Yâsîn Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali
Yâsîn, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresidir; Mekkî olarak sınıflandırılır ve 83 ayettir. Diyanet mushafında 22. cüzde başlar, 23. cüzde biter ; 440. sayfada başlar, 445. sayfada biter. Aşağıda her ayetin Arapçası, Türkçe okunuşu ve meali yer alır.
- 36. sure
- Mekkî
- 83 ayet
- 22–23. cüz · sayfa 440–445
Yâsîn suresinin Arapçası, okunuşu ve meali
Besmele: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
-
Yâsîn 36/1
يٰسٓؕ
OkunuşYa sin.
MealYâ-sîn.
-
Yâsîn 36/2
وَالْقُرْاٰنِ الْحَكٖيمِۙ
OkunuşVel kur'anil hakim.
MealBu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/3
اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۙ
Okunuşİnneke leminel murselin.
MealBu ayetin meali 4. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/4
عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍؕ
OkunuşAla sıratın mustekim.
Meal(2-4) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen kesinlikle dosdoğru bir yolda yürümek üzere gönderilmiş peygamberlerden birisin.
-
Yâsîn 36/5
تَنْزٖيلَ الْعَزٖيزِ الرَّحٖيمِۙ
OkunuşTenzilel azizir rahim.
MealBu ayetin meali 6. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/6
لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ
OkunuşLi tunzire kavmen ma unzire abauhum fe hum gafilun.
Meal(5-6) (Bu kitap) aziz ve rahmeti bol olan Allah tarafından, ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde bulunan bir toplumu uyarasın diye indirilmiştir.
-
Yâsîn 36/7
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
OkunuşLekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun.
MealAndolsun ki onların çoğu hakkında o söz (azap) gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmeyecekler.
-
Yâsîn 36/8
اِنَّا جَعَلْنَا فٖٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ
Okunuşİnna cealna fi a'nakıhim aglalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun.
MealBiz onların boyunlarına çenelerine kadar dayanan halkalar geçirdik, bu yüzden kafaları yukarı kalkık durmaktadır.
-
Yâsîn 36/9
وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدٖيهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
OkunuşVe cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun.
MealOnların önlerinden bir set, arkalarından da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; onlar artık göremezler.
-
Yâsîn 36/10
وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
OkunuşVe sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun.
MealKendilerini uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.
-
Yâsîn 36/11
اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ
Okunuşİnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim.
MealSen ancak o zikre uyanı ve görmediği halde rahmândan korkanı uyarabilirsin. İşte böylesini hem bir af hem de değerli bir ödülle müjdele.
-
Yâsîn 36/12
اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْؕ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فٖٓي اِمَامٍ مُبٖينٍࣖ
Okunuşİnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarehum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin.
MealŞüphesiz ölüleri diriltecek olan biziz. Onların gelecek için yaptıkları her şeyi ve bıraktıkları her izi de yazıyoruz; aslında biz her şeyi apaçık bir ana kitaba kaydetmekteyiz.
-
Yâsîn 36/13
وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۘ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ
OkunuşVadrıb lehum meselen ashabel karyeh, iz cae hel murselun.
MealOnlara mâlûm şehir halkını örnek göster. Oraya elçiler gelmişti.
-
Yâsîn 36/14
اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ
Okunuşİz erselna ileyhimusneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun.
MealBiz kendilerine iki kişi göndermiştik ama ikisini de yalancılıkla itham ettiler. Bunun üzerine bir üçüncüyle destekledik. Onlar “Biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.
-
Yâsîn 36/15
قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ
OkunuşKalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun.
MealDiğerleri ise şöyle karşılık verdiler: “Siz de ancak bizler gibi insanlarsınız. Hem rahmân herhangi bir şey indirmiş değil; siz sadece yalan söylüyorsunuz!”
-
Yâsîn 36/16
قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ
OkunuşKalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun.
Meal“Rabbimiz biliyor ki” dediler, “Biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
-
Yâsîn 36/17
وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ
OkunuşVe ma aleyna illel belagul mubin.
MealBize düşen, açıkça tebliğ etmekten ibarettir.”
-
Yâsîn 36/18
قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلٖيمٌ
OkunuşKalu inna tetayyerna bi kum, le in lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim.
Meal(İnkârcılar) şu karşılığı verdiler: “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”
-
Yâsîn 36/19
قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْؕ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
OkunuşKalu tairikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifun.
MealOnlar da dediler ki: “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye öyle mi? Hayır! Siz sınırı aşmış bir topluluksunuz.”
-
Yâsîn 36/20
وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَدٖينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلٖينَۙ
OkunuşVe cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin.
MealO sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.
-
Yâsîn 36/21
اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ
Okunuşİttebiu men la yes'elukum ecren ve hum muhtedun.
MealSizden bir ücret istemeyen o kimselere tâbi olun; onlar doğru yoldadırlar.
-
Yâsîn 36/22
وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذٖي فَطَرَنٖي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
OkunuşVe ma liye la a'budullezi fatarani ve ileyhi turceun.
MealHem ne diye beni yaratan ve sizin de dönüp kendisine varacağınız Allah’a kulluk etmeyeyim ki?
-
Yâsîn 36/23
ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهٖٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّٖي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ
OkunuşE ettehızu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tugni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkızun.
MealHiç O’ndan başka mâbudlar edinir miyim! Eğer Rahmân bana bir zarar vermek isterse onların şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar.
-
Yâsîn 36/24
اِنّٖٓي اِذاً لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
Okunuşİnni izen le fi dalalin mubin.
Mealİşte o takdirde (başka bir tanrı edinirsem) ben apaçık bir sapkınlık içine düşmüş olurum.
-
Yâsîn 36/25
اِنّٖٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِؕ
Okunuşİnni amentu bi rabbikum fesmeun.
Mealİşte ben rabbinize iman etmiş bulunuyorum; bana kulak verin.”
-
Yâsîn 36/26
قٖيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَؕ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْمٖي يَعْلَمُونَۙ
OkunuşKiled hulil cenneh, kale ya leyte kavmi ya'lemun.
MealBu ayetin meali 27. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/27
بِمَا غَفَرَ لٖي رَبّٖي وَجَعَلَنٖي مِنَ الْمُكْرَمٖينَ
OkunuşBima gafere li rabbi ve cealeni minel mukremin.
Meal(26-27) Ona, “Cennete gir” denildi. “Rabbimin beni bağışladığını ve güzel biçimde ağırlananlardan eylediğini keşke kavmim bilseydi!” dedi.
-
Yâsîn 36/28
وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِهٖ مِنْ بَعْدِهٖ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلٖينَ
OkunuşVe ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin.
MealOndan sonra kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirmeyiz de.
-
Yâsîn 36/29
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ
Okunuşİn kanet illa sayhaten vahıdetenfe iza hum hamidun.
Meal(Cezaları) korkunç bir sesten ibaretti; sönüverdiler.
-
Yâsîn 36/30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْتٖيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
OkunuşYa hasreten alel ıbad, ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.
MealO kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı.
-
Yâsîn 36/31
اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ
OkunuşE lem yerev kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yerciun.
MealOnlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi ve onların artık kendilerine dönüp gelmediğini görmezler mi!
-
Yâsîn 36/32
وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَࣖ
OkunuşVe in kullun lemma cemiun ledeyna muhdarun.
MealElbette onların hepsi toplanıp huzurumuza getirilecek.
-
Yâsîn 36/33
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَباًّ فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
OkunuşVe ayetun lehumul ardul meyteh, ahyeynaha ve ahrecna minha habben fe minhu ye'kulun.
MealOnlar için ölü toprak açık bir kanıttır. Ona can verdik ve ondan taneler çıkardık; işte bundan (yaptıkları yiyecekleri) yiyorlar.
-
Yâsîn 36/34
وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِۙ
OkunuşVe cealna fiha cennatin min nahilin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun.
MealOrada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinde gözelerden su fışkırttık;
-
Yâsîn 36/35
لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْدٖيهِمْؕ اَفَلَا يَشْكُرُونَ
OkunuşLi ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim, e fe la yeşkurun.
MealOnun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
-
Yâsîn 36/36
سُبْحَانَ الَّذٖي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ
OkunuşSubhanellezi halakal ezvace kulleha mimma tunbitulardu ve min enfusihim ve mimma la ya'lemun.
MealToprağın bitirdiklerini, kendilerini ve daha bilmedikleri nice şeyleri çifter çifter yaratan Allah her türlü eksiklikten uzaktır.
-
Yâsîn 36/37
وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ
OkunuşVe ayetun lehumul leyl, neslehu minhun nehare fe iza hum muzlimun.
MealGece de onlar için açık bir kanıttır. Gündüzü ondan çekip alırız da karanlıkta kalıverirler.
-
Yâsîn 36/38
وَالشَّمْسُ تَجْرٖي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاؕ ذٰلِكَ تَقْدٖيرُ الْعَزٖيزِ الْعَلٖيمِؕ
OkunuşVeş şemsu tecri li mustekarrin leha, zalike takdirul azizil alim.
MealGüneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.
-
Yâsîn 36/39
وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ
OkunuşVel kamere kaddernahu menazile hatta adekel urcunil kadim.
MealAy için de menziller belirledik; sonunda o, hurma salkımının (ağaçta kalan) yıllanmış sapı gibi olur.
-
Yâsîn 36/40
لَا الشَّمْسُ يَنْبَغٖي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِؕ وَكُلٌّ فٖي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
OkunuşLeş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamere ve lel leylu sabikun nehar, ve kullun fi felekin yesbehun.
MealNe güneşin aya yetişip çatması uygundur ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider.
-
Yâsîn 36/41
وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ
OkunuşVe ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun.
MealBu ayetin meali 42. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/42
وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهٖ مَا يَرْكَبُونَ
OkunuşVe halakna lehum min mislihi ma yerkebun.
Meal(41-42) Onları ve nesillerini yüklü gemide taşımamız ve binecekleri benzer araçlar yaratmamız da kendileri için açık bir kanıttır.
-
Yâsîn 36/43
وَاِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرٖيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ
OkunuşVe in neşe' nugrıkhum fe la sariha lehum ve la hum yunkazun.
MealDilesek onları suda boğarız, kimse de onların yardımına koşamaz ve artık kurtarılamazlar.
-
Yâsîn 36/44
اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعاً اِلٰى حٖينٍ
Okunuşİlla rahmeten minna ve metaan ila hin.
MealAma tarafımızdan bir rahmet ve belli zamana kadar faydalanma fırsatı vermemiz başkadır.
-
Yâsîn 36/45
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْدٖيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
OkunuşVe iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun.
MealOnlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki rahmet göresiniz” dendiğinde (aldırış etmezler).
-
Yâsîn 36/46
وَمَا تَأْتٖيهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضٖينَ
OkunuşVe ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin.
MealOnlara rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, illâ da ondan yüz çevirirler.
-
Yâsîn 36/47
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُࣗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
OkunuşVe iza kile lehum enfiku mimma rezakakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'ameh, in entum illa fi dalalin mubin.
MealOnlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için de harcayın” dendiğinde, inkârcılar müminlere derler ki: “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz! Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz.”
-
Yâsîn 36/48
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
OkunuşVe yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin.
MealVe şöyle derler: “Şayet gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit hani ne zaman gerçekleşecek?”
-
Yâsîn 36/49
مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ
OkunuşMa yenzurune illa sayhaten vahıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımun.
MealOnlar, besbelli ki, birbirleriyle uğraşırken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar!
-
Yâsîn 36/50
فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَࣖ
OkunuşFe la yestetiune tavsiyeten ve la ila ehlihim yerciun.
Mealİşte o anda onlar ne bir vasiyette bulunabilecekler ne de ailelerine dönebilecekler.
-
Yâsîn 36/51
وَنُفِـخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ
OkunuşVe nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun.
MealSûra üflenmiştir. Artık onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşmaktadırlar.
-
Yâsîn 36/52
قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۘ ࣝهٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ
OkunuşKalu ya veylena men beasena min merkadina, haza ma vaader rahmanuve sadakal murselun.
MealDerler ki: “Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmânın vaad ettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!”
-
Yâsîn 36/53
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ
Okunuşİn kanet illa sayhaten vahıdeten fe iza hum cemiun ledeyna muhdarun.
MealOlup biten yalnızca bir ses! Ama ardından onların tamamı, birden toplanmış olarak işte huzurumuzdalar.
-
Yâsîn 36/54
فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاً وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
OkunuşFel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun.
MealBugün hiç kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Sadece yapıp ettiklerinizin karşılığını görürsünüz.
-
Yâsîn 36/55
اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ
Okunuşİnne ashabel cennetil yevme fi şugulin fakihun.
MealO gün cennetlikler safa sürmekle meşguldürler.
-
Yâsîn 36/56
هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ فٖي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ
OkunuşHum ve ezvacuhum fi zılalin alel eraiki muttekiun.
MealKendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar.
-
Yâsîn 36/57
لَهُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ
OkunuşLehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun.
MealOrada onlar için her tür meyve vardır ve bütün istekleri yerine getirilir.
-
Yâsîn 36/58
سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحٖيمٍ
OkunuşSelamun kavlen min rabbin rahim.
MealEngin merhamet sahibi rabden gelen söz şu olacak: “Selâm size!”
-
Yâsîn 36/59
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
OkunuşVemtazul yevme eyyuhel mucrimun.
MealVe “Ey günahkârlar! Siz bugün şöyle ayrılın!” (denir).
-
Yâsîn 36/60
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَنٖٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌۙ
OkunuşE lem a'had ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan, innehu lekum aduvvun mubin.
MealBu ayetin meali 61. ayetle birlikte verilir.
-
Yâsîn 36/61
وَاَنِ اعْبُدُونٖيؕ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ
OkunuşVe eni'buduni, haza sıratun mustekim.
Meal(60-61) Ey Âdemoğulları! Size “Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır; bana kulluk edin, doğru yol budur” dememiş miydim?
-
Yâsîn 36/62
وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلاًّ كَثٖيراًؕ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
OkunuşVe lekad edalle minkum cibillen kesira, e fe lem tekunu ta'kılun.
MealNitekim o şeytan sizden nice nesilleri saptırdı. Hiç aklınızı kullanmıyor muydunuz!
-
Yâsîn 36/63
هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
OkunuşHazihi cehennemulleti kuntum tuadun.
Mealİşte size bildirilen cehennem bu!
-
Yâsîn 36/64
اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
OkunuşIslevhel yevme bima kuntum tekfurun.
Mealİnkârcılıkta ısrar etmenize karşılık girin oraya!
-
Yâsîn 36/65
اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْدٖيهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
OkunuşEl yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun.
MealO gün onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da tanıklık eder.
-
Yâsîn 36/66
وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ
OkunuşVe lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sırata fe enna yubsırun.
MealDilesek (dünyada da) gözlerini büsbütün kör ederdik de yolu bulmak için çabalayıp dururlardı; ama o takdirde nasıl görebileceklerdi ki?
-
Yâsîn 36/67
وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِياًّ وَلَا يَرْجِعُونَࣖ
OkunuşVe lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mastetau mudiyyen ve la yerciun.
MealYine dilesek oldukları yerde onların mahiyetlerini değiştirirdik de (taş gibi) artık ne ileri gidebilirler ne de geri dönebilirlerdi.
-
Yâsîn 36/68
وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِؕ اَفَلَا يَعْقِلُونَ
OkunuşVe men nuammirhu nunekkishu fil halk, e fe la ya'kılun.
MealKime uzun ömür verirsek onu yaratılış çizgisinde tersine çeviririz. Hiç düşünmezler mi!
-
Yâsîn 36/69
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغٖي لَهُؕ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُبٖينٌۙ
OkunuşVe ma allemnahuş şi're ve ma yenbagi leh, in huve illa zikrun ve kur'anun mubin.
MealBiz ona şiir öğretmedik; zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.
-
Yâsîn 36/70
لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرٖينَ
OkunuşLi yunzire men kane hayyen ve yehıkkal kavlu alel kafirin.
MealDiri olanları uyarsın ve inkârcılar hakkındaki o söz (ceza) gerçekleşsin diye (gönderilmiştir).
-
Yâsîn 36/71
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْدٖينَٓا اَنْعَاماً فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ
OkunuşE ve lem yerev enna halakna lehum mimma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun.
MealGörmezler mi ki kendi kudretimizin eserlerinden olmak üzere onlar için sahip oldukları nice hayvanlar yarattık.
-
Yâsîn 36/72
وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ
OkunuşVe zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun.
MealBunları kendilerine boyun eğdirdik ki bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
-
Yâsîn 36/73
وَلَهُمْ فٖيهَا مَنَافِـعُ وَمَشَارِبُؕ اَفَلَا يَشْكُرُونَ
OkunuşVe lehum fiha menafiu ve meşarib, e fe la yeşkurun.
MealBunlarda kendileri için içecekler ve başkaca yararlar da vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
-
Yâsîn 36/74
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَؕ
OkunuşVettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun.
MealOnlar yardım göreceklerini umarak Allah’tan başka tanrılar edindiler.
-
Yâsîn 36/75
لَا يَسْتَطٖيعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ
OkunuşLa yestetiune nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun.
MealHalbuki o sözde tanrılar kendilerine yardım edemezler, aksine kendileri onların hizmetindeki askerlerdir.
-
Yâsîn 36/76
فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۘ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
OkunuşFe la yahzunke kavluhum, inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun.
MealOnların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da elbette biliyoruz.
-
Yâsîn 36/77
اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖيمٌ مُبٖينٌ
OkunuşE ve lem yerel insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasimun mubin.
Mealİnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi? Oysa bak, şimdi o, açıktan açığa bize karşı duran biri olmuştur.
-
Yâsîn 36/78
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً وَنَسِيَ خَلْقَهُؕ قَالَ مَنْ يُحْـيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَمٖيمٌ
OkunuşVe darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim.
MealKendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diyor.
-
Yâsîn 36/79
قُلْ يُحْيٖيهَا الَّـذٖٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍؕ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖيمٌۙ
OkunuşKul yuhyihellezi enşeeha evvele merreh, ve huve bi kulli halkın alim.
MealDe ki: “Onları ilk başta yaratmış olan diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.”
-
Yâsîn 36/80
اَلَّذٖي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَاراً فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ
OkunuşEllezi ceale lekum mineş şeceril ahdarinaren fe iza entum minhu tukıdun.
MealYemyeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur; işte ondan yakıp durmaktasınız.
-
Yâsîn 36/81
اَوَلَيْسَ الَّذٖي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْؕ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلٖيمُ
OkunuşE ve leysellezi halakas semavati vel arda bi kadirin ala en yahluka mislehum, bela ve huvel hallakul alim.
MealGökleri ve yeri yaratan Allah onların benzerini yaratmaya kādir değil mi? Elbette öyledir. O eşsiz yaratıcıdır, her şeyi bilir.
-
Yâsîn 36/82
اِنَّـمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Okunuşİnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun.
MealBir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.
-
Yâsîn 36/83
فَسُبْحَانَ الَّذٖي بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
OkunuşFe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.
MealHer şeyin egemenliği kendi elinde olan Allah bütün eksikliklerden uzaktır ve hepiniz sonunda O’na döndürüleceksiniz.
Meal: Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet). Arapça metin: Diyanet İşleri Başkanlığı mushafı (kuran.diyanet.gov.tr). Okunuş: Açık Kuran (acikkuran.com).
Yâsîn suresi hakkında sık sorulanlar
Yâsîn suresi kaç ayettir?
Yâsîn suresi 83 ayettir.
Yâsîn suresi kaçıncı sayfada?
Yâsîn, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresidir. Diyanet mushafında 22. cüzde başlar, 23. cüzde biter; 440. sayfada başlar, 445. sayfada biter.
Yâsîn suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Tevazu uygulamasındaki Kur'an verisinde Yâsîn suresi Mekkî olarak sınıflandırılır.