17

    وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَࣗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلٖينَ

    Okunuş

    Ve lekad halakna fevkakum seb'a taraika ve ma kunna anil halkı gafilin.

    Meal

    Andolsun biz üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratılanlardan habersiz değiliz.

  18. Mü'minûn 23/18

    وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِࣗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِهٖ لَقَادِرُونَۚ

    Okunuş

    Ve enzelna mines semai maen bi kaderin fe eskennahu fil ardı ve inna ala zehabin bihi le kadirun.

    Meal

    Gökten uygun ölçüde su indirir, onu arzda tutarız. Kuşkusuz bizim onu gidermeye de gücümüz yeter.

  19. Mü'minûn 23/19

    فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهٖ جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍۘ لَكُمْ فٖيهَا فَوَاكِهُ۬ كَثٖيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ

    Okunuş

    Fe enşe'na lekum bihi cennatin min nahilin ve a'nab, lekum fiha fevakihu kesiretun ve minha te'kulun.

    Meal

    Bu ayetin meali 20. ayetle birlikte verilir.

  20. Mü'minûn 23/20

    وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِلٖينَ

    Okunuş

    Ve şecereten tahrucu min turi seynae tenbutu bid duhni ve sıbgın lil akilin.

    Meal

    (19-20) O su sayesinde sizin için, çok sayıda meyvelerin bulunduğu, yiyip beslendiğiniz hurma bahçeleri, üzüm bağları; kezâ Sînâ dağında yetişen, hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık veren bir ağaç (zeytin ağacı) meydana getiririz.

  21. Mü'minûn 23/21

    وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًؕ نُسْقٖيكُمْ مِمَّا فٖي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فٖيهَا مَنَافِعُ كَثٖيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ

    Okunuş

    Ve inne lekum fil en'ami le ibreh, nuskikum mimma fi butuniha ve lekum fiha menafiu kesiretun ve minha te'kulun.

    Meal

    Sizin için hayvanlarda da alınacak ders vardır. Size onların karınlarında oluşan nesneden içiriyoruz; onlardan sağladığınız başka birçok fayda da var, onlardan yiyecek sağlıyorsunuz.

  22. Mü'minûn 23/22

    وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَࣖ

    Okunuş

    Ve aleyha ve alel fulki tuhmelun.

    Meal

    Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.

  23. Mü'minûn 23/23

    وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِهٖ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَ

    Okunuş

    Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi' budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.

    Meal

    Andolsun ki Nûh’u da kavmine gönderdik de, “Ey kavmim!” dedi, “Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka bir tanrınız yoktur. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz?”

  24. Mü'minûn 23/24

    فَقَالَ الْمَلَؤُا الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهٖ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يُرٖيدُ اَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْؕ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةًۚ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فٖٓي اٰبَٓائِنَا الْاَوَّلٖينَۚ

    Okunuş

    Fe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma haza illa beşerun mıslukum yuridu en yetefaddale aleykum, ve lev şaallahu le enzele melaikeh, ma semi'na bi haza fi abainel evvelin.

    Meal

    Kavminin inkâra sapmış ileri gelenleri dediler ki: “Bu adam, size üstünlük kurmak isteyen, sadece sizin gibi sıradan bir insandır. Eğer Allah (elçi göndermek) isteseydi herhalde bir melek gönderirdi. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey duymadık.

  25. Mü'minûn 23/25

    اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِهٖ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهٖ حَتّٰى حٖينٍ

    Okunuş

    İn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hin.

    Meal

    Bu adam olsa olsa cin çarpmış biridir; bir süre onu gözetim altında tutun.”

  26. Mü'minûn 23/26

    قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي بِمَا كَذَّبُونِ

    Okunuş

    Kale rabbinsurni bima kezzebun.

    Meal

    Nûh, “Rabbim! Bunların beni yalancılıkla suçlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.

  27. Mü'minûn 23/27

    فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْنٖي فِي الَّذٖينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

    Okunuş

    Fe evhayna ileyhi enısnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve faret tennuru fesluk fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrakun.

    Meal

    Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Buyruğumuz geldiğinde sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten birer çift hayvan ile kendileri aleyhinde hüküm kesinleşmiş olanların dışındaki aileni gemiye al; ama o haksızlığa sapmış olanlar konusunda sakın bana bir şey söyleme! Onlar kesinlikle boğulacaklar!

  28. Mü'minûn 23/28

    فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

    Okunuş

    Fe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillahillezi neccana minel kavmiz zalimin.

    Meal

    Yanındakilerle birlikte sen de gemiye yerleştiğinde, ‘Bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamdolsun!’ de.

  29. Mü'minûn 23/29

    وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْنٖي مُنْزَلاً مُبَارَكاً وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلٖينَ

    Okunuş

    Ve kul rabbi enzilni munzelen mubareken ve ente hayrul munzilin.

    Meal

    Yine de ki: ‘Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; en uygun şekilde indirip yerleştiren sensin.’

  30. Mü'minûn 23/30

    اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ وَاِنْ كُنَّا لَمُبْتَلٖينَ

    Okunuş

    İnne fi zalike le ayatin ve in kunna le mubtelin.

    Meal

    Kuşkusuz bu anlatılanlarda ibretler vardır; muhakkak ki biz bunlarla insanları sınarız.

  31. Mü'minûn 23/31

    ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَرٖينَۚ

    Okunuş

    Summe enşe'na min ba'dihim karnen aharin.

    Meal

    Sonra onların ardından başka bir nesil meydana getirdik.

  32. Mü'minûn 23/32

    فَاَرْسَلْنَا فٖيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَࣖ

    Okunuş

    Fe erselna fihim resulen minhum eni'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.

    Meal

    Bunların arasından da kendilerine, “Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz?” diyen bir elçi gönderdik.

  33. Mü'minûn 23/33

    وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

    Okunuş

    Ve kalel meleu min kavmihillezine keferu ve kezzebu bi likail ahıreti ve etrafnahum fil hayatid dunya ma haza illa beşerun mislukum ye'kulu mimma te'kulune minhu yeşrebu mimma teşrabun.

    Meal

    Bu elçinin kavminden olup da inkâra sapan, âhirete ulaşmayı yalan sayan, dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz hatırlı kişiler halka şöyle dediler: “Bu da olsa olsa sizin gibi sıradan bir insan. Sizin yediğinizden yemekte, içtiğinizden ­içmektedir.

  34. Mü'minûn 23/34

    وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَراً مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذاً لَخَاسِرُونَ

    Okunuş

    Ve lein eta'tum beşeren mislekum innekum izen le hasirun.

    Meal

    Sizin gibi sıradan bir insana uyacak olursanız o zaman herhalde kaybedenlerden olursunuz.

  35. Mü'minûn 23/35

    اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَاباً وَعِظَاماً اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ

    Okunuş

    E yaıdukum ennekum iza mittum ve kuntum turaben ve izamen ennekum muhracun.

    Meal

    O size, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken tekrar hayat alanına çıkarılacağınızı mı söylüyor?

  36. Mü'minûn 23/36

    هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ

    Okunuş

    Heyhate heyhate lima tuadun.

    Meal

    Bu size söylenenler gerçek olmaktan çok çok uzak!

  37. Mü'minûn 23/37

    اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثٖينَۖ

    Okunuş

    İn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin.

    Meal

    Gerçek olan sadece şu yaşadığımız dünya hayatıdır. Ölür ve yaşarız. Bir daha da diriltilecek değiliz.

  38. Mü'minûn 23/38

    اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌۨ افْـتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنٖينَ

    Okunuş

    İn huve illa raculuniftera alallahi keziben ve ma nahnu lehu bi mu'minin.

    Meal

    O, Allah hakkında sadece yalanlar düzüp koşan bir adamdır. Biz ona inanmıyoruz.”

  39. Mü'minûn 23/39

    قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي بِمَا كَذَّبُونِ

    Okunuş

    Kale rabbinsurni bima kezzebun.

    Meal

    O peygamber şöyle dedi: “Rabbim! Bunların beni yalancılıkla suçlamalarına karşı bana yardım et!”

  40. Mü'minûn 23/40

    قَالَ عَمَّا قَلٖيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمٖينَۚ

    Okunuş

    Kale amma kalilin le yusbihunne nadimin.

    Meal

    Allah buyurdu ki: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”

  41. Mü'minûn 23/41

    فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

    Okunuş

    Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gusaen, fe bu'den lil kavmiz zalimin.

    Meal

    Nitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!

  42. Mü'minûn 23/42

    ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُوناً اٰخَرٖينَؕ

    Okunuş

    Summe enşe'na min ba'dihim kurunen aharin.

    Meal

    Sonra onların ardından başka başka nesiller getirdik.

  43. Mü'minûn 23/43

    مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَؕ

    Okunuş

    Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.

    Meal

    Hiçbir ümmet kendi ecelinin ne önüne geçebilir ne de (ondan) sonraya kalabilir.

  44. Mü'minûn 23/44

    ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاؕ كُلَّمَا جَٓاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضاً وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَادٖيثَۚ فَبُعْداً لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

    Okunuş

    Summe erselna rusulena tetra, kullema cae ummeten resuluha kezzebuhu fe etba'na ba'dahum ba'dan ve cealnahum ehadis, fe bu'den li kavmin la yu'minun.

    Meal

    Sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Her bir ümmete kendi peygamberi geldikçe hep onu yalancılıkla suçladılar; biz de onları birbiri peşinden tarihe gömdük, onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. İnanmayanların cehenneme kadar yolu var!

  45. Mü'minûn 23/45

    ثُمَّ اَرْسَلْنَا مُوسٰى وَاَخَاهُ هٰرُونَ بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبٖينٍۙ

    Okunuş

    Summe erselna musa ve ehahu harune bi ayatina ve sultanin mubin.

    Meal

    Bu ayetin meali 46. ayetle birlikte verilir.

  46. Mü'minûn 23/46

    اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖ فَاسْتَكْـبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً عَالٖينَۚ

    Okunuş

    İla fir'avne ve meleihi festekberu ve kanu kavmen alin.

    Meal

    (45-46) Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u, âyetlerimizle ve apaçık bir delil ile Firavun’a ve onun önde gelen adamlarına gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Zaten onlar herkese tepeden bakan bir topluluktu.

  47. Mü'minûn 23/47

    فَقَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَۚ

    Okunuş

    Fe kalu e nu'minu li beşereyni mislina ve kavmuhuma lena abidun.

    Meal

    Nitekim şöyle dediler: “Soydaşları bize kölelik ederlerken bizden farklı olmayan bu iki adama mı inanacağız!”

  48. Mü'minûn 23/48

    فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكٖينَ

    Okunuş

    Fe kezzebuhuma fe kanu minel muhlekin.

    Meal

    Böylece onları yalancılıkla itham ettiler, sonuçta helâk edilenler arasına onlar da katıldı.

  49. Mü'minûn 23/49

    وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    Okunuş

    Ve lekad ateyna musel kitabe leallehum yehtedun.

    Meal

    Gerçek şu ki, belki İsrâiloğulları yollarını düzeltirler diye Mûsâ’ya kitabı vermiştik.

  50. Mü'minûn 23/50

    وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعٖينٍࣖ

    Okunuş

    Ve cealnebne meryeme ve ummehu ayeten ve aveynahuma ila rabvetin zati kararin ve main.

    Meal

    Meryem oğlu ile annesini de bir mûcize yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.

  51. Mü'minûn 23/51

    يَٓا اَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحاًؕ اِنّٖي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلٖيمٌؕ

    Okunuş

    Ya eyyuher rusulu kulu minet tayyibati va'melu saliha, inni bima ta'melune alim.

    Meal

    Ey peygamberler! Tertemiz nimetlerden yiyip için, güzel işler yapın. Kuşkusuz ben yaptıklarınızı eksiksiz bilmekteyim.

  52. Mü'minûn 23/52

    وَاِنَّ هٰذِهٖٓ اُمَّتُكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَاَنَا۬ رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ

    Okunuş

    Ve inne hazihi ummetukum ummeten vahıdeten ve ene rabbukum fettekun.

    Meal

    Biliniz ki, sizin şu ümmetiniz bir tek ümmettir, ben de sizin rabbinizim. Onun için yolumdan çıkmaktan sakının.

  53. Mü'minûn 23/53

    فَـتَقَطَّـعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُراًؕ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

    Okunuş

    Fe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.

    Meal

    Ama insanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.

  54. Mü'minûn 23/54

    فَذَرْهُمْ فٖي غَمْرَتِهِمْ حَتّٰى حٖينٍ

    Okunuş

    Fe zerhum fi gamratihim hatta hin.

    Meal

    Şimdi sen onları bir süre için gaflet ve dalâletleri içinde kendi hallerine bırak!

  55. Mü'minûn 23/55

    اَيَحْسَبُونَ اَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهٖ مِنْ مَالٍ وَبَنٖينَۙ

    Okunuş

    E yahsebune ennema numidduhum bihi min malin ve benin.

    Meal

    Bu ayetin meali 56. ayetle birlikte verilir.

  56. Mü'minûn 23/56

    نُسَارِ عُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِؕ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ

    Okunuş

    Nusariu lehum fil hayrat bel la yeş'urun.

    Meal

    (55-56) Sanıyorlar mı ki, onlara mal ve evlâtlar verirken yalnızca iyilikleri için çırpınıyoruz! Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.

  57. Mü'minûn 23/57

    اِنَّ الَّذٖينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۙ

    Okunuş

    İnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun.

    Meal

    Rablerine olan derin saygılarından dolayı sorumlu davrananlar;

  58. Mü'minûn 23/58

    وَالَّذٖينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum bi ayati rabbihim yu'minun.

    Meal

    Rablerinin âyetlerine inananlar;

  59. Mü'minûn 23/59

    وَالَّذٖينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine hum bi rabbihim la yuşrikun.

    Meal

    Rablerine ortak tanımayanlar;

  60. Mü'minûn 23/60

    وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَٓا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَۙ

    Okunuş

    Vellezine yu'tune ma atev ve kulubuhum veciletun ennehum ila rabbihim raciun.

    Meal

    Verdiklerini, rablerine dönecekleri inancından dolayı kalpleri ürpererek verenler;

  61. Mü'minûn 23/61

    اُو۬لٰٓئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ

    Okunuş

    Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun.

    Meal

    İşte bunlar iyiliklere koşup, bu uğurda yarışırlar.

  62. Mü'minûn 23/62

    وَلَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Okunuş

    Ve la nukellifu nefsen illa vus'aha ve ledeyna kitabun yantıku bil hakkı ve hum la yuzlemun.

    Meal

    Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla yükümlü kılmayız. Katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır, onlara haksızlık edilmez.

  63. Mü'minûn 23/63

    بَلْ قُلُوبُهُمْ فٖي غَمْرَةٍ مِنْ هٰذَا وَلَهُمْ اَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ

    Okunuş

    Bel kulubuhum fi gamratin min haza ve lehum a'malun min duni zalike hum leha amilun.

    Meal

    Hayır! O inkârcıların kalpleri bu hususta tam bir bilgisizlik karanlığı içindedir, onların bunlar dışında da hep yapıp durdukları nice (kötü) işleri vardır.

  64. Mü'minûn 23/64

    حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذْنَا مُتْرَفٖيهِمْ بِالْعَذَابِ اِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَؕ

    Okunuş

    Hatta iza ehazna mutrafihim bil azabi iza hum yec'erun.

    Meal

    İçlerinden refah ve bolluk içinde olanları, sonunda cezalandırmaya başladığımızda bakarsın ki feryadı basarlar.

  65. Mü'minûn 23/65

    لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ

    Okunuş

    La tec'erul yevme innekum minna la tunsarun.

    Meal

    Bugün boşuna sızlanmayın! Çünkü siz, bizden yardım göremeyeceksiniz!

  66. Mü'minûn 23/66

    قَدْ كَانَتْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَۙ

    Okunuş

    Kad kanet ayati tutla aleykum fe kuntum ala a'kabikum tenkisun.

    Meal

    Bu ayetin meali 67. ayetle birlikte verilir.

  67. Mü'minûn 23/67

    مُسْتَكْبِرٖينَ بِهٖࣗ سَامِراً تَهْجُرُونَ

    Okunuş

    Mustekbirine bihi samiran tehcurun.

    Meal

    (66-67) Zira âyetlerimiz size okunurdu da arkanızı dönüp giderdiniz; gece sohbetleri yaparken büyüklük taslayarak onun hakkında hezeyanlar savururdunuz.

  68. Mü'minûn 23/68

    اَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ اَمْ جَٓاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ اٰبَٓاءَهُمُ الْاَوَّلٖينَؗ

    Okunuş

    E fe lem yeddebberul kavle em caehum ma lem ye'ti abaehumul evvelin.

    Meal

    Onlar bu söz (Kur’an) üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kendilerine, daha önce atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

  69. Mü'minûn 23/69

    اَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَؗ

    Okunuş

    Em lem ya'rifu resulehum fe hum lehu munkirun.

    Meal

    Yahut kendi peygamberlerini daha tanımadılar da, o yüzden mi onu inkâr ­ediyorlar?

  70. Mü'minûn 23/70

    اَمْ يَقُولُونَ بِهٖ جِنَّةٌؕ بَلْ جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ

    Okunuş

    Em yekulune bihi cinneh, bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun.

    Meal

    Veya onda bir çeşit cinnet bulunduğunu mu söylüyorlar? Bilâkis o, kendilerine gerçeği getirmiştir, ama onların çoğu gerçeği sevmiyorlar.

  71. Mü'minûn 23/71

    وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّؕ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَؕ

    Okunuş

    Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun.

    Meal

    Eğer hak onların keyfî arzularına uysaydı muhakkak ki gökler, yer ve bunlarda bulunanların düzeni bozulurdu. Hayır! Biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirmektedirler.

  72. Mü'minûn 23/72

    اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجاً فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌࣗ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ

    Okunuş

    Em tes'eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur razikin.

    Meal

    Sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun ki! (İstemezsin, çünkü) rabbinin vereceği karşılık daha hayırlıdır; O, rızık verenlerin en üstünüdür.

  73. Mü'minûn 23/73

    وَاِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

    Okunuş

    Ve inneke le ted'uhum ila sıratın mustakim.

    Meal

    Gerçek şu ki sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.

  74. Mü'minûn 23/74

    وَاِنَّ الَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ

    Okunuş

    Ve innellezine la yu'minune bil ahıreti anis sıratı le nakibun.

    Meal

    Âhirete inanmayanlar ise ısrarla yoldan sapmaktalar.

  75. Mü'minûn 23/75

    وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

    Okunuş

    Ve lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun.

    Meal

    Onlara merhamet edip de içine düştükleri sıkıntıyı gidersek yine de büyüklük taslayarak körü körüne taşkınlıklarını sürdürürler.

  76. Mü'minûn 23/76

    وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

    Okunuş

    Ve lekad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarreun.

    Meal

    Andolsun biz onları ağır sıkıntılara soktuk da yine rablerine boyun eğmediler, hâlâ da O’na yakarmıyorlar.

  77. Mü'minûn 23/77

    حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً ذَا عَذَابٍ شَدٖيدٍ اِذَا هُمْ فٖيهِ مُبْلِسُونَࣖ

    Okunuş

    Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisun.

    Meal

    En sonunda üzerlerine çok şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de görürsün ki onlar bu durumda tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşmüşlerdir.

  78. Mü'minûn 23/78

    وَهُوَ الَّـذٖٓي اَنْشَاَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَؕ قَلٖيلاً مَا تَشْكُرُونَ

    Okunuş

    Ve huvellezi enşee lekumus sem'a vel ebsara vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.

    Meal

    Sizi kulaklar, gözler ve akıllarla donatan O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

  79. Mü'minûn 23/79

    وَهُوَ الَّذٖي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Okunuş

    Ve huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun.

    Meal

    Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O’dur. Nihayet O’nun huzurunda ­toplanacaksınız.

  80. Mü'minûn 23/80

    وَهُوَ الَّذٖي يُحْـيٖ وَيُمٖيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Okunuş

    Ve huvellezi yuhyi ve yumitu ve lehuhtilaful leyli ven nehar, e fe la ta'kılun.

    Meal

    Yaşatan da öldüren de O’dur. Gece ile gündüzün yer değiştirmesi de O’nun eseridir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız?

  81. Mü'minûn 23/81

    بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ

    Okunuş

    Bel kalu misle ma kalel evvelun.

    Meal

    Buna rağmen onlar hâlâ eskilerin dediklerine benzer şeyler söylüyorlar.

  82. Mü'minûn 23/82

    قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Okunuş

    Kalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

    Meal

    Diyorlar ki: “Sahi biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken mi, yeniden mi diriltilecekmişiz?

  83. Mü'minûn 23/83

    لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا هٰذَا مِنْ قَبْلُ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ

    Okunuş

    Lekad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatirul evvelin.

    Meal

    Doğrusu daha önce de hem bize hem atalarımıza böyle bir vaadde bulunulmuştu. Ama bu, geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir.”

  84. Mü'minûn 23/84

    قُلْ لِمَنِ الْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهَٓا اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Kul li menil ardu ve men fiha in kuntum ta'lemun.

    Meal

    De ki: “Biliyorsanız söyleyin, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?”

  85. Mü'minûn 23/85

    سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    Okunuş

    Seyekulune lillah, kul e fe la tezekkerun.

    Meal

    “Allah’a” diyecekler. “O halde düşünmez misiniz?” de.

  86. Mü'minûn 23/86

    قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ

    Okunuş

    Kul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim.

    Meal

    “Peki yedi göğün rabbi, yüce arşın rabbi kimdir?” diye sor.

  87. Mü'minûn 23/87

    سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

    Okunuş

    Seyekulune lillah, kul e fe la tettekun.

    Meal

    “Bunların rabbi Allah’tır” diyecekler. “O halde Allah’a saygınız yok mu?” de.

  88. Mü'minûn 23/88

    قُلْ مَنْ بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجٖيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Kul men bi yedihi melekutu kulli şey'in ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemun.

    Meal

    “Biliyorsanız söyleyin, bütünüyle varlığın yönetimi elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?” de.

  89. Mü'minûn 23/89

    سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ فَاَنّٰى تُسْحَرُونَ

    Okunuş

    Seyekulune lillah, kul fe enna tusharun.

    Meal

    “Hepsi Allah’a aittir” diyecekler. “O zaman nasıl olup da böyle büyülenmiş gibi davranıyorsunuz?” de.

  90. Mü'minûn 23/90

    بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

    Okunuş

    Bel eteynahum bil hakkı ve innehum le kazibun.

    Meal

    Doğrusu biz onlara hakkı bildirdik, onlar ise kesinlikle yalancıdırlar.

  91. Mü'minûn 23/91

    مَا اتَّخَذَ اللّٰهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ اِذاً لَذَهَبَ كُلُّ اِلٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍؕ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ

    Okunuş

    Mettehazallahu min veledin ve ma kane meahu min ilahin izen le zehebe kullu ilahin bima halaka ve le ala ba'duhum ala ba'd, subhanallahi amma yasıfun.

    Meal

    Allah asla çocuk edinmemiştir. O’nunla beraber başka bir tanrı da yoktur; aksi taktirde her tanrı kendi yarattıklarını alıp bir tarafa çekilir ve mutlaka o tanrılardan biri diğerine baskın gelmeye çalışırdı. Doğrusu Allah o müşriklerin yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

  92. Mü'minûn 23/92

    عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَࣖ

    Okunuş

    Alimil gaybi veş şehadeti fe teala amma yuşrikun.

    Meal

    Allah görünmez âlemi de duyularla algılanan âlemi de bilmektedir. O, putperestlerin kendisine ortak saydığı şeylerden çok uzaktır.

  93. Mü'minûn 23/93

    قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّٖي مَا يُوعَدُونَۙ

    Okunuş

    Kul rabbi imma turiyenni ma yuadun.

    Meal

    De ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği hali bana göstereceksen;

  94. Mü'minûn 23/94

    رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنٖي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ

    Okunuş

    Rabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin.

    Meal

    Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma rabbim!”

  95. Mü'minûn 23/95

    وَاِنَّا عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ

    Okunuş

    Ve inna ala en nuriyeke ma neıduhum le kadirun.

    Meal

    (Resulüm!) Onları tehdit ettiğimiz durumu sana göstermeye elbette ki kādiriz.

  96. Mü'minûn 23/96

    اِدْفَعْ بِالَّتٖي هِيَ اَحْسَنُ السَّيِّئَةَؕ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

    Okunuş

    İdfa' billeti hiye ahsenus seyyieh, nahnu a'lemu bi ma yasıfun.

    Meal

    Sen kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Onların yakıştırdıkları şeyleri biz çok iyi biliyoruz.

  97. Mü'minûn 23/97

    وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِۙ

    Okunuş

    Ve kul rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin.

    Meal

    Ve de ki: “Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım.

  98. Mü'minûn 23/98

    وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ

    Okunuş

    Ve euzu bike rabbi en yahdurun.

    Meal

    Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim!”

  99. Mü'minûn 23/99

    حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِۙ

    Okunuş

    Hatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun.

    Meal

    Bu ayetin meali 100. ayetle birlikte verilir.

  100. Mü'minûn 23/100

    لَعَلّٖٓي اَعْمَلُ صَالِحاً فٖيمَا تَرَكْتُ كَلَّاؕ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاؕ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    Okunuş

    Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun.

    Meal

    (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

  101. Mü'minûn 23/101

    فَاِذَا نُفِـخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ

    Okunuş

    Fe iza nufiha fis suri fe la ensabe beynehum yevme izin ve la yetesaelun.

    Meal

    Sûra üflendiğinde artık ne aralarında akrabalık bağları kalacak ne de birbirlerine soru sorabilecekler!

  102. Mü'minûn 23/102

    فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

    Okunuş

    Fe men sekulet mevazinuhu fe ulaike humul muflihun.

    Meal

    O zaman kimlerin tartıları ağır gelirse işte bunlar kurtuluşa ermiş olacaklar.

  103. Mü'minûn 23/103

    وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فٖي جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ

    Okunuş

    Ve men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum fi cehenneme halidun.

    Meal

    Tartıları hafif gelenler ise kendilerini ziyan etmiş olanlardır. Onlar cehennemde ebedî kalacaklar.

  104. Mü'minûn 23/104

    تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فٖيهَا كَالِحُونَ

    Okunuş

    Telfehu vucuhehumun naru ve hum fiha kalihun.

    Meal

    Ateş yüzlerine vuracak, orada dudakları çekilmiş, dişleri görünür bir halde ­bulunacaklar.

  105. Mü'minûn 23/105

    اَلَمْ تَكُنْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ

    Okunuş

    E lem tekun ayati tutla aleykum fe kuntum biha tukezzibun.

    Meal

    Size âyetlerim okunurdu da onları yalanlardınız değil mi?

  106. Mü'minûn 23/106

    قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّٖينَ

    Okunuş

    Kalu rabbena galebet aleyna şıkvetuna ve kunna kavmen dallin.

    Meal

    Derler ki: “Rabbimiz! Kötü yanımıza yenildik; biz bir sapkınlar topluluğu olduk.

  107. Mü'minûn 23/107

    رَبَّـنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْهَا فَاِنْ عُدْنَا فَاِنَّا ظَالِمُونَ

    Okunuş

    Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun.

    Meal

    Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; eğer (çıkar da) bir daha eskiye dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.”

  108. Mü'minûn 23/108

    قَالَ اخْسَؤُ۫ا فٖيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

    Okunuş

    Kalahseu fiha ve la tukellimun.

    Meal

    Allah buyurur ki: “Yıkılın karşımdan! Ve artık bana bir şey söylemeyin!”

  109. Mü'minûn 23/109

    اِنَّهُ كَانَ فَرٖيقٌ مِنْ عِبَادٖي يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَۚ

    Okunuş

    İnnehu kane ferikun min ibadi yekulune rabbena amenna fagfir lena verhamna ve ente hayrur rahımin.

    Meal

    “Kullarım arasında, ‘Rabbimiz! Biz iman ettik; bizi affet, bize acı! Sen merhametlilerin en üstünüsün’ diyen bir kesim de şüphesiz vardı.

  110. Mü'minûn 23/110

    فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِياًّ حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْرٖي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ

    Okunuş

    Fettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun.

    Meal

    Ama siz (ey müşrikler), işte onları alaya aldınız; sonunda bu tutumunuz size beni hatırlamayı unutturdu. Hep gülerdiniz onlara.”

  111. Mü'minûn 23/111

    اِنّٖي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

    Okunuş

    İnni cezeytuhumul yevme bima saberu ennehum humul faizun.

    Meal

    “Bugün de ben onlara sabretmelerinin karşılığını veriyorum. Onlar hakikaten muratlarına ermişlerdir.”

  112. Mü'minûn 23/112

    قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْاَرْضِ عَدَدَ سِنٖينَ

    Okunuş

    Kale kem lebistum fil ardı adede sinin.

    Meal

    Allah, “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar.

  113. Mü'minûn 23/113

    قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ الْعَٓادّٖينَ

    Okunuş

    Kalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addin.

    Meal

    “Bir gün veya günün bir bölümü kadar kaldık; işte, saymakla görevli olanlara sor” derler.

  114. Mü'minûn 23/114

    قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَلٖيلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Kale in lebistum illa kalilen lev ennekum kuntum ta'lemun.

    Meal

    Allah buyurur: “Pek kısa bir süre kaldınız; keşke bunu (dünyada iken) bilmiş olsaydınız!”

  115. Mü'minûn 23/115

    اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

    Okunuş

    E fe hasibtum ennema halaknakum abesen ve ennekum ileyna la turceun.

    Meal

    Sizi sırf boş yere yarattığımızı ve sizin artık huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

  116. Mü'minûn 23/116

    فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرٖيمِ

    Okunuş

    Fe tealallahul melikul hakk, la ilahe illa hu, rabbul arşil kerim.

    Meal

    Gerçek egemenliğin sahibi olan Allah yüceler yücesidir. O’ndan başka tanrı yoktur. O, şerefli arşın sahibidir.

  117. Mü'minûn 23/117

    وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۙ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهٖۙ فَاِنَّمَا حِسَابُهُ عِنْدَ رَبِّهٖؕ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ

    Okunuş

    Ve men yed'u maallahi ilahen ahare la burhane lehu bihi fe innema hısabuhu inde rabbih, innehu la yuflihul kafirun.

    Meal

    Her kim Allah ile birlikte başka bir tanrıya taparsa -ki bu hususta hiçbir kanıtı olamaz- muhakkak surette o kişinin hesabı rabbinin katında görülecektir. Şu bir gerçektir ki inkârcılar iflah olmayacak!

  118. Mü'minûn 23/118

    وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ

    Okunuş

    Ve kul rabbigfir verham ve ente hayrur rahımin.

    Meal

    (Resulüm!) De ki: “Bağışla ve acı rabbim! Sen merhametlilerin üstünüsün.”

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Mü'minûn suresi hakkında sık sorulanlar

Mü'minûn suresi kaç ayettir?

Mü'minûn suresi 118 ayettir.

Mü'minûn suresi kaçıncı sayfada?

Mü'minûn, Kur'an-ı Kerim'in 23. suresidir. Diyanet mushafında 18. cüzde yer alır; 342. sayfada başlar, 349. sayfada biter.

Mü'minûn suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Mü'minûn suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Mü'minûn suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar