İstanbul Akşam 18:14

16 Cemaziyelevvel 1448 Destek

36. sure · Kur'an-ı Kerim

Yâsîn Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

Yâsîn, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 83 ayettir. Diyanet mushafında 22. cüzde başlar, 23. cüzde biter ; 440. sayfada başlar, 445. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.

  • Kaynak: Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisi
  • Son güncelleme:
  • 36. sure
  • Mekkî
  • 83 ayet
  • 22–23. cüz · sayfa 440–445

Yâsîn suresinin Arapçası, okunuşu ve meali

Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  1. Yâsîn 36/1

    يٰسٓؕ

    Okunuş

    Ya sin.

    Meal

    Yâ-sîn.

  2. Yâsîn 36/2

    وَالْقُرْاٰنِ الْحَكٖيمِۙ

    Okunuş

    Vel kur'anil hakim.

    Meal

    Bu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.

  3. Yâsîn 36/3

    اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۙ

    Okunuş

    İnneke leminel murselin.

    Meal

    Bu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.

  4. Yâsîn 36/4

    عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍؕ

    Okunuş

    Ala sıratın mustekim.

    Meal

    (2-4) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen kesinlikle dosdoğru bir yolda yürümek üzere gönderilmiş peygamberlerden birisin.

  5. Yâsîn 36/5

    تَنْزٖيلَ الْعَزٖيزِ الرَّحٖيمِۙ

    Okunuş

    Tenzilel azizir rahim.

    Meal

    Bu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.

  6. Yâsîn 36/6

    لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ

    Okunuş

    Li tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun.

    Meal

    (5-6) (Bu kitap) aziz ve rahmeti bol olan Allah tarafından, ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde bulunan bir toplumu uyarasın diye indirilmiştir.

  7. Yâsîn 36/7

    لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Okunuş

    Lekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun.

    Meal

    Andolsun ki onların çoğu hakkında o söz (azap) gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmeyecekler.

  8. Yâsîn 36/8

    اِنَّا جَعَلْنَا فٖٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ

    Okunuş

    İnna cealna fi a'nakıhim aglalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun.

    Meal

    Biz onların boyunlarına çenelerine kadar dayanan halkalar geçirdik, bu yüzden kafaları yukarı kalkık durmaktadır.

  9. Yâsîn 36/9

    وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدٖيهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    Okunuş

    Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun.

    Meal

    Onların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; onlar artık göremezler.

  10. Yâsîn 36/10

    وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Okunuş

    Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.

    Meal

    Kendilerini uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.

  11. Yâsîn 36/11

    اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ

    Okunuş

    İnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim.

    Meal

    Sen ancak o zikre uyanı ve görmediği halde rahmândan korkanı uyarabilirsin. İşte böylesini hem bir af hem de değerli bir ödülle müjdele.

  12. Yâsîn 36/12

    اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْؕ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فٖٓي اِمَامٍ مُبٖينٍࣖ

    Okunuş

    İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin.

    Meal

    Şüphesiz ölüleri diriltecek olan biziz. Onların gelecek için yaptıkları her şeyi ve bıraktıkları her izi de yazıyoruz; aslında biz her şeyi apaçık bir ana kitaba ­kaydetmekteyiz.

  13. Yâsîn 36/13

    وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۘ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ

    Okunuş

    Vadrıb lehum meselen ashabel karyeh, iz cae hel murselun.

    Meal

    Onlara mâlûm şehir halkını örnek göster. Oraya elçiler gelmişti.

  14. Yâsîn 36/14

    اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ

    Okunuş

    İz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun.

    Meal

    Biz kendilerine iki kişi göndermiştik ama ikisini de yalancılıkla itham ettiler. Bunun üzerine bir üçüncüyle destekledik. Onlar “Biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.

  15. Yâsîn 36/15

    قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ

    Okunuş

    Kalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun.

    Meal

    Diğerleri ise şöyle karşılık verdiler: “Siz de ancak bizler gibi insanlarsınız. Hem rahmân herhangi bir şey indirmiş değil; siz sadece yalan söylüyorsunuz!”

  16. Yâsîn 36/16

    قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

    Okunuş

    Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun.

    Meal

    “Rabbimiz biliyor ki” dediler, “Biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

  17. Yâsîn 36/17

    وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ

    Okunuş

    Ve ma aleyna illel belagul mubin.

    Meal

    Bize düşen, açıkça tebliğ etmekten ibarettir.”

  18. Yâsîn 36/18

    قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ

    Okunuş

    Kalu inna tetayyerna bi kum, le in lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim.

    Meal

    (İnkârcılar) şu karşılığı verdiler: “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”

  19. Yâsîn 36/19

    قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْؕ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

    Okunuş

    Kalu tairikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifun.

    Meal

    Onlar da dediler ki: “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye öyle mi? Hayır! Siz sınırı aşmış bir topluluksunuz.”

  20. Yâsîn 36/20

    وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَدٖينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلٖينَۙ

    Okunuş

    Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin.

    Meal

    O sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.

  21. Yâsîn 36/21

    اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ

    Okunuş

    İttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun.

    Meal

    Sizden bir ücret istemeyen o kimselere tâbi olun; onlar doğru yoldadırlar.

  22. Yâsîn 36/22

    وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذٖي فَطَرَنٖي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Okunuş

    Ve ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun.

    Meal

    Hem ne diye beni yaratan ve sizin de dönüp kendisine varacağınız Allah’a kulluk etmeyeyim ki?

  23. Yâsîn 36/23

    ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّٖي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ

    Okunuş

    E ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun.

    Meal

    Hiç O’ndan başka mâbudlar edinir miyim! Eğer Rahmân bana bir zarar vermek isterse onların şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar.

  24. Yâsîn 36/24

    اِنّٖٓي اِذاً لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Okunuş

    İnni izen le fi dalalin mubin.

    Meal

    İşte o takdirde (başka bir tanrı edinirsem) ben apaçık bir sapkınlık içine düşmüş olurum.

  25. Yâsîn 36/25

    اِنّٖٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِؕ

    Okunuş

    İnni amentu bi rabbikum fesmeun.

    Meal

    İşte ben rabbinize iman etmiş bulunuyorum; bana kulak verin.”

  26. Yâsîn 36/26

    قٖيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَؕ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمٖي يَعْلَمُونَۙ

    Okunuş

    Kiled hulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemun.

    Meal

    Bu ayetin meali 27. ayetle birlikte verilir.

  27. Yâsîn 36/27

    بِمَا غَفَرَ لٖي رَبّٖي وَجَعَلَنٖي مِنَ الْمُكْرَمٖينَ

    Okunuş

    Bima gafere li rabbi ve cealeni minel mukremin.

    Meal

    (26-27) Ona, “Cennete gir” denildi. “Rabbimin beni bağışladığını ve güzel biçimde ağırlananlardan eylediğini keşke kavmim bilseydi!” dedi.

  28. Yâsîn 36/28

    وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِهٖ مِنْ بَعْدِهٖ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلٖينَ

    Okunuş

    Ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin.

    Meal

    Ondan sonra kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirmeyiz de.

  29. Yâsîn 36/29

    اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ

    Okunuş

    İn kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun.

    Meal

    (Cezaları) korkunç bir sesten ibaretti; sönüverdiler.

  30. Yâsîn 36/30

    يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

    Okunuş

    Ya hasreten alel ıbad, ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.

    Meal

    O kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı.

  31. Yâsîn 36/31

    اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

    Okunuş

    E lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun.

    Meal

    Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi ve onların artık kendilerine dönüp gelmediğini görmezler mi!

  32. Yâsîn 36/32

    وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَࣖ

    Okunuş

    Ve in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun.

    Meal

    Elbette onların hepsi toplanıp huzurumuza getirilecek.

  33. Yâsîn 36/33

    وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَباًّ فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

    Okunuş

    Ve ayetun lehumul ardul meyteh, ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun.

    Meal

    Onlar için ölü toprak açık bir kanıttır. Ona can verdik ve ondan taneler çıkardık; işte bundan (yaptıkları yiyecekleri) yiyorlar.

  34. Yâsîn 36/34

    وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِۙ

    Okunuş

    Ve cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun.

    Meal

    Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinde gözelerden su fışkırttık;

  35. Yâsîn 36/35

    لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْدٖيهِمْؕ اَفَلَا يَشْكُرُونَ

    Okunuş

    Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, e fe la yeşkurun.

    Meal

    Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

  36. Yâsîn 36/36

    سُبْحَانَ الَّذٖي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

    Okunuş

    Subhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun.

    Meal

    Toprağın bitirdiklerini, kendilerini ve daha bilmedikleri nice şeyleri çifter çifter yaratan Allah her türlü eksiklikten uzaktır.

  37. Yâsîn 36/37

    وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ

    Okunuş

    Ve ayetun lehumul leyl, neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun.

    Meal

    Gece de onlar için açık bir kanıttır. Gündüzü ondan çekip alırız da karanlıkta kalıverirler.

  38. Yâsîn 36/38

    وَالشَّمْسُ تَجْرٖي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاؕ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِؕ

    Okunuş

    Veş şemsu tecri li mustekarrin leha, zalike takdirul azizil alim.

    Meal

    Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

  39. Yâsîn 36/39

    وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ

    Okunuş

    Vel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim.

    Meal

    Ay için de menziller belirledik; sonunda o, hurma salkımının (ağaçta kalan) yıllanmış sapı gibi olur.

  40. Yâsîn 36/40

    لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِؕ وَكُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    Okunuş

    Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun.

    Meal

    Ne güneşin aya yetişip çatması uygundur ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider.

  41. Yâsîn 36/41

    وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ

    Okunuş

    Ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun.

    Meal

    Bu ayetin meali 42. ayetle birlikte verilir.

  42. Yâsîn 36/42

    وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهٖ مَا يَرْكَبُونَ

    Okunuş

    Ve halakna lehum min mislihi ma yerkebun.

    Meal

    (41-42) Onları ve nesillerini yüklü gemide taşımamız ve binecekleri benzer araçlar yaratmamız da kendileri için açık bir kanıttır.

  43. Yâsîn 36/43

    وَاِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرٖيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ

    Okunuş

    Ve in neşe' nugrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun.

    Meal

    Dilesek onları suda boğarız, kimse de onların yardımına koşamaz ve artık ­kurtarılamazlar.

  44. Yâsîn 36/44

    اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعاً اِلٰى حٖينٍ

    Okunuş

    İlla rahmeten minna ve metaan ila hin.

    Meal

    Ama tarafımızdan bir rahmet ve belli zamana kadar faydalanma fırsatı vermemiz başkadır.

  45. Yâsîn 36/45

    وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْدٖيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    Okunuş

    Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun.

    Meal

    Onlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki rahmet göresiniz” dendiğinde (aldırış etmezler).

  46. Yâsîn 36/46

    وَمَا تَأْتٖيهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضٖينَ

    Okunuş

    Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin.

    Meal

    Onlara rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, illâ da ondan yüz çevirirler.

  47. Yâsîn 36/47

    وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُࣗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

    Okunuş

    Ve iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalin mubin.

    Meal

    Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için de harcayın” dendiğinde, inkârcılar müminlere derler ki: “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz! Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz.”

  48. Yâsîn 36/48

    وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ

    Okunuş

    Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin.

    Meal

    Ve şöyle derler: “Şayet gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit hani ne zaman gerçekleşecek?”

  49. Yâsîn 36/49

    مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

    Okunuş

    Ma yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun.

    Meal

    Onlar, besbelli ki, birbirleriyle uğraşırken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar!

  50. Yâsîn 36/50

    فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَࣖ

    Okunuş

    Fe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun.

    Meal

    İşte o anda onlar ne bir vasiyette bulunabilecekler ne de ailelerine dönebilecekler.

  51. Yâsîn 36/51

    وَنُفِـخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ

    Okunuş

    Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun.

    Meal

    Sûra üflenmiştir. Artık onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşmaktadırlar.

  52. Yâsîn 36/52

    قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۘ ࣝهٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ

    Okunuş

    Kalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun.

    Meal

    Derler ki: “Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmânın vaad ettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!”

  53. Yâsîn 36/53

    اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    Okunuş

    İn kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun.

    Meal

    Olup biten yalnızca bir ses! Ama ardından onların tamamı, birden toplanmış olarak işte huzurumuzdalar.

  54. Yâsîn 36/54

    فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاً وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

    Okunuş

    Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun.

    Meal

    Bugün hiç kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Sadece yapıp ettiklerinizin karşılığını görürsünüz.

  55. Yâsîn 36/55

    اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ

    Okunuş

    İnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun.

    Meal

    O gün cennetlikler safa sürmekle meşguldürler.

  56. Yâsîn 36/56

    هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ فٖي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ

    Okunuş

    Hum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.

    Meal

    Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar.

  57. Yâsîn 36/57

    لَهُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ

    Okunuş

    Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun.

    Meal

    Orada onlar için her tür meyve vardır ve bütün istekleri yerine getirilir.

  58. Yâsîn 36/58

    سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحٖيمٍ

    Okunuş

    Selamun kavlen min rabbin rahim.

    Meal

    Engin merhamet sahibi rabden gelen söz şu olacak: “Selâm size!”

  59. Yâsîn 36/59

    وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ

    Okunuş

    Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun.

    Meal

    Ve “Ey günahkârlar! Siz bugün şöyle ayrılın!” (denir).

  60. Yâsîn 36/60

    اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَنٖٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌۙ

    Okunuş

    E lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.

    Meal

    Bu ayetin meali 61. ayetle birlikte verilir.

  61. Yâsîn 36/61

    وَاَنِ اعْبُدُونٖيؕ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

    Okunuş

    Ve eni'buduni, haza sıratun mustekim.

    Meal

    (60-61) Ey Âdemoğulları! Size “Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır; bana kulluk edin, doğru yol budur” dememiş miydim?

  62. Yâsîn 36/62

    وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلاًّ كَثٖيراًؕ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ

    Okunuş

    Ve lekad edalle minkum cibillen kesira, e fe lem tekunu ta'kılun.

    Meal

    Nitekim o şeytan sizden nice nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmıyor muydunuz!

  63. Yâsîn 36/63

    هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

    Okunuş

    Hazihi cehennemulleti kuntum tuadun.

    Meal

    İşte size bildirilen cehennem bu!

  64. Yâsîn 36/64

    اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

    Okunuş

    Islevhel yevme bima kuntum tekfurun.

    Meal

    İnkârcılıkta ısrar etmenize karşılık girin oraya!

  65. Yâsîn 36/65

    اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْدٖيهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

    Okunuş

    El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun.

    Meal

    O gün onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da tanıklık eder.

  66. Yâsîn 36/66

    وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ

    Okunuş

    Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun.

    Meal

    Dilesek (dünyada da) gözlerini büsbütün kör ederdik de yolu bulmak için çabalayıp dururlardı; ama o takdirde nasıl görebileceklerdi ki?

  67. Yâsîn 36/67

    وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِياًّ وَلَا يَرْجِعُونَࣖ

    Okunuş

    Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun.

    Meal

    Yine dilesek oldukları yerde onların mahiyetlerini değiştirirdik de (taş gibi) artık ne ileri gidebilirler ne de geri dönebilirlerdi.

  68. Yâsîn 36/68

    وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِؕ اَفَلَا يَعْقِلُونَ

    Okunuş

    Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk, e fe la ya'kılun.

    Meal

    Kime uzun ömür verirsek onu yaratılış çizgisinde tersine çeviririz. Hiç düşünmezler mi!

  69. Yâsîn 36/69

    وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغٖي لَهُؕ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُبٖينٌۙ

    Okunuş

    Ve ma allemnahuş şi're ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur'anun mubin.

    Meal

    Biz ona şiir öğretmedik; zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.

  70. Yâsîn 36/70

    لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرٖينَ

    Okunuş

    Li yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin.

    Meal

    Diri olanları uyarsın ve inkârcılar hakkındaki o söz (ceza) gerçekleşsin diye (gönderilmiştir).

  71. Yâsîn 36/71

    اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْدٖينَٓا اَنْعَاماً فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ

    Okunuş

    E ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun.

    Meal

    Görmezler mi ki kendi kudretimizin eserlerinden olmak üzere onlar için sahip oldukları nice hayvanlar yarattık.

  72. Yâsîn 36/72

    وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

    Okunuş

    Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun.

    Meal

    Bunları kendilerine boyun eğdirdik ki bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

  73. Yâsîn 36/73

    وَلَهُمْ فٖيهَا مَنَافِـعُ وَمَشَارِبُؕ اَفَلَا يَشْكُرُونَ

    Okunuş

    Ve lehum fiha menafiu ve meşarib, e fe la yeşkurun.

    Meal

    Bunlarda kendileri için içecekler ve başkaca yararlar da vardır. Hâlâ ­şükretmeyecekler mi?

  74. Yâsîn 36/74

    وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَؕ

    Okunuş

    Vettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun.

    Meal

    Onlar yardım göreceklerini umarak Allah’tan başka tanrılar edindiler.

  75. Yâsîn 36/75

    لَا يَسْتَطٖيعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ

    Okunuş

    La yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun.

    Meal

    Halbuki o sözde tanrılar kendilerine yardım edemezler, aksine kendileri onların hizmetindeki askerlerdir.

  76. Yâsîn 36/76

    فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۘ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    Okunuş

    Fe la yahzunke kavluhum, inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun.

    Meal

    Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da elbette biliyoruz.

  77. Yâsîn 36/77

    اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖيمٌ مُبٖينٌ

    Okunuş

    E ve lem yerel insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin.

    Meal

    İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi? Oysa bak, şimdi o, açıktan açığa bize karşı duran biri olmuştur.

  78. Yâsîn 36/78

    وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً وَنَسِيَ خَلْقَهُؕ قَالَ مَنْ يُحْـيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَمٖيمٌ

    Okunuş

    Ve darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim.

    Meal

    Kendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diyor.

  79. Yâsîn 36/79

    قُلْ يُحْيٖيهَا الَّـذٖٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍؕ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖيمٌۙ

    Okunuş

    Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merreh, ve huve bi kulli halkın alim.

    Meal

    De ki: “Onları ilk başta yaratmış olan diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.”

  80. Yâsîn 36/80

    اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَاراً فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ

    Okunuş

    Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun.

    Meal

    Yemyeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur; işte ondan yakıp durmaktasınız.

  81. Yâsîn 36/81

    اَوَلَيْسَ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْؕ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلٖيمُ

    Okunuş

    E ve leysellezi halakas semavati vel arda bi kadirin ala en yahluka mislehum, bela ve huvel hallakul alim.

    Meal

    Gökleri ve yeri yaratan Allah onların benzerini yaratmaya kādir değil mi? Elbette öyledir. O eşsiz yaratıcıdır, her şeyi bilir.

  82. Yâsîn 36/82

    اِنَّـمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

    Okunuş

    İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun.

    Meal

    Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.

  83. Yâsîn 36/83

    فَسُبْحَانَ الَّذٖي بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Okunuş

    Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.

    Meal

    Her şeyin egemenliği kendi elinde olan Allah bütün eksikliklerden uzaktır ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).

Yâsîn suresi hakkında sık sorulanlar

Yâsîn suresi kaç ayettir?

Yâsîn suresi 83 ayettir.

Yâsîn suresi kaçıncı sayfada?

Yâsîn, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresidir. Diyanet mushafında 22. cüzde başlar, 23. cüzde biter; 440. sayfada başlar, 445. sayfada biter.

Yâsîn suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Yâsîn suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.

Tevazu uygulaması

Yâsîn suresini ayet ayet takip ederek dinleyin

Uygulamada hafız seçin, sesi indirip çevrimdışı dinleyin; 13 dilde meal ve Türkçe okunuş bir arada.

Telefonunuzun kamerasıyla okutun
Tevazu Kur'an ekranı: hatim takibi, sureler, cüzler ve sayfalar