Mü'minûn Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali
Mü'minûn, Kur'an-ı Kerim'in 23. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 118 ayettir. Diyanet mushafında 18. cüzde , 342. sayfada başlar, 349. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.
- 23. sure
- Mekkî
- 118 ayet
- 18. cüz · sayfa 342–349
Mü'minûn suresinin Arapçası, okunuşu ve meali
Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
-
Mü'minûn 23/1
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ
OkunuşKad eflehal mu'minun.
MealMüminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir;
-
Mü'minûn 23/2
اَلَّذٖينَ هُمْ فٖي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ
OkunuşEllezine hum fi salatihim haşiun.
MealKi onlar, namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar;
-
Mü'minûn 23/3
وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ
OkunuşVellezine hum anil lagvi mu'ridun.
MealAnlamsız, yararsız söz ve davranışlardan uzak dururlar;
-
Mü'minûn 23/4
وَالَّذٖينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ
OkunuşVellezine hum liz zekati failun.
MealZekâtı verirler;
-
Mü'minûn 23/5
وَالَّذٖينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
OkunuşVellezine hum li furucihim hafizun.
Mealİffetlerini korurlar;
-
Mü'minûn 23/6
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومٖينَۚ
Okunuşİlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin.
MealSadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir.
-
Mü'minûn 23/7
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ
OkunuşFe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun.
MealAma her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır.
-
Mü'minûn 23/8
وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ
OkunuşVellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun.
MealYine o müminler emanetlerine ve ahidlerine sadakat gösterirler;
-
Mü'minûn 23/9
وَالَّذٖينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۘ
OkunuşVellezine hum ala salavatihim yuhafızun.
MealNamazlarını titizlikle eda ederler.
-
Mü'minûn 23/10
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَۙ
OkunuşUlaike humul varisun.
Mealİşte vâris olacaklar bunlardır;
-
Mü'minûn 23/11
اَلَّذٖينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَؕ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
OkunuşEllezine yerisunel firdevs, hum fiha halidun.
MealFirdevs cennetine vâris olacaklar ve orada onlar ebedî kalacaklardır.
-
Mü'minûn 23/12
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طٖينٍۚ
OkunuşVe lekad halaknal insane min sulaletin min tin.
MealGerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz;
-
Mü'minûn 23/13
ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فٖي قَرَارٍ مَكٖينٍۖ
OkunuşSumme cealnahu nutfeten fi kararin mekin.
MealSonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz.
-
Mü'minûn 23/14
ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَاماً فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْماًࣗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقاً اٰخَرَؕ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقٖينَؕ
OkunuşSumme halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel izame lahmen summe enşe'nahu halkan ahar, fe tebarekallahu ahsenul halikin.
MealArdından nutfeyi (döllenmiş yumurta) alakaya (rahimde asılıp beslenen embriyo) çeviriyor, alakayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihayet onu bambaşka bir varlık halinde inşa ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.
-
Mü'minûn 23/15
ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَؕ
OkunuşSumme innekum ba'de zalike le meyyitun.
MealSonra siz bunun ardından mutlaka öleceksiniz.
-
Mü'minûn 23/16
ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ
OkunuşSumme innekum yevmel kıyameti tub'asun.
MealSonra da kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
-
Mü'minûn 23/17
وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَࣗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلٖينَ
OkunuşVe lekad halakna fevkakum seb'a taraika ve ma kunna anil halkı gafilin.
MealAndolsun biz üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratılanlardan habersiz değiliz.
-
Mü'minûn 23/18
وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِࣗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِهٖ لَقَادِرُونَۚ
OkunuşVe enzelna mines semai maen bi kaderin fe eskennahu fil ardı ve inna ala zehabin bihi le kadirun.
MealGökten uygun ölçüde su indirir, onu arzda tutarız. Kuşkusuz bizim onu gidermeye de gücümüz yeter.
-
Mü'minûn 23/19
فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهٖ جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍۘ لَكُمْ فٖيهَا فَوَاكِهُ۬ كَثٖيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ
OkunuşFe enşe'na lekum bihi cennatin min nahilin ve a'nab, lekum fiha fevakihu kesiretun ve minha te'kulun.
MealBu ayetin meali 20. ayetle birlikte verilir.
-
Mü'minûn 23/20
وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِلٖينَ
OkunuşVe şecereten tahrucu min turi seynae tenbutu bid duhni ve sıbgın lil akilin.
Meal(19-20) O su sayesinde sizin için, çok sayıda meyvelerin bulunduğu, yiyip beslendiğiniz hurma bahçeleri, üzüm bağları; kezâ Sînâ dağında yetişen, hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık veren bir ağaç (zeytin ağacı) meydana getiririz.
-
Mü'minûn 23/21
وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةًؕ نُسْقٖيكُمْ مِمَّا فٖي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فٖيهَا مَنَافِعُ كَثٖيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ
OkunuşVe inne lekum fil en'ami le ibreh, nuskikum mimma fi butuniha ve lekum fiha menafiu kesiretun ve minha te'kulun.
MealSizin için hayvanlarda da alınacak ders vardır. Size onların karınlarında oluşan nesneden içiriyoruz; onlardan sağladığınız başka birçok fayda da var, onlardan yiyecek sağlıyorsunuz.
-
Mü'minûn 23/22
وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَࣖ
OkunuşVe aleyha ve alel fulki tuhmelun.
MealOnların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
-
Mü'minûn 23/23
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِهٖ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَ
OkunuşVe lekad erselna nuhan ila kavmihi fe kale ya kavmi' budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.
MealAndolsun ki Nûh’u da kavmine gönderdik de, “Ey kavmim!” dedi, “Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka bir tanrınız yoktur. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz?”
-
Mü'minûn 23/24
فَقَالَ الْمَلَؤُا الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهٖ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يُرٖيدُ اَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْؕ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةًۚ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فٖٓي اٰبَٓائِنَا الْاَوَّلٖينَۚ
OkunuşFe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma haza illa beşerun mıslukum yuridu en yetefaddale aleykum, ve lev şaallahu le enzele melaikeh, ma semi'na bi haza fi abainel evvelin.
MealKavminin inkâra sapmış ileri gelenleri dediler ki: “Bu adam, size üstünlük kurmak isteyen, sadece sizin gibi sıradan bir insandır. Eğer Allah (elçi göndermek) isteseydi herhalde bir melek gönderirdi. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey duymadık.
-
Mü'minûn 23/25
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِهٖ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهٖ حَتّٰى حٖينٍ
Okunuşİn huve illa raculun bihi cinnetun fe terabbasu bihi hatta hin.
MealBu adam olsa olsa cin çarpmış biridir; bir süre onu gözetim altında tutun.”
-
Mü'minûn 23/26
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي بِمَا كَذَّبُونِ
OkunuşKale rabbinsurni bima kezzebun.
MealNûh, “Rabbim! Bunların beni yalancılıkla suçlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.
-
Mü'minûn 23/27
فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ فٖيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْنٖي فِي الَّذٖينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ
OkunuşFe evhayna ileyhi enısnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve faret tennuru fesluk fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrakun.
MealBunun üzerine ona şöyle vahyettik: “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Buyruğumuz geldiğinde sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten birer çift hayvan ile kendileri aleyhinde hüküm kesinleşmiş olanların dışındaki aileni gemiye al; ama o haksızlığa sapmış olanlar konusunda sakın bana bir şey söyleme! Onlar kesinlikle boğulacaklar!
-
Mü'minûn 23/28
فَاِذَا اسْتَوَيْتَ اَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
OkunuşFe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillahillezi neccana minel kavmiz zalimin.
MealYanındakilerle birlikte sen de gemiye yerleştiğinde, ‘Bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamdolsun!’ de.
-
Mü'minûn 23/29
وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْنٖي مُنْزَلاً مُبَارَكاً وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلٖينَ
OkunuşVe kul rabbi enzilni munzelen mubareken ve ente hayrul munzilin.
MealYine de ki: ‘Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; en uygun şekilde indirip yerleştiren sensin.’
-
Mü'minûn 23/30
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ وَاِنْ كُنَّا لَمُبْتَلٖينَ
Okunuşİnne fi zalike le ayatin ve in kunna le mubtelin.
MealKuşkusuz bu anlatılanlarda ibretler vardır; muhakkak ki biz bunlarla insanları sınarız.
-
Mü'minûn 23/31
ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَرٖينَۚ
OkunuşSumme enşe'na min ba'dihim karnen aharin.
MealSonra onların ardından başka bir nesil meydana getirdik.
-
Mü'minûn 23/32
فَاَرْسَلْنَا فٖيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُؕ اَفَلَا تَتَّقُونَࣖ
OkunuşFe erselna fihim resulen minhum eni'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, e fe la tettekun.
MealBunların arasından da kendilerine, “Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz?” diyen bir elçi gönderdik.
-
Mü'minûn 23/33
وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ الْاٰخِرَةِ وَاَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ مَا هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۙ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ
OkunuşVe kalel meleu min kavmihillezine keferu ve kezzebu bi likail ahıreti ve etrafnahum fil hayatid dunya ma haza illa beşerun mislukum ye'kulu mimma te'kulune minhu yeşrebu mimma teşrabun.
MealBu elçinin kavminden olup da inkâra sapan, âhirete ulaşmayı yalan sayan, dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz hatırlı kişiler halka şöyle dediler: “Bu da olsa olsa sizin gibi sıradan bir insan. Sizin yediğinizden yemekte, içtiğinizden içmektedir.
-
Mü'minûn 23/34
وَلَئِنْ اَطَعْتُمْ بَشَراً مِثْلَكُمْ اِنَّكُمْ اِذاً لَخَاسِرُونَ
OkunuşVe lein eta'tum beşeren mislekum innekum izen le hasirun.
MealSizin gibi sıradan bir insana uyacak olursanız o zaman herhalde kaybedenlerden olursunuz.
-
Mü'minûn 23/35
اَيَعِدُكُمْ اَنَّكُمْ اِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَاباً وَعِظَاماً اَنَّكُمْ مُخْرَجُونَۖ
OkunuşE yaıdukum ennekum iza mittum ve kuntum turaben ve izamen ennekum muhracun.
MealO size, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken tekrar hayat alanına çıkarılacağınızı mı söylüyor?
-
Mü'minûn 23/36
هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ
OkunuşHeyhate heyhate lima tuadun.
MealBu size söylenenler gerçek olmaktan çok çok uzak!
-
Mü'minûn 23/37
اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثٖينَۖ
Okunuşİn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin.
MealGerçek olan sadece şu yaşadığımız dünya hayatıdır. Ölür ve yaşarız. Bir daha da diriltilecek değiliz.
-
Mü'minûn 23/38
اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌۨ افْـتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنٖينَ
Okunuşİn huve illa raculuniftera alallahi keziben ve ma nahnu lehu bi mu'minin.
MealO, Allah hakkında sadece yalanlar düzüp koşan bir adamdır. Biz ona inanmıyoruz.”
-
Mü'minûn 23/39
قَالَ رَبِّ انْصُرْنٖي بِمَا كَذَّبُونِ
OkunuşKale rabbinsurni bima kezzebun.
MealO peygamber şöyle dedi: “Rabbim! Bunların beni yalancılıkla suçlamalarına karşı bana yardım et!”
-
Mü'minûn 23/40
قَالَ عَمَّا قَلٖيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمٖينَۚ
OkunuşKale amma kalilin le yusbihunne nadimin.
MealAllah buyurdu ki: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”
-
Mü'minûn 23/41
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَٓاءًۚ فَبُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
OkunuşFe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gusaen, fe bu'den lil kavmiz zalimin.
MealNitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!
-
Mü'minûn 23/42
ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُوناً اٰخَرٖينَؕ
OkunuşSumme enşe'na min ba'dihim kurunen aharin.
MealSonra onların ardından başka başka nesiller getirdik.
-
Mü'minûn 23/43
مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَؕ
OkunuşMa tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.
MealHiçbir ümmet kendi ecelinin ne önüne geçebilir ne de (ondan) sonraya kalabilir.
-
Mü'minûn 23/44
ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاؕ كُلَّمَا جَٓاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضاً وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَادٖيثَۚ فَبُعْداً لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ
OkunuşSumme erselna rusulena tetra, kullema cae ummeten resuluha kezzebuhu fe etba'na ba'dahum ba'dan ve cealnahum ehadis, fe bu'den li kavmin la yu'minun.
MealSonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik. Her bir ümmete kendi peygamberi geldikçe hep onu yalancılıkla suçladılar; biz de onları birbiri peşinden tarihe gömdük, onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. İnanmayanların cehenneme kadar yolu var!
-
Mü'minûn 23/45
ثُمَّ اَرْسَلْنَا مُوسٰى وَاَخَاهُ هٰرُونَ بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبٖينٍۙ
OkunuşSumme erselna musa ve ehahu harune bi ayatina ve sultanin mubin.
MealBu ayetin meali 46. ayetle birlikte verilir.
-
Mü'minûn 23/46
اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهٖ فَاسْتَكْـبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً عَالٖينَۚ
Okunuşİla fir'avne ve meleihi festekberu ve kanu kavmen alin.
Meal(45-46) Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u, âyetlerimizle ve apaçık bir delil ile Firavun’a ve onun önde gelen adamlarına gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Zaten onlar herkese tepeden bakan bir topluluktu.
-
Mü'minûn 23/47
فَقَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَۚ
OkunuşFe kalu e nu'minu li beşereyni mislina ve kavmuhuma lena abidun.
MealNitekim şöyle dediler: “Soydaşları bize kölelik ederlerken bizden farklı olmayan bu iki adama mı inanacağız!”
-
Mü'minûn 23/48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكٖينَ
OkunuşFe kezzebuhuma fe kanu minel muhlekin.
MealBöylece onları yalancılıkla itham ettiler, sonuçta helâk edilenler arasına onlar da katıldı.
-
Mü'minûn 23/49
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
OkunuşVe lekad ateyna musel kitabe leallehum yehtedun.
MealGerçek şu ki, belki İsrâiloğulları yollarını düzeltirler diye Mûsâ’ya kitabı vermiştik.
-
Mü'minûn 23/50
وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعٖينٍࣖ
OkunuşVe cealnebne meryeme ve ummehu ayeten ve aveynahuma ila rabvetin zati kararin ve main.
MealMeryem oğlu ile annesini de bir mûcize yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.
-
Mü'minûn 23/51
يَٓا اَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحاًؕ اِنّٖي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلٖيمٌؕ
OkunuşYa eyyuher rusulu kulu minet tayyibati va'melu saliha, inni bima ta'melune alim.
MealEy peygamberler! Tertemiz nimetlerden yiyip için, güzel işler yapın. Kuşkusuz ben yaptıklarınızı eksiksiz bilmekteyim.
-
Mü'minûn 23/52
وَاِنَّ هٰذِهٖٓ اُمَّتُكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَاَنَا۬ رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ
OkunuşVe inne hazihi ummetukum ummeten vahıdeten ve ene rabbukum fettekun.
MealBiliniz ki, sizin şu ümmetiniz bir tek ümmettir, ben de sizin rabbinizim. Onun için yolumdan çıkmaktan sakının.
-
Mü'minûn 23/53
فَـتَقَطَّـعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُراًؕ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
OkunuşFe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.
MealAma insanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.
-
Mü'minûn 23/54
فَذَرْهُمْ فٖي غَمْرَتِهِمْ حَتّٰى حٖينٍ
OkunuşFe zerhum fi gamratihim hatta hin.
MealŞimdi sen onları bir süre için gaflet ve dalâletleri içinde kendi hallerine bırak!
-
Mü'minûn 23/55
اَيَحْسَبُونَ اَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهٖ مِنْ مَالٍ وَبَنٖينَۙ
OkunuşE yahsebune ennema numidduhum bihi min malin ve benin.
MealBu ayetin meali 56. ayetle birlikte verilir.
-
Mü'minûn 23/56
نُسَارِ عُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِؕ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ
OkunuşNusariu lehum fil hayrat bel la yeş'urun.
Meal(55-56) Sanıyorlar mı ki, onlara mal ve evlâtlar verirken yalnızca iyilikleri için çırpınıyoruz! Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
-
Mü'minûn 23/57
اِنَّ الَّذٖينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۙ
Okunuşİnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun.
MealRablerine olan derin saygılarından dolayı sorumlu davrananlar;
-
Mü'minûn 23/58
وَالَّذٖينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ
OkunuşVellezine hum bi ayati rabbihim yu'minun.
MealRablerinin âyetlerine inananlar;
-
Mü'minûn 23/59
وَالَّذٖينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَۙ
OkunuşVellezine hum bi rabbihim la yuşrikun.
MealRablerine ortak tanımayanlar;
-
Mü'minûn 23/60
وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَٓا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَۙ
OkunuşVellezine yu'tune ma atev ve kulubuhum veciletun ennehum ila rabbihim raciun.
MealVerdiklerini, rablerine dönecekleri inancından dolayı kalpleri ürpererek verenler;
-
Mü'minûn 23/61
اُو۬لٰٓئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ
OkunuşUlaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun.
Mealİşte bunlar iyiliklere koşup, bu uğurda yarışırlar.
-
Mü'minûn 23/62
وَلَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
OkunuşVe la nukellifu nefsen illa vus'aha ve ledeyna kitabun yantıku bil hakkı ve hum la yuzlemun.
MealBiz hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla yükümlü kılmayız. Katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır, onlara haksızlık edilmez.
-
Mü'minûn 23/63
بَلْ قُلُوبُهُمْ فٖي غَمْرَةٍ مِنْ هٰذَا وَلَهُمْ اَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ
OkunuşBel kulubuhum fi gamratin min haza ve lehum a'malun min duni zalike hum leha amilun.
MealHayır! O inkârcıların kalpleri bu hususta tam bir bilgisizlik karanlığı içindedir, onların bunlar dışında da hep yapıp durdukları nice (kötü) işleri vardır.
-
Mü'minûn 23/64
حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذْنَا مُتْرَفٖيهِمْ بِالْعَذَابِ اِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَؕ
OkunuşHatta iza ehazna mutrafihim bil azabi iza hum yec'erun.
Mealİçlerinden refah ve bolluk içinde olanları, sonunda cezalandırmaya başladığımızda bakarsın ki feryadı basarlar.
-
Mü'minûn 23/65
لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ
OkunuşLa tec'erul yevme innekum minna la tunsarun.
MealBugün boşuna sızlanmayın! Çünkü siz, bizden yardım göremeyeceksiniz!
-
Mü'minûn 23/66
قَدْ كَانَتْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَۙ
OkunuşKad kanet ayati tutla aleykum fe kuntum ala a'kabikum tenkisun.
MealBu ayetin meali 67. ayetle birlikte verilir.
-
Mü'minûn 23/67
مُسْتَكْبِرٖينَ بِهٖࣗ سَامِراً تَهْجُرُونَ
OkunuşMustekbirine bihi samiran tehcurun.
Meal(66-67) Zira âyetlerimiz size okunurdu da arkanızı dönüp giderdiniz; gece sohbetleri yaparken büyüklük taslayarak onun hakkında hezeyanlar savururdunuz.
-
Mü'minûn 23/68
اَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ اَمْ جَٓاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ اٰبَٓاءَهُمُ الْاَوَّلٖينَؗ
OkunuşE fe lem yeddebberul kavle em caehum ma lem ye'ti abaehumul evvelin.
MealOnlar bu söz (Kur’an) üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kendilerine, daha önce atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
-
Mü'minûn 23/69
اَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَؗ
OkunuşEm lem ya'rifu resulehum fe hum lehu munkirun.
MealYahut kendi peygamberlerini daha tanımadılar da, o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
-
Mü'minûn 23/70
اَمْ يَقُولُونَ بِهٖ جِنَّةٌؕ بَلْ جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ
OkunuşEm yekulune bihi cinneh, bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun.
MealVeya onda bir çeşit cinnet bulunduğunu mu söylüyorlar? Bilâkis o, kendilerine gerçeği getirmiştir, ama onların çoğu gerçeği sevmiyorlar.
-
Mü'minûn 23/71
وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّؕ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَؕ
OkunuşVe levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun.
MealEğer hak onların keyfî arzularına uysaydı muhakkak ki gökler, yer ve bunlarda bulunanların düzeni bozulurdu. Hayır! Biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirmektedirler.
-
Mü'minûn 23/72
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجاً فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌࣗ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقٖينَ
OkunuşEm tes'eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur razikin.
MealSen onlardan bir karşılık mı istiyorsun ki! (İstemezsin, çünkü) rabbinin vereceği karşılık daha hayırlıdır; O, rızık verenlerin en üstünüdür.
-
Mü'minûn 23/73
وَاِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ
OkunuşVe inneke le ted'uhum ila sıratın mustakim.
MealGerçek şu ki sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
-
Mü'minûn 23/74
وَاِنَّ الَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ
OkunuşVe innellezine la yu'minune bil ahıreti anis sıratı le nakibun.
MealÂhirete inanmayanlar ise ısrarla yoldan sapmaktalar.
-
Mü'minûn 23/75
وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا فٖي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
OkunuşVe lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun.
MealOnlara merhamet edip de içine düştükleri sıkıntıyı gidersek yine de büyüklük taslayarak körü körüne taşkınlıklarını sürdürürler.
-
Mü'minûn 23/76
وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
OkunuşVe lekad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarreun.
MealAndolsun biz onları ağır sıkıntılara soktuk da yine rablerine boyun eğmediler, hâlâ da O’na yakarmıyorlar.
-
Mü'minûn 23/77
حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً ذَا عَذَابٍ شَدٖيدٍ اِذَا هُمْ فٖيهِ مُبْلِسُونَࣖ
OkunuşHatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedidin iza hum fihi mublisun.
MealEn sonunda üzerlerine çok şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de görürsün ki onlar bu durumda tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşmüşlerdir.
-
Mü'minûn 23/78
وَهُوَ الَّـذٖٓي اَنْشَاَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَؕ قَلٖيلاً مَا تَشْكُرُونَ
OkunuşVe huvellezi enşee lekumus sem'a vel ebsara vel ef'ideh, kalilen ma teşkurun.
MealSizi kulaklar, gözler ve akıllarla donatan O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz!
-
Mü'minûn 23/79
وَهُوَ الَّذٖي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
OkunuşVe huvellezi zereekum fil ardı ve ileyhi tuhşerun.
MealSizi yeryüzünde yaratıp yayan da O’dur. Nihayet O’nun huzurunda toplanacaksınız.
-
Mü'minûn 23/80
وَهُوَ الَّذٖي يُحْـيٖ وَيُمٖيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِؕ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
OkunuşVe huvellezi yuhyi ve yumitu ve lehuhtilaful leyli ven nehar, e fe la ta'kılun.
MealYaşatan da öldüren de O’dur. Gece ile gündüzün yer değiştirmesi de O’nun eseridir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız?
-
Mü'minûn 23/81
بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْاَوَّلُونَ
OkunuşBel kalu misle ma kalel evvelun.
MealBuna rağmen onlar hâlâ eskilerin dediklerine benzer şeyler söylüyorlar.
-
Mü'minûn 23/82
قَالُٓوا ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
OkunuşKalu e iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.
MealDiyorlar ki: “Sahi biz, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken mi, yeniden mi diriltilecekmişiz?
-
Mü'minûn 23/83
لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا هٰذَا مِنْ قَبْلُ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ
OkunuşLekad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatirul evvelin.
MealDoğrusu daha önce de hem bize hem atalarımıza böyle bir vaadde bulunulmuştu. Ama bu, geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
-
Mü'minûn 23/84
قُلْ لِمَنِ الْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهَٓا اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
OkunuşKul li menil ardu ve men fiha in kuntum ta'lemun.
MealDe ki: “Biliyorsanız söyleyin, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?”
-
Mü'minûn 23/85
سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
OkunuşSeyekulune lillah, kul e fe la tezekkerun.
Meal“Allah’a” diyecekler. “O halde düşünmez misiniz?” de.
-
Mü'minûn 23/86
قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ
OkunuşKul men rabbus semavatis seb'ı ve rabbul arşil azim.
Meal“Peki yedi göğün rabbi, yüce arşın rabbi kimdir?” diye sor.
-
Mü'minûn 23/87
سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ
OkunuşSeyekulune lillah, kul e fe la tettekun.
Meal“Bunların rabbi Allah’tır” diyecekler. “O halde Allah’a saygınız yok mu?” de.
-
Mü'minûn 23/88
قُلْ مَنْ بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجٖيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
OkunuşKul men bi yedihi melekutu kulli şey'in ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta'lemun.
Meal“Biliyorsanız söyleyin, bütünüyle varlığın yönetimi elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?” de.
-
Mü'minûn 23/89
سَيَقُولُونَ لِلّٰهِؕ قُلْ فَاَنّٰى تُسْحَرُونَ
OkunuşSeyekulune lillah, kul fe enna tusharun.
Meal“Hepsi Allah’a aittir” diyecekler. “O zaman nasıl olup da böyle büyülenmiş gibi davranıyorsunuz?” de.
-
Mü'minûn 23/90
بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
OkunuşBel eteynahum bil hakkı ve innehum le kazibun.
MealDoğrusu biz onlara hakkı bildirdik, onlar ise kesinlikle yalancıdırlar.
-
Mü'minûn 23/91
مَا اتَّخَذَ اللّٰهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ اِذاً لَذَهَبَ كُلُّ اِلٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍؕ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ
OkunuşMettehazallahu min veledin ve ma kane meahu min ilahin izen le zehebe kullu ilahin bima halaka ve le ala ba'duhum ala ba'd, subhanallahi amma yasıfun.
MealAllah asla çocuk edinmemiştir. O’nunla beraber başka bir tanrı da yoktur; aksi taktirde her tanrı kendi yarattıklarını alıp bir tarafa çekilir ve mutlaka o tanrılardan biri diğerine baskın gelmeye çalışırdı. Doğrusu Allah o müşriklerin yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
-
Mü'minûn 23/92
عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَࣖ
OkunuşAlimil gaybi veş şehadeti fe teala amma yuşrikun.
MealAllah görünmez âlemi de duyularla algılanan âlemi de bilmektedir. O, putperestlerin kendisine ortak saydığı şeylerden çok uzaktır.
-
Mü'minûn 23/93
قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّٖي مَا يُوعَدُونَۙ
OkunuşKul rabbi imma turiyenni ma yuadun.
MealDe ki: “Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği hali bana göstereceksen;
-
Mü'minûn 23/94
رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنٖي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
OkunuşRabbi fe la tec'alni fil kavmiz zalimin.
MealBu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma rabbim!”
-
Mü'minûn 23/95
وَاِنَّا عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ
OkunuşVe inna ala en nuriyeke ma neıduhum le kadirun.
Meal(Resulüm!) Onları tehdit ettiğimiz durumu sana göstermeye elbette ki kādiriz.
-
Mü'minûn 23/96
اِدْفَعْ بِالَّتٖي هِيَ اَحْسَنُ السَّيِّئَةَؕ نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
Okunuşİdfa' billeti hiye ahsenus seyyieh, nahnu a'lemu bi ma yasıfun.
MealSen kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Onların yakıştırdıkları şeyleri biz çok iyi biliyoruz.
-
Mü'minûn 23/97
وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطٖينِۙ
OkunuşVe kul rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin.
MealVe de ki: “Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım.
-
Mü'minûn 23/98
وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ
OkunuşVe euzu bike rabbi en yahdurun.
MealOnların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim!”
-
Mü'minûn 23/99
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِۙ
OkunuşHatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun.
MealBu ayetin meali 100. ayetle birlikte verilir.
-
Mü'minûn 23/100
لَعَلّٖٓي اَعْمَلُ صَالِحاً فٖيمَا تَرَكْتُ كَلَّاؕ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاؕ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
OkunuşLealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun.
Meal(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
-
Mü'minûn 23/101
فَاِذَا نُفِـخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ
OkunuşFe iza nufiha fis suri fe la ensabe beynehum yevme izin ve la yetesaelun.
MealSûra üflendiğinde artık ne aralarında akrabalık bağları kalacak ne de birbirlerine soru sorabilecekler!
-
Mü'minûn 23/102
فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
OkunuşFe men sekulet mevazinuhu fe ulaike humul muflihun.
MealO zaman kimlerin tartıları ağır gelirse işte bunlar kurtuluşa ermiş olacaklar.
-
Mü'minûn 23/103
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فٖي جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ
OkunuşVe men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum fi cehenneme halidun.
MealTartıları hafif gelenler ise kendilerini ziyan etmiş olanlardır. Onlar cehennemde ebedî kalacaklar.
-
Mü'minûn 23/104
تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فٖيهَا كَالِحُونَ
OkunuşTelfehu vucuhehumun naru ve hum fiha kalihun.
MealAteş yüzlerine vuracak, orada dudakları çekilmiş, dişleri görünür bir halde bulunacaklar.
-
Mü'minûn 23/105
اَلَمْ تَكُنْ اٰيَاتٖي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ
OkunuşE lem tekun ayati tutla aleykum fe kuntum biha tukezzibun.
MealSize âyetlerim okunurdu da onları yalanlardınız değil mi?
-
Mü'minûn 23/106
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّٖينَ
OkunuşKalu rabbena galebet aleyna şıkvetuna ve kunna kavmen dallin.
MealDerler ki: “Rabbimiz! Kötü yanımıza yenildik; biz bir sapkınlar topluluğu olduk.
-
Mü'minûn 23/107
رَبَّـنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْهَا فَاِنْ عُدْنَا فَاِنَّا ظَالِمُونَ
OkunuşRabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun.
MealRabbimiz! Bizi buradan çıkar; eğer (çıkar da) bir daha eskiye dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.”
-
Mü'minûn 23/108
قَالَ اخْسَؤُ۫ا فٖيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
OkunuşKalahseu fiha ve la tukellimun.
MealAllah buyurur ki: “Yıkılın karşımdan! Ve artık bana bir şey söylemeyin!”
-
Mü'minûn 23/109
اِنَّهُ كَانَ فَرٖيقٌ مِنْ عِبَادٖي يَقُولُونَ رَبَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَۚ
Okunuşİnnehu kane ferikun min ibadi yekulune rabbena amenna fagfir lena verhamna ve ente hayrur rahımin.
Meal“Kullarım arasında, ‘Rabbimiz! Biz iman ettik; bizi affet, bize acı! Sen merhametlilerin en üstünüsün’ diyen bir kesim de şüphesiz vardı.
-
Mü'minûn 23/110
فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِياًّ حَتّٰٓى اَنْسَوْكُمْ ذِكْرٖي وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ
OkunuşFettehaztumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikri ve kuntum minhum tadhakun.
MealAma siz (ey müşrikler), işte onları alaya aldınız; sonunda bu tutumunuz size beni hatırlamayı unutturdu. Hep gülerdiniz onlara.”
-
Mü'minûn 23/111
اِنّٖي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Okunuşİnni cezeytuhumul yevme bima saberu ennehum humul faizun.
Meal“Bugün de ben onlara sabretmelerinin karşılığını veriyorum. Onlar hakikaten muratlarına ermişlerdir.”
-
Mü'minûn 23/112
قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْاَرْضِ عَدَدَ سِنٖينَ
OkunuşKale kem lebistum fil ardı adede sinin.
MealAllah, “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar.
-
Mü'minûn 23/113
قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ الْعَٓادّٖينَ
OkunuşKalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addin.
Meal“Bir gün veya günün bir bölümü kadar kaldık; işte, saymakla görevli olanlara sor” derler.
-
Mü'minûn 23/114
قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَلٖيلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
OkunuşKale in lebistum illa kalilen lev ennekum kuntum ta'lemun.
MealAllah buyurur: “Pek kısa bir süre kaldınız; keşke bunu (dünyada iken) bilmiş olsaydınız!”
-
Mü'minûn 23/115
اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ
OkunuşE fe hasibtum ennema halaknakum abesen ve ennekum ileyna la turceun.
MealSizi sırf boş yere yarattığımızı ve sizin artık huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
-
Mü'minûn 23/116
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرٖيمِ
OkunuşFe tealallahul melikul hakk, la ilahe illa hu, rabbul arşil kerim.
MealGerçek egemenliğin sahibi olan Allah yüceler yücesidir. O’ndan başka tanrı yoktur. O, şerefli arşın sahibidir.
-
Mü'minûn 23/117
وَمَنْ يَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۙ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهٖۙ فَاِنَّمَا حِسَابُهُ عِنْدَ رَبِّهٖؕ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
OkunuşVe men yed'u maallahi ilahen ahare la burhane lehu bihi fe innema hısabuhu inde rabbih, innehu la yuflihul kafirun.
MealHer kim Allah ile birlikte başka bir tanrıya taparsa -ki bu hususta hiçbir kanıtı olamaz- muhakkak surette o kişinin hesabı rabbinin katında görülecektir. Şu bir gerçektir ki inkârcılar iflah olmayacak!
-
Mü'minûn 23/118
وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمٖينَ
OkunuşVe kul rabbigfir verham ve ente hayrur rahımin.
Meal(Resulüm!) De ki: “Bağışla ve acı rabbim! Sen merhametlilerin üstünüsün.”
Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).
Mü'minûn suresi hakkında sık sorulanlar
Mü'minûn suresi kaç ayettir?
Mü'minûn suresi 118 ayettir.
Mü'minûn suresi kaçıncı sayfada?
Mü'minûn, Kur'an-ı Kerim'in 23. suresidir. Diyanet mushafında 18. cüzde yer alır; 342. sayfada başlar, 349. sayfada biter.
Mü'minûn suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Mü'minûn suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.